Mesajları Göster
Sayfa: [1] 2 3 ... 22
1  ––––•(-• Msn Messenger •-)•–––– / Msn Avatarları / Süper Smileyler : Mart 11, 2008, 11:39:19
Alıntı sahibi: ♪♪♪ICE-RAP♪♪♪;18806


















2  ––––•(-• Msn Messenger •-)•–––– / Msn Avatarları / Alevli Msn Harfleri : Mart 11, 2008, 11:38:15
Alıntı sahibi: CrysiS;15698
Alevli Msn Harfleri



 
 Bu Harfleri Kaydetmek için yüklemek istediğiniz resmin Üstüne Sağ Tıklayıp Farklı Kaydet Diyip , daha sonra Msn den yükleyebilirsiniz..
 
 
 
 




Alevli Harfler , Alevli Harfler Avatarlari, Alevli Harfler yukle, Alevli Harfler indir, Alevli Harfler ifadeleri, Alevli Harfler nickleri, Alevli Harfler programlari, Alevli Harflereklentisi, Alevli Harfler resimleri,

3  ––––•(-• Msn Messenger •-)•–––– / Msn İfadeleri / msn renkli ifadeler : Mart 11, 2008, 11:37:06
Alıntı sahibi: CrysiS;15705
Smileyler , Smileyler Avatarlari, Smileyler yukle, Smileyler indir, Smileyler ifadeleri, Smileyler nickleri, Smileyler programlari, Smileylereklentisi, Smileyler resimleri,


 
 
 
 
 
 
 
 


 
 
 

4  ––––•(-• Msn Messenger •-)•–––– / Msn İfadeleri / Renkli İfadeler2 : Mart 11, 2008, 11:36:02
Alıntı sahibi: CrysiS;15705
Smileyler , Smileyler Avatarlari, Smileyler yukle, Smileyler indir, Smileyler ifadeleri, Smileyler nickleri, Smileyler programlari, Smileylereklentisi, Smileyler resimleri,


 
 
 
 
 
 
 
 


 
 
 

5  ––––•(-• Msn Messenger •-)•–––– / Msn İfadeleri / Renkli İfadeler : Mart 11, 2008, 11:32:58
*Renkli İfadeler *Resim: http://img141.imageshack.us/img141/8049/53qs2.gif Resim: http://img218.imageshack.us/img218/4606/100nx0.gif Resim:...
6  ––––•(-• Paylaşmak İstediklerim •-)•–––– / Nefret Ediyorum / nefrett : Mart 11, 2008, 11:28:35
evet kankiler ben bir kızdan ölesiye nefret ediyom peşimden az koşmadı ama yüz vermedim :S adı BURCUY DU
Dj_ibo_g_h
7  ––––•(-• Paylaşmak İstediklerim •-)•–––– / İtiraf Ediyorum / buda kopya için:S : Mart 11, 2008, 11:27:19
evet herkes ögrenciliq hayatında gözü kayma kopya cekmişliqi vardır yoq deil.D bende ne yaptım biliyormsunuz yanımdaki kankimin:D yazılı kagıtını deiştim:D ve iyi not aldım 78:D hoca bunu 80 yaptı:D

HEY gidi okul yılları:D
8  ––––•(-• Paylaşmak İstediklerim •-)•–––– / İtiraf Ediyorum / tmmtmtm itiraf ediyom:S : Mart 11, 2008, 11:25:29
evet tmm ben bu aslıyı cok ama cok cockockcockcocckcockcockcockcockcock Kahkaha cok seviyom varmı duty beni aslııııııııı
ASLIM Dj_ibo_g_h
9  ––––•(-• Bayanların Köşesi •-)•–––– / Anne ve Çocuk Sağlığı / PLANLI HAMİLELİK NASIL YAPILIR ? : Mart 11, 2008, 11:23:52
Planlı hamilelik özellikle kariyer yapma çabasındaki çalışan çiftler için büyük önem taşıyor. Ama "Artık bebek sahibi olmanın zamanı geldi diyorsanız fazla vakit kaybetmeden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Murat Taşdemir'in önerilerine kulak verin.
Günümüz koşulları hemen hemen her alanda olduğu gibi bebek sahibi olma konusunda da plan yapmayı gerektiriyor. Ama kararı verince bebek de hemen gelmiyor. Aylarca çaba! sarfedildiği halde ve klinik olarak hiçbir sorun bulunmamasına rağmen, bazen istenilen hamilelik bir türlü gerçekleşmiyor. Çünkü ya yumurtlama zamanı tutturulamıyor ya da farkında olmadan hamileliği engelleyen hatalar yapılıyor. Oysa maddi ve manevi açıdan hazır olunan bir dönemde bebek sahibi olmak istendiğinde insanların beklemeye pek de fazla tahammülü olmuyor. Peki, doğru olduğu düşünülen zamanda, vakit kaybetmeden hamileliğin gerçekleşmesi için neler yapılmalı, nelere dikkat edilmeli? Uzmanlara göre hiçbir doğurganlık problemine sahip olmayan ve korunmayan bir çiftin ortalama hamile kalma şansı, her adet döneminde yüzde 25 civarında. Çiftin yaşı, regl döneminin zamanı ve ilişkilerin sıklığı ise başarıyı etkileyen en önemli faktörler. Hamileliği sağlayan ve destekleyen koşullara dikkat ederek arzu ettiğiniz bebeğe bir an önce kavuşabilmek için uzmanımızın önerilerini dikkatlice uygulayın.

İdeal yaşta mısınız?
Tıbbi araştırmalar, çocuk sahibi olabilecek çağdaki yetişkinlerin yüzde 10 - 15'inin kısırlık problemi ile karşılaştığını ortaya koyuyor. Aktif bir cinsel yaşamı olan çiftlerin yüzde 57'si üçüncü ayda, yüzde 72'si altıncı ayda, yüzde 85'i de birinci yılın sonunda hamile kalıyor. Hamilelik için gereken süre, çiftlerin yaşları yükseldikçe artıyor. Yaşla beraber kadının üretkenliğinin azaldığını belirten uzmanlar yaşın çocuk sahibi olunmasında bu kadar önemli olmasını başlıca iki nedene bağlıyorlar.
Birincisi yaşlanma sonucunda yumurtaların kaliteleri bozuluyor. İkincisi, ilerleyen yaşla birlikte erken gebelik kaybı olasılığı artıyor. Bir kadın üreme çağı boyunca ortalama 400 - 500 kez yumurtluyor, yaş ilerledikçe kaliteli yumurta sayısı da azalıyor.

Hamilelik öncesi hazırlık çok önemli
Prekonsepsiyon dönemi olarak adlandırılan döllenme öncesi hazırlık döneminin son derece önemli olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Murat Taşdemir, bu dönemin en sağlıklı şekilde geçirilebilmesi için anne adayının gebeliğin 2-3 ay öncesinden başlayarak bu 9 aylık döneme hazırlanması gerektiğini vurguluyor: "Döllenme ve döllenen yumurtanın rahmin iç tabakasına tutunması ile başlayan gebelik sürecinde bebeğin organlarını oluşturan hücreler büyük bir hızla bölünerek çoğalır ve oluşturacakları organ sistemlerine göre farklılaşır. Dolayısıyla gebeliğin organların oluştuğu bu ilk dönemi çok önemli."

Yumurtlama döneminizi tespit edin
Kadınların en fazla doğurgan oldukları döneme ait şöyle küçük formüller söz konusu: Adetin başladığı gün "1. Gün" olarak kabul ediliyor ve 28 günde bir adet gören kadında yumurtlama 13.- 15. gün arasında gerçekleşiyor, işte bu dönem en fazla doğurgan olunan zaman. Ancak kadınların tümü bu dönemde yu-murtlamıyor. Bazıları biraz daha önce veya sonra yumurtlayabiliyor. Bazıları da hiç yumurtlamıyor.
Unutulmaması gereken nokta şu! Yumurtlama problemleri olmasına rağmen kadınlar adet görebiliyor ve yumurtlama gücü aydan aya değişebiliyor. Yumurtlamanın olup olmadığı ultrason ya da kan testleriyle belirlenebiliyor.
Erkek spermi cinsel ilişkiden sonra yaklaşık 48-72 saat kadın vücudunda canlı olarak kalabiliyor, işte kadının en doğurgan olduğu bu zamanda, spermin de orada olması gerekiyor, bir de yeterli sperm bulunabilmesi için her gün yerine gün aşırı cinsel ilişkiye girilmesi.
Çünkü fazla sayıda cinsel ilişkide bulunmak erkeğin menisindeki sperm sayısını azaltıyor.

Yumurtlamanın gerçekleştiği nasıl anlaşılır?
Göğüslerde hassasiyet, karın bölgesi ve kasıklarda ağrı, rahatsızlık hissi, vajinal akıntıların ve vajinada ıslaklığın artması gibi şikayetler yumurtlamanın gerçekleştiğinin belirgin işaretleridir. Ayrıca eczanelerde satılan ovülasyon belirleme testleri ile de yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenebilir.

Test yaptırabilirsiniz
Jinekologların yumurtlama zamanını izlemek için kullandıkları en önemli yöntem LH düzeyinin tespiti. LH düzeyindeki ani yükseliş, yumurtlamanın 1-1.5 gün içinde başlayacağını, dolayısıyla kadının adet dönemi içindeki en verimli 2-3 gününün başladığını işaret eder. İşte bebek sahibi olmaya karar veren çiftler için cinsel ilişkiye girilmesi en öncelikli günler, bu günlerdir. İdrardaki LH düzeyindeki ani yükselişi artık eczanelerde satılan testler sayesinde evinizde de zamanında ve kolayca tespit edebilirsiniz.

Siz yine de tedbirli olun!
İlişki sırasında kayganlaştırıcı olarak tükürük veya diğer krem vs. gibi maddelerin kullanılması spermleri öldürerek hamileliği önleyebilir. Ayrıca yer çekiminin etkisiyle ayakta veya oturur pozisyonda kurulan ilişkide ya da ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıldığında spermlerin rahim ağzındaki açıklıktan geçmeleri zorlaşır, ilişki sonrası kadının bir süre sırt üstü yatması hamilelik ihtimalini artırabilir. Her şeye rağmen tamamen sağlıklı bir çiftin hamilelik elde etme şansı her ay yüzde 25'tir. Hamilelik ve öncesindeki dönemde çiftlerin yüksek ısıya maruz kalmaktan kaçınmaları gerekir. Saunadan ve çok sıcak suyla banyo yapmaktan kaçınılmalıdır. Ayrıca hamilelik ve hamilelik öncesi dönemde çalışma ortamında böcek öldürücü, kurşun, etilen oksit gibi kimyasal maddelere ve radyasyona maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Bu dönemde çamaşır suyu vs. gibi temizlik maddeleri kullanırken eldiven kullanmaya ve bu maddeleri solumamaya özen gösterilmelidir. Günümüzde bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla video, display terminallerinden (bilgisayar ve televizyon ekranı) yayılan elektromanyetik alanın da hamilelere zararlı, olabileceği düşünülmektedir. Bu tip enerjiye maruz kalan kadınlarda düşük oranının arttığı gösterilmiştir. Bu zararlı etkiden korunmak için bilgisayar ekranından 80 cm. uzakta oturulması önerilir. Özellikle monitörlerin arka bölgelerinden uzakta oturmak gerekir.

Doğum kontrol hapı kullandıysanız...
Doğum kontrol hapları en güvenilir doğum kontrol yöntemlerinden biri. Ancak doğum kontrol hapını uzun süre kullanan ve bırakan kadınlarda bir süre daha yumurtlama problemi görülebiliyor. Bu sebeple hamile kalmak için geçen süre diğer doğum kontrol yöntemlerine göre uzun olabiliyor. Bu uzamaya karşın, doğum kontrol hapı kullanımıyla kısırlığın arttığı konusunda herhangi bir kanıt yok. Doğum kontrol hapıyla korunan kadınlar hapları kullanmaya devam ederken de (örneğin kullanmaya yeni başladıklarında) veya kestikten hemen sonra hamile kalabilirler, bu durumda bebeğin sağlığı olumsuz etkilenmez.

Şansınızı artırın!
Sağlıklı beslenmek yumurta ve sperm kalitesini, dolayısıyla da döllenmeyi etkiler. Hamilelik öncesi dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının edinilmesi ve bunların hamilelik süresince devam ettirilmesi çok önemli. Düzenli beslenme alışkanlığı anne adayına, ailesine ve gelişecek bebeğin sağlığına katkıda bulunur.
Boyunuza ve vücut yapınıza uygun kiloda olmak, sağlıklı bir hamilelik için ayrıca önemli. Hamile kalmadan önceki dönemde yağdan fakir, liften zengin diyet uygulanarak ve egzersiz yaparak kilo verilmesi uygun olur. Ancak hızlı kilo verebileceğiniz diyetler hamile kalma şansını düşürüp, hamilelik öncesi besin depolarınızı azaltır.
Sağlıklı hamilelik için en önemli vitamin folik asittir. Döllenmeden hemen sonra omurilik ve sinir sisteminin gelişmesinde önemli rol oynar. Hamilelikten önceki 3 aylık dönemden itibaren, günde 400 mg. folik asit takviyesi sinir sistemiyle ilgili bozuklukların oluşmasını engeller. Folik asit narenciyede, yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde bulunur,
Günde 300 mg.'dan (3 bardak filtre kahve) fazla kafein alınması üreme sağlığını olumsuz etkiler. Kafein kahvenin dışında çay, kakao, kolalı içecekler gibi birçok gıdada bulunur. Bazı çalışmalar fazla kafein alımının düşüklere yol açtığını göstermiştir. Hamilelik ve öncesi dönemde kafein alımı mümkün olduğu kadar azaltılmalı ve kafeinsiz içecekler tercih edilmelidir.
Hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde hiç alkol alınmaması en doğru yaklaşımdır. Alkol erkeklerde sperm sayısını ve kalitesini azaltır.
Hamilelik ve öncesi dönemde sigara içilmemesi ve sigara içilen ortamlardan uzak durulması gerekir. Sigara yumurta ve sperm kalitesini bozar, yumurtanın döllenmesini ve döllenen yumurtanın rahme tutun-masını zorlaştırarak hamileliği önler. Sigara içen kadınlarda dış gebeliğin daha sık görüldüğünü gös-teren çalışmalar vardır. Bu dönemde sigara bırakmayı kolaylaştıran nikotin sakız ve bantlarının kullanımı önerilmez.
Suni tatlandırıcılar ve bunları içeren gıda maddelerinin kullanımından da hamilelikte ve öncesindeki hazırlık döneminde kaçınılması gerekir.
Hamilelik öncesi ve hamilelik döneminde çiftlerin stresten mümkün olduğu kadar uzak kalması ve yeterince dinlenmesi gerekir.
Egzersiz fazla ağır olmamak şartıyla önerilir. Ağır egzersiz kadın ve erkekte üreme sağlığını olumsuz etkiler.

10  ––––•(-• Bayanların Köşesi •-)•–––– / Anne ve Çocuk Sağlığı / HAMİLE KALMADAN ÖNCE BİLİNMESİ GEREKENLER : Mart 11, 2008, 11:22:56
   

HAMİLE KALMADAN ÖNCE BİLİNMESİ GEREKENLER

Pek çok kadın hamile kaldıktan sonra ilk defa doğum uzmanına baş vurmaktadır. Halbuki hamile kalmadan önce her iki eşin doktor kontrolünden geçmesi hamilelikte karşılaşılacak, hem anne hem de doğacak çocuğu etkileyebilecek pek çok problemin önüne geçebilir. Doğurma çağında olan ve yakın gelecekte hamile kalmayı planlayan kadınlar evlilik öncesi ve olağan sağlık kontrollerinde doğum kontrolü veya başka bir sebeple kadın hastalıkları ve doğum uzmanına baş vurduklarında bu konuyu gündeme getirmelidirler. Böyle bir kontrol sırasında baba adayı da muhakkak incelenmelidir. Zira pek çok kalıtımsal hastalıkta babadan geçiş önemli rol oynamaktadır. Konu önemli olmasına rağmen pek az anne ve baba adayı gebelik öncesi doktor kontrolünden geçmektedir. Bunun başlıca sebebi gebeliklerin genellikle planlanmamış olmasıdır. Halbuki hamileliği arzulayan çiftlerin en azından yarısı böyle bir kontrol sonrası alınacak önlemlerden faydalanacaklardır (örneğin hamilelik öncesi sigarayı bırakmak gibi).


Pek çok anne adayı doğum uzmanına adetleri geciktikten sonra hamile kaldıklarından şüphelenip baş vurmaktadırlar. Bu dönemde gebelik yaklaşık 3-6 haftalıktır. Gebeliğin en önemli dönemi ilk üç ay, yani ilk 12 haftadır. Bu dönemde ceninin temel organ taslaklarının oluşumu tamamlanır. Gebeliğin ilk üç ayında alınacak ve organ oluşumunu bozacak herhangi bir maddenin alınması veya hastalık geçirilmesi doğacak çocukta kalıcı ve hatta gebeliği sonlandırabilecek sakatlıkların gelişmesine yol açabilir. Gebeliğin ilk 3 ayının sonuna doğru maruz kalınan olumsuz etkiler çocuğun sakatlıklarla doğma riskini artırır. Bu dönemin ilk haftalarında bu etkilere maruz kalma ceninde yaşamla bağdaşmayacak bozukluklara neden olacağından hamilelik genellikle düşükle sonlanır. Yukarıda bahsettiğim gibi pek çok anne adayının doğum uzmanına hamileliğin en erken 5-6. haftasında baş vurduğunu düşünürsek, bu kişilere yardımcı olma olanağını önemli ölçüde kaçırmaktayız. Bu sebeple hamilelik öncesi doktor kontrolünün önemi büyüktür.


Anne adayı teşhis edilmiş hastalıklarını doktora bildirilmesi çok önemlidir. Zira bazı hastalıkların gebelik öncesi tam olarak kontrol altına alınması daha sonra oluşabilecek pek çok sorunun önüne geçebilir. Bu hastalıklardan başlıcası şeker hastalığıdır. Tedavi görmediğinden dolayı, şekeri yüksek olduğu sırada hamile kalan kadınların çocuklarında doğumsal sakatlık riski önemli ölçüde artar. Ayrıca şeker hastalığında kullanılan ve ağızdan alınan bazı ilaçların güvenliği anne ve cenin açısından onaylanmıştır. Bu yüzden hamile kalmayı planlayan şeker hastası anne adayları ağızdan alınan ilaçların yerine insülin hormon tedavisine geçmelidirler. Kan pıhtılaşmasını önleyen 'warfarin' (kumadin) adındaki ilaç da ceninin gelişimi açısından tehlikelidir. Bu ilacı kullanan anne adayları hamile kalmadan önce güvenilir olan heparin tedavisine geçmelidir. Kural olarak hamileliğin planlandığı dönemde alınan bütün ilaçlar, doktora danışılmalı, ceninin gelişimini olumsuz yönde etkileyecek hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.
Lupus bir romatizmal hastalık olup zaman zaman şiddetinde artış görülür. Hastalığın alevlendiği dönemde hamile kalan anne adaylarında, gerek hastalığın seyri, gerekse hamileliğin seyri çok olumsuzdur. Hatta hem anne hem de cenin için hayati tehlike söz konusu olabilir. Bu yüzden bu kişilerin hamile kalmadan önce en az 6 ay hastalıksız bir dönem geçirmiş olması önerilir.
Sara hastalığının (epilepsi) tedavisinde kullanılan ilaçlar doğacak çocukta doğumsal sakatlık riskini artırır. Bu sebeple sara hastası olan annelerin hamile kalmadan önce mutlaka sinir hastalıkları uzmanı tarafından görülmesi ve tedaviye en az sayıda ve en düşük doz ilaç ile devam edilmesi lazımdır.


Tiroid hastası olan anne adaylarının hamilelikleri sırasında hastalıklarının kontrolü önemlidir. Tiroid hormonun yüksek veya düşük olması hamileliği kaybetme riskini arttırır. Ayrıca hamilelik döneminde tiroid hormon düzeyi düşük olan annelerin çocuklarının zeka gelişimi sağlıklı annelerin çocuklarına göre daha düşüktür.
Astım hastalığının teşhisi ve kontrol altına alınması hamile kalmayı planlayan anne adayları için çok önemlidir.Zira hamilelik durumu, hastaların yaklaşık üçte birinde astımın seyrini kötüleştirir. Astım hastalığında hastaların solunum yollarında geçici olarak daralma olur. Bu daralma şiddetli olursa annenin kanındaki oksijen düzeyi düşer. Dolayısıyla fetusa giden oksijen miktarı da azalacağından doğacak çocukta beyin hasarına kadar varabilecek sakatlıklar görülebilir. Astım hastalığı teşhisi konmuş anne adaylarının hamilelik öncesi en uygun tedaviye başlanması ve astım nöbet sıklığının en aza indirilmesi hatta tamamen önlenmesi amaçlanmalıdır.


Hamilelik bazı kalp hastalıklarının seyrini de kötüleştirebilir. Hatta bazı kalp hastaları için hamilelik hayati tehlike yaratır. Bu sebeple kalp hastalığı teşhisi konmuş veya muayenede bu doğrultuda bulguları olan anne adaylarının gebelik öncesi tetkikleri, gebeliği kaldırabilip kaldıramayacaklarının bilinmesi çok önemlidir. Eğer gebelik hayati tehlike teşkil ediyorsa bu hastalara doğum kontrolü tavsiye edilmesi veya ancak gerekli tedbirler alındıktan ve anne adayı gebeliğin kendilerine getireceği riskleri anladıktan sonra hamileliğe müsaade edilmelidir.
Aynı şekilde böbrek yetmezliği de gebeliği olumsuz yönde etkiler. Ayrıca gebelik durumu böbrek yetmezliği olan hastaların durumunu kalıcı olarak kötüleştirebilir. Bu sebeple böbrek yetmezliği olan anne adayları hamilelik öncesi tetkik edilmelidir. Böbrek yetmezliği ileri boyutta ise hamilelik tavsiye edilmez. Fakat seçim, gebeliğin getirdiği riskleri anlıyor ve kabul ediyorsa anne adayına bırakılmalıdır.


Yüksek tansiyonun gebeliğin gidiiatına pek çok olumsuz etkisi vardır. Bu sebeple bu tür hastalar gebelikleri boyunca yakından takip edilmelidirler. Ayrıca gebelikten önce yüksek tansiyon teşhisi konmuş anne adaylarının kullandığı bazı ilaçlar ceninin gelişimini olumsuz olarak etkiler. Bu tip ilaçları kullanan annelerin tedavisinin gebe kalmadan önce yeniden düzenlenmesi ve gebelik için güvenilir bir tedaviye geçilmesi gerekir.
Gebeliğin erken dönemlerinde geçirilebilecek bazı bulaşıcı hastalıklar düşüklere ve hatta doğumsal sakatlıklara neden olabilir. Bu tip hastalıkları geçirmekte olan annelere hamile kalmaları tavsiye edilmez. Hatta böyle bir riski önlemek için kızamıkçık, suçiçeği, sarılık gibi bazı hastalıkları geçirmemiş veya bu hastalıklara karşı aşılanmamış anne adaylarına gebelik öncesi aşı yapılabilir. Su çiçeği ve kızamıkçık etkeni içeren aşılardan sonra 3 ay hamile kalınmamalıdır. Ayrıca hamileliğin planlandığı dönemlerde, söz konusu bulaşıcı hastalıklardan sakınmak amacıyla, anne adayları hayvan ve özellikle kedi dışkısına maruz kalmaktan sakınmalı (örneğin ev kedilerinin dışkıladığı kumu temizlemek gibi), pastörize edilmemiş peynirleri yememeleri (rokfor ve benzeri peynirler dahil), çiğ sebze ve etlerden kaçınmaları (sushi gibi), bahçe ile uğraşırken eldiven giymeleri tavsiye olunur. Yine aynı sebeple bu dönemde anne adayları, ateşli hastalık geçiren çocukların yanına yaklaşmamalıdır. Bu durum özellikle okul ve kreş gibi yerlerde çalışan anneler için daha büyük önem taşır.
Hamile kalmayı planlayan bütün anne baba adayları, AIDS hastalığının etkeni olan HIV için test edilmelidir. Bu virüsü taşıyan hastalar gebelikleri boyunca uygun tedaviyi alır ve doğum uygun şartlar altında gerçekleştirilirse doğacak çocuğa hastalığın geçiş riski %1 den azdır.
Sarılık etkenlerinden biri olan Hepatit virüsü taşıyan anne adaylarının tespiti de önemlidir. Zira doğum sonrası bu annelerin bebeklerinin aşılanması hastalığın geçişini önleyecektir.
Hamilelik öncesi sigara, alkol ve diğer madde bağımlılıkların da gündeme getirilmesi lazımdır. Bu tip bağımlılıklardan kurtulmak hem doğacak çocuğun hem de annenin sağlığı açısından son derece önemlidir.


Anne ve babada olabilecek kalıtımsal hastalıkların tespiti doğacak çocukta da bu hastalığın görülme olasılığını tespit etme açısından çok önemlidir. Kimi durumlarda ebeveynlerden biri hastalığın sadece taşıyıcısı olabilir. Bu durumda ebeveynin kendinde veya çocuğunda hastalık görülmez. Fakat her iki ebeveyn de o hastalığın taşıyıcısı ise çocuğun hasta doğma riski vardır.
Kimi kalıtımsal hastalıklar belli ırklarda daha sık görülür ve taşıyıcılarının sıklığı fazladır (örneğin Akdeniz havzasında yaşayan halklarda Akdeniz kansızlığı sıktır). Dolayısıyla taşıyıcıların sık olduğu toplumlar, bazı hastalıkların taşıyıcılık durumunu tespit açısından taranabilirler. Ebeveynlerin taşıyıcılık durumunun önceden bilinmesi, doğacak çocukta hastalık görülme ihtimalinin önceden saptanmasını sağlar. Anne, baba adayı ve doktorları bu bilgiler ışığında gebeliğe karar verip, gerekli tedbirleri alabilirler.


Kalıtımsal hastalık taşıyıcıların tespitinde, ailenin diğer fertlerinde herhangi bir kalıtımsal hastalığın görülüp görülmediğinin bilinmesi de yardımcı olur. Bu yüzden aile fertleri hakkında detaylı bilgi verilmesi ve hatta gereken durumlarda fotoğraflarının temini, doğum öncesi kalıtımsal hastalık riskinin tahmininde yol gösterici olabilir.


Eğer planlanan hamilelik ilk değilse, daha önceki gebeliklerde karşılaşılmış sorunların bilinmesi daha sonra ki gebelilerde bu sorunlara karşı alınacak tedbirlerin planlanmasına yardımcı olacaktır. Örneğin 2’den fazla düşük olmuşsa anne ve babanın genetik açıdan tetkiki düşüklerin kalıtımsal olduğunu gösterebilir. Tekrarlayan düşüklerin başka bir sebebi de, annede kanın pıhtılaşmaya normalden fazla yatkın olmasıdır. Hamilelik öncesi pıhtılaşmayı engelleyecek bir tedavinin başlaması bu nedenle oluşabilecek gebelik kayıplarını engelleyecektir.


Hamileliği planlayan anne adayı gıdasına da önem göstermelidir. Gebelik öncesi bazı vitaminler bazı doğumsal sakatlıkları önleyecektir. Örneğin folik asit isimli vitaminin gebeliğin ilk haftalarında alınmasının, omurilik ile ilgili doğumsal sakatlıkları yaklaşık % 50 azalttığı gösterilmiştir
 

gebelik ve doğum
 
11  ––––•(-• Bayanların Köşesi •-)•–––– / Anne ve Çocuk Sağlığı / NE KADAR DOĞURGANSINIZ? : Mart 11, 2008, 11:22:19
   

NE KADAR DOĞURGANSINIZ?


Henüz çocuk istemiyor ama anne ya da baba olup olmayacağınızı da illaki merak ediyorsanız yaptırabileceğiniz testler var.

Erkekte spermiyogram, kadında ise adetin 2’nci veya 3’üncü gününde PSH hormonuna baktırmak en temel doğurganlık testleri olarak kabul ediliyor

Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin bir yıl korunmasız ilişki sonrasında çocuk sahibi olamama durumu ‘infertilite’ olarak kabul ediliyor ve hekime başvurmak gerekiyor. Ancak günümüzde insanlar doğurganlıklarının düzeylerinin ne olduğunu, kalıcı partnerleri olmadan, çocuk istemeden dahi merak edip, öğrenmek istiyor. Olaya tıbbi olarak yaklaşıldığında, eğer hiçbir infertilite belirtisi yoksa herhangi bir test yaptırmak önerilmiyor ama kişi illaki merak ediyor ve öğrenmek istiyorsa da, erkekte ve kadında uygulanabilecek testler mevcut. Erkekte spermiyogram, kadında ise adetin ikinci veya üçüncü gününde PSH hormonuna baktırmak en temel doğurganlık testleri olarak gösteriliyor.

KISIRLIK TEŞHİSİ KONSA BİLE...
İnsanların doğurganlık kapasiteleri birçok nedene bağlı olarak değişebiliyor. Bir kadın üst üste hamile kalabiliyorken, bir diğeri hiç hamile kalamayabiliyor. Aynı şey erkekler için de geçerli ve spermin yapısı, hareketliliği, sayısı gibi birçok neden, doğurganlık seviyesini etkiliyor. Ancak üzerinde durulması gereken konu, çocuk sahibi olmak için tek başına bir kadının doğurganlık kapasitesinin yeterli olmadığı ve erkekle kadının birlikte değerlendirilmesi gerektiği...

Aslında infertilite ya da çocuk sahibi olamama bir kesinlik durumu olarak ifade edilmiyor. Araştırmalar, infertilite teşhisi konmuş kişilerin üçte birine yakın kısmının zaman içinde çocuk sahibi olduğunu gösteriyor.

Sperm testi 2-3 günlük cinsel perhizden sonra yapılıyor
Çocuk sahibi olması için bir çiftin 3 faktöre ihtiyacı var. Bunlardan biri sperm, diğeri yumurta, üçüncüsü de spermle yumurtanın birleşmesini sağlayacak normal bir anatomik ortam. Bu da tüplerin açık veya kapalı olmasına bağlı. Son olarak da embriyonun yapışıp gelişeceği normal bir rahmin olması gerekiyor. Doğurganlık testleri de bunlara bağlı olarak yapılıyor.

Erkekler için testlerin son derece basit olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aydın Arıcı, sperm analizi sonucunda son derece geniş bir bilgiye ulaşmanın mümkün olduğunu belirterek, şu bilgileri veriyor:

“Bu testin 2-3 günlük bir cinsel perhizden sonra, yani en son ejakülasyonun (boşalmanın) üzerinden 2-3 gün geçtikten sonra yaptırılmasını öneriyoruz. Spermlerin hareketliliğine bakıyoruz ve en az yüzde 60’ının hareketli olmasını istiyoruz. En önemli faktörlerden biri de spermlerin şekli. Test için herhangi bir erkeğin spermine bakıldığında sperm hücresinde doğal olarak yüzde 40’a yakın şekil anormallikleri vardır. Çift başlıdır, çift kuyrukludur, iri başlıdır, küçük başlıdır, eksik kuyrukludur gibi... İşte bunların sayısı artarsa infertiliteye sebebiyet verirler. Sperm hacminin çok az ya da çok fazla olması da doğurganlığın zor olmasına neden olur.”

KADINLARINKİ ZOR!
Asıl üretkenliğin merkezi kadınlar olduğu için, onlara uygulanacak testler de biraz daha detaylı... Kadınlarda öncelikle yumurtlama fonksiyonları araştırılıyor. Normal olarak her kadının 28 günlük adet döneminde 14’üncü gün yumurtlamanın gerçekleşmesi gerekiyor. Bu noktada hormonal değişiklikleri saptamak için gerekli testler yapılıyor. Testlerden ilki, adetin 3’üncü günü yapılan kan testi. Bu dönemde östrojen en düşük düzeye indiği için yumurtalıktaki yumurta rezervi kolaylıkla tespit edilebiliyor.

Adetin 3’üncü günü hem östrojene bakılıyor hem de yumurtalığın fonksiyonunu kontrol eden PSH hormon testi yapılıyor. Ayrıca, yumurtlamayı da etkileyen, ama aslında göğüslerden süt üretimini kontrol eden prolaktin hormonu da test ediliyor. Ayrıca hem genel sağlık açısından, hem de gebelik ve yumurtalık açısından son derece önemli bir hormon olan troid hormonuna, TSH’ya bakılıyor.

Prof. Arıcı, bunlara ek olarak 14’üncü gündeki yumurtlamadan bir hafta sonra yani 21’inci günde yumurtlama olup olmadığını anlamak için, progesteron hormonuna da bakılmasında yarar olduğunu hatırlatıyor. Bu testler net bir şekilde yumurtlama fonksiyonunun normal olup olmadığını, yumurtalık rezervlerinin ne kadar kaldığını ve bu konuda yapılması gerekenleri açıklıyor. Eğer bu noktalarda sorun tespit edildiyse de ilave olarak yapılması gereken bazı testler bulunuyor.


gebelik ve doğum
12  ––––•(-• Bayanların Köşesi •-)•–––– / Anne ve Çocuk Sağlığı / Gebeliğe Hazırlanma : Mart 11, 2008, 11:22:03
“Bir kadının hayatı boyunca aldığı tanılar içerisinde, belki de hayatını bu denli etkileyen başka bir tanı yoktur.”

Bu nedenle, en sağlıklı gebeliği geçirmek gebeliğe ruhsal ve bedensel olarak kendinizi en iyi şekilde hazırlamakla mümkün olur.

Gebeliğin ilk adımı ve en doğru yolu, onu önceden tasarlamaktır. İdeal olarak gebe kalmak istediğiniz zamandan 3 ay öncesinde, doktorunuzla bir ön görüşme yapmanızda önemli yararlar vardır. Doktorunuz, sizin sağlık ve sosyal bakımlardan özgeçmişinizi değerlendirecek, muayenenizi yapacak, çeşitli tetkikler yapacak bu şekilde gebelik sırasında oluşabilecek anormal durumlar karşısında hem sizi hem de kendisini hazırlayacaktır. Ayrıca, gebelik öncesi vitamin (folik asit) desteği ile bebekte ortaya çıkabilecek sakatlıklara karşı tedbir alacaktır.

Doktorunuzun yapacağı tetkik ve muayeneler, önereceği tedaviler yanında sizin de yaşam tarzında değiştirmeniz gereken şeyler olacaktır.

Öncelikle sağlıklı ve dengeli beslenmelisiniz. Dengeli beslenmeyle kastedilen ana besin maddelerinin dengeli oranlarda tüketilmesidir. Yağ ve şeker tüketiminizi azaltmalısınız. Proteinden zengin bir beslenme şekli seçmelisiniz. Yağsız süt ve süt ürünleri, balık ve beyaz etler diyetinizde yer almalıdır. Mutlaka bol taze meyve ve sebze alınmalı, bunun yanında makarna, pirinç, baklagiller gibi farklı besin gruplarını da tüketmelisiniz.

Gebelik öncesi doktorunuza başvurduğunuzda destek tedavisi için folik asit kullanmanızı isteyecektir. Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren "B9 vitamini"  yani folik asit alınması çok önemlidir. Vücutta depolanmadığı, gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu ve doğal gıdalarla yeterlince karşılanmadığı için her gün alınmalıdır. Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır, ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnıbahar, kepekli ekmekte mevcuttur. Folik asit eksikliğinde “nöral tüp defekti” denen sinir sisteminde omurilik kanalının tam kapanamamasına bağlı anomaliler olur. Özellikle, daha önceden folik asit eksikliği saptanmış veya nöral tüp defekt anomalili bebek doğurmuş kadınlar, gebe kalmayı düşündükleri tarihin en az 3 ay öncesinden itibaren mutlaka folik asit alımına başlamalıdırlar.

Sigara kullanıyorsanız, mutlaka bırakmalısınız. Sigara gebe kalma şansını azaltır ve gebelikte kullanıldığında düşük ve çocukta gelişme geriliğine neden olur. Alkol de bırakılmalıdır.

Stres ve endişeden uzak durmalısınız. Gebeliğe karar verdikten sonra gebelik oluşumunun ilk aylarda olmaması sizi strese sokmamalıdır. Her şey normal olsa, uygun zamanda ilişki olsa bile her ay için gebelik şansı %25 civarındadır. Normal düzenli ilişkiye rağmen bir kadının gebe kalamaması durumunda kısırlık incelemelerini başlatmak için genellikle çok aşikar bir anormallik yoksa 1 yıl beklenir. Bir yıl sonunda herhangi bir patolojisi olmayan çiftlerin bile gebe kalma şansı %98’dir. Yani %2 olguda her şey normal olmasına rağmen gebelik 1 yıl gecikebilir. Gebe kalma şansı düzenli adet görenlerde adetin 12-15. günlerinde en fazladır. Düzenli bir cinsel yaşam ve haftada 3 veya daha fazla ilişki gebe kalma şansını artırır.

Bu nedenle, ilk aylarda hemen gebelik oluşmaması sizde veya eşinizde bir anormallik olduğu anlamına gelmez. Eğer, gebelik niye olmuyor endişesine kapılır ve strese girerseniz salgılanabilecek stres hormonları gebelik oluşumunu geciktirebilir. Tabii ki, insan cinselliğinin önde gelen amaçlarından biri üreme ve çoğalmadır. Ancak, çocuk yapmayı bir görev olarak algılamamalı normal cinselliğinizi yaşamalısınız.
Gebelik öncesi değerlendirme

Doğum öncesi danışmanlıkta hedef  “arzu edilen her gebelikte, annenin sağlığına herhangi bir zarar vermeden, sağlıklı bir bebek doğurtulabilmesidir”.

Gebelik öncesi değerlendirme görüşme (anamnez) ile başlar. Bu görüşmede, eşiniz veya sizin ailenizde kalıtsal bir hastalığın varlığı; daha önce geçirdiğiniz hastalıklar veya operasyonlar, gebelik sırasında sorun oluşturabilecek annenin bilinen bir rahatsızlığının olup olmadığı, sorgulanacaktır. Bu sırada; kullandığınız ilaçlar, sigara alışkanlığı, mesleğiniz, önceki gebeliklerinizle ilgili bilgiler (doğum, düşük, kürtaj, gebelik sırasında ortaya çıkmış problemler, bebeklerin doğum kiloları, doğum haftaları, doğum şekli) gibi sorgulamalar da doktora gebelikte risk oluşturacak durumlar hakkında ipuçları verecektir.

Görüşme sonrası, doktorunuz jinekolojik muayene ve transvajinal ultrasonografi ile genital organları değerlendirmesini yapacaktır. Muayene sırasında jinekolojik enfeksiyonlar varsa öncelikle bunun tedavisi yapılacaktır. Son 1 yıl içinde smear testi yaptırmadıysanız yapılmasını önerecektir. Ayrıca, gebelik sırasında sorun yaratabilecek myom, yumurtalık kisti, rahim anormallikleri araştırılacak gerekirse bunların tedavisi sağlandıktan sonra gebe kalmanız önerilecektir. Son olarak, gebelik sırasında oluşacak değişimleri daha iyi algılayabilmek için boy, kilo ve tansiyonunuz ölçülecektir.

Muayene sonrasında sıra yapılacak laboratuvar incelemelerine gelir.

 

    Gebelik öncesi yaptırılması gereken rutin testler:

*                  Daha önceden bilinmiyorsa gebe ve eşinin kan grubu (annenin kan grubu Rh negatif babanın kan grubu Rh pozitif ise kan uyuşmazlığı vardır)

*                  Tam kan sayımı

*                  Tam idrar tetkiki

*                  Kan grubu tayini (anne ve baba)

*                  Toksoplazma ve Rubella (kızamıkçık)  tetkikleri

*                  Hepatit B taşıyıcılığı

Kan biyokimyasında kan şekeri, böbrek ve karaciğer fonksiyonları ile ilgili testler genellikle öyküde şüpheli bir durum varsa yapılır. Ayrıca, öyküde elde edilen pozitif bulguları netleştirmek için gerektiği taktirde doktorunuz başka tetkikler de önerebilir (örneğin adet düzensizliğinde hormonlar, tiroid fonksiyon testleri vb).

Tüm muayene ve laboratuvar bulgularının sonrasında doktorunuz size gebelik öncesi dikkate almanız gereken önerilerde bulunacaktır.

Kızamıkçık ve toksoplazma erken gebelik sırasında geçirildiği taktirde bebekte bazı ciddi problemlere yol açabilecek enfeksiyon hastalıklarıdır. Eğer, kızamıkçık antikorlarınız negatif ise bu hastalığa karşı bağışıklığınız yok yani duyarlısınız anlamına gelir. Bu durumda, size doktorunuz gebelik öncesinde aşı önerebilir. Kızamıkçık aşısı etkisi azaltılmış da olsa canlı virüslerden yapıldığı için aşı sonrası 3 ay süreyle hamile kalmamanız ve bu sürenin sonunda bağışıklık gelişip gelişmediğini kontrol ettirmeniz gereklidir. Toksoplazma antikorlarının negatifliği de bu hastalığa karşı duyarlılığı gösterir. Bunun aşısı olmasa da doktorunuz size dikkat etmeniz gereken hususları bildirecektir.

Gebeliğin erken döneminde folik asit eksikliği bulunması bebeklerde “nöral tüp defekti” denilen omurilik kanalının embriyolojik hayatta normal kapanamaması ile sonuçlanan anomalilere yol açabildiği gösterilmiştir. Bu nedenle, gebe kalmayı planlayan kadınlara folik asit verilmesi önerilmektedir. Doktorunuz gebelik öncesi dönemde folik asiti hangi dozda ve nasıl kullanacağınızı size reçete edecektir.

Muayene ve laboratuvar incelemeleri sırasında çıkabilecek sorunlara yönelik sorunlara yönelik spesifik öneriler de bu aşamada verilecektir. Ayrıca, ilk görüşmede konuşulmamışsa yaşam tarzı, beslenme, cinsel hayat, gebelik takipleri vb konularda da önerilerde bulunacaktır.
13  ––––•(-• Bayanların Köşesi •-)•–––– / Anne ve Çocuk Sağlığı / >Doğum Kontrol Yöntemleri : Mart 11, 2008, 11:21:34
Doğum Kontrol Hapları

Yaygın olarak kullanılan doğum kontrol ilaçları, östrojen ve sentetik progestin hormonları içeriyor. Bu ilaçlar, yumurtlamayı önleyerek doğum kontrol`ünü sağlıyor.
Doğum kontrol ilaçlarına başlamadan önce, doktor kontrolünden geçmek şart. Kadınlarda genel kontroller, jinekolojik muayene ile birlikte smear testi yapılması gerekiyor. Bugün; doğum kontrol haplarının bulantı, ara kanamalar, adet kanamasında azalma, deride lekelerin oluşması, migren ağrılarının şiddetlenmesi, memede ağn ve mizaç değişiklikleri gibi yan etkileri olabiliyor.

Gebeler, yüksek tansiyon, damar, karaciğer, şeker ve migren hastaları, 35 yaşın üzerinde sigara içen bayanlar ve 16 yaşından küçükler, kesinlikle doğum kontrol hapı kullanamıyor.

Yeni Doğum Kontrol Hapları

Yeni geliştirilen bir doğum kontrol hapı, mevcutlar arasında en az hormon içeren hap olacak. Çalışmalarını Londra'dan Prof. John Guilleband'ın yürüttügü ila,ç 60 mcg gestodene ve 15 mcg ethinvlestradiol içeriyor. Bu yeni ilacın diğerlerinden bir başka farkı, 21 günlük yerine 24 günlük olması.

Erkeklere Doğum Kontrol Hapı

Çin'de geliştirilen ve erkeklerin kullandığı dogum kontrol haplarının güvenliği %95. Önümüzdeki 10 yıl içinde piyasaya sürülmesi beklenen ilaçlar ile ilgili araştırmalar, halen devam ediyor. Bu hapların, bazı erkeklerde kişilik ve ruh hali üzerinde etkileri olduğu saptanmış. Eski tip hapların, sinirlilik gibi yan etkileri olduğu, yeni geliştirilenlerde ise bu yan etkilerin bulunmadığı görülmüş.

Rahim İçi Spiral

1960 yılından itibaren yaygın olarak kullanılmaya başlanan rahim içi araçlar, değişik şekil ve boyutlarda olabiliyor. Adet kanamasmın 3. veya 4. günü, rahme yerleştirilen spirallerin saf plastik ve bakırlı çeşitleri yanında, son zamanlarda hormon salan tipleri de üretiliyor.

Rahim içi araç kullanan kadınlara, her yıl kontrol yapılması gerekiyor. Rahim içi araca bağlı kasık ağrıları, ara kanamaları, sancılı ve fazla adet kanaması görülebiliyor. Rahim içi araç, pelvik enflamatuvar hastalığını artırarak, tüplerde tıkanıklığa bağlı kısırlık ve dış gebeliklere neden olabileceğinden, en az bir çocuğu olan veya çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlar tarafından tercih ediliyor.

Prezervatif

Cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklara karşı da koruyuculuğu olan prezervatif, güvenilir yöntemler arasında sayilıyor. İnce lastik bir materyalden vapılan prezervatif, cinsel ilişki öncesinde erkek cinsel organı üzerine takılıyor ve böylelikle spermin vajinaya girmesi engelleniyor.

Yırtılma ya da çıkma korkusu dışında herhangi bir yan etkisi de yok denecek kadar az. Olası tek yan etkisi; kauçuk, pudra veya lubrikan maddeye karşı alerjik reaksiyon oluşması. Bu yöntemin doğum kontrol`ündeki güvenilirliği, doğum kontrol hapı ve spiralden daha az. Ancak vajina içerisine uygulanan spermisid kontraseptif krem, jel veya köpükle etkinliği, doğum kontrol hapının etkinliğine yakın bir düzeye çıkıyor.

Hormon İmplantları

Derinin altina yerleştirilen yumuşak kapsüller şeklindeki hormon implantları, progestin hormonu salarak yumurtlamayı önlüyor ve 5 yıl boyunca koruma sağlıyor. Ancak bu kapsüllerin, konusunda deneyimi olan hekimler tarafından yerleştirilmesi ve 5 yılda bir değiştirilmesi gerekiyor. Dogum kontrol hapları kullanmaması gereken kişiler, bu implantları da kullanamıyor.

Hormon Enjeksiyonları

Progestin hormonu içeren uzun etkili bir korunma metodu olarak kabul edilen hormon enjeksiyonları, her üç ayda bir kullanılıyor. Bir yıldan fazla kullanıldığında, adetlerin kesilmesine neden olabiliyor. Bu nedenle, ileride çocuk sahibi olmayı düşünen kadınlara önerilmiyor.

Cerrahi Sterilizasyon (Kısırlaştırma)

Sterilizasyon, hem kadın hem de erkek için, istendiğinde geriye dönüşü mümkün olan bir doğum kontrol yöntemi. Kadınlar için uygulanan yönteme, tüplerin bağlanması (tubal sterilizasyon), erkekler için uygulanan yönteme ise üreme kanalının bağlanması (vazektomi) adı veriliyor.

Gelişmiş ülkelerde, üreme çağındaki çiftlerin yaklaşık %24'ü doğum kontrol yöntemi olarak cerrahi sterilizasyonu seçiyor. Güvenilirliği %99.8 olan tüplerin bağlanması yönteminin kadının cinsel yaşamına ve ruh sağlığına olumsuz hiçbir etkisi yok.

Erkek sterilizasyonunun da aynı şekilde erkek cinsel yaşamına ve ruh sağlığına olumsuz bir etkisi yok. Bu işlemin güvenirliliği ise %99.9.

İlişki Sonrası Doğum Kontrol`ü

İlişki sonrasında alındığında gebeliği önleyen ilaçlar, östrojen ve progestin hormonları içeriyor ve rahmin iç tabakasının gelişimini engelleyerek gebeliği önlüyor.

Yöntem, korunma olmadan gerçekleşen bir ilişkiden sonra, gebeliğin kürtaj yapılmasına gerek kalmadan engellenmesini amaçlıyor. İlaçlar, ilişki sonrasındaki ilk 72 saat içinde alındığında, gebeliği %97 oranında önlüyor. Dogum kontrol haplarının kullanımı ile ortaya çıkan yan etkiler, bu ilaçların kullanımından sonra da görülebiliyor.

Elektronik Doğum Kontrol`ü

Yine Çin'de, erkekler için elektronik doğum kontrol yöntemi geliştirildi. Spermleri öldüren elektronik dalgalar yayan çağrı cihazı büyüklüğündeki bir alet, erkek iç çamaşırına yerleştiriliyor. Cihazın 1 saat çalıştırılması, erkekte bir ay kadar sterilite sağlıyor.
 
14  ––––•(-• Bayanların Köşesi •-)•–––– / Anne ve Çocuk Sağlığı / DOĞUM KONTROLÜ : Mart 11, 2008, 11:20:57
Çocuk sahibi olma kararı ve bunun zamanlaması her çiftin zevk alarak planlaması gereken bir haktır. Ancak bu hak yanlış kullanılırsa bazı olumsuzlukları da beraberinde getirir. İşte doğum kontrolü bu olumsuzlukları gidermek için şarttır.
Doğum Kontrolünün Yararları
Kadınlarda özellikle Türk kadınlarında çok sıkça görülen kansızlık azalır. Gebelik ve doğuma bağlı ölüm riski azalır. Kadınlardaki iltihabi pelvik hastalıklar ve buna bağlı kısırlık azalır. Erken yaştaki gebelik ve buna bağlı riskler azalır. Sağlıksız, zayıf bebek doğurma riski azalır. Bebek ölümleri azalır. Yiyecek içecek ve diğer kaynaklar daha çok bulunur. Eğitim imkanları fazlalaşır. Çiftler daha mutlu ve güvenli ilişki kurabilir.
Doğum Kontrol Yöntemleri
Doğum Kontrolü, her ailenin istediği sayıda ve istediği zaman çocuk sahibi olmasıdır. Bu amaçla kadın ve erkekler tarafından çeşitli doğum kontrol yöntemleri kullanılmaktadır.

Doğum kontrolü yöntemleri ile ailelerle birlikte toplumlar da daha sağlıklı yapıda oluşmaktadır. Ayrıca doğum kontrolü ile cinsel yolla bulaşan hastalıklar azalmakta, kürtaj oranı düşmektedir. Anne ve bebeklerin hasta olması ve hayatını kaybetme şansı azalmaktadır. Türkiye'de heryıl yaklaşık 2000 kadın gebelik, doğum ve lohusalık hastalıkları nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Gebe kadınların yaklaşık yarısı gebeliğe istemeden sahip olmakta, yarıdan fazla kadın ise koruma oranı yetersiz olan geleneksel yöntemlerle korunmaya çalışmaktadır. Aşağıda doğum kontrol yöntemleri ayrıntılı olarak incelenmektedir. Korunma isteyen kişilerin dikkat edeceği nokta her yontemin her aileye uygun olmayabileceğidir. Bu yüzden genellikle aileye özel yöntem seçimi yapılmalıdır.

    * 

      Hap :Hergün düzenli alınması gereken, kadında yumurtlamayı ve döllenmeyi önleyen haplardır.
      İstediğiniz sürece kullanabilirsiniz.
         
    *

      Üç aylık iğne:Üç ayda bir uygulanır ve kadında yumurtlamayı ve döllenmeyi önler.
      İstediğiniz sürece kullanabilirsiniz.
      Üreme çağında ve cinsel yönden aktif olan her kadının en büyük korkularından birisi de istemeden gebe kalmaktır. Böyle bir durumda ya bebeği doğurmak zorunda kalacak ya da kürtaj olacaktır. Her iki olasılık da plansız gebe kalan kadın için ciddi psikolojik travma yaratır. Öte yandan pekçok kadın gebelikten korunma yöntemleri hakkında yeterince bilgiye sahip değildir. Pekçok kadın hangi yöntemi seçeceğine karar veremez. Etraftan duyduğu yalan yanlış bilgiler nedeni ile kendisine uygun olan yöntemleri dahi kullanamaz. Hap almayı sevmediği ya da unutkan olduğu için doğum kontrol hapı kullanmayan yüzbinlerce kadın vardır. Spirali eşi ilişki esnasında rahatsız olur diye istemeyen kadınların sayısı zannedilenden çok daha fazladır. Değişik nedenler ile kendine uygun ve kolay doğum kontrol yöntemi bulamayanlar için etkli ve bir o kadar da kolay olan bir yöntem uzun etkili iğnelerdir. Bunlardan en çok kullanılanı da 3 aylık iğne olarak bilinen depo-provera'dır.
      Depo-provera nasıl bir yöntemdir ?
      Depo-provera medroksiprogesteron asetat içeren bir preparattır. İçerdiği madde sadece progesteron içeren doğum kontrol hapları olan minipill'ler ile aynıdır. Overlerde yumurta hücresi gelişimi ve yumurtlamayı engeller. Ortada yumurta olmayınca gebelik de olmaz. Koruyuculuğu %99 civarındadır. 13 haftada bir kas içine yapılan enjeksiyon şeklinde uygulanır. Endometrium yapısını ve tüplerin hareket kabiliyetini de değiştirdiğinden yumurtlama meydana gelip döllenme olsa bile bu gebelik ürünü rahime yerleşemez. Uzun etkili bir yöntem olduğundan kişi gebe kalma stresi yaşamaz. Hergün hap almayı hatırlama sorunu olmadığından pekçok kadın bu yöntemi denemek istemektedir. Enjeksiyona son verildiğinde en geç 18 ay içinde gebelik elde edilebilir. Uygulanması özel bir teknik ya da beceri gerektirmez. Cerrahi bir müdahale ile takılmaz.
      Yan etkileri nelerdir ?
      Depo-provera özellikle kullanımın ilk yılında ciddi derecede kanama bozukluğu yapabilir. Bu bozukluklar arasında en sık ara kanamalar ve lekelenmeler görülür. Uzun süreli adet görmeme ortaya çıkabilir. Tek bir enjeksiyondan sonra 12 ay adet görmeyen vakalar mevcuttur, ya da tam tersi şekilde 3 ay süreyle sürekli kanaması olan hastalar da vardır. Sürekli kanama durumunda kanamayı kesmek için dışarıdan hormon verilmesi hatta bazen kürtaj yapilması gerekli olabilir. Bazı vakalarda arda arda birden fazla kez kürtaj gerekli olabilmektedir. 35 yaşın altında olan kadınlarda depo-provera kullanımına bağlı hafif kemik erimesi saptanabilir. Yine uzun süre kullanımda meme kanseri görülme sıklığında hafif bir artış bildiren yayınlar olmasına rağmen bu konu hala daha tam olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Diğer yan etkiler arasında başağrısı, hafif kilo artışı, anksiyete, mide ağrısı ve karın krampları, başdönmesi ile cinsel istek kaybı sayılabilir. Tüplerin hareketini yavaşlattığı için gebelik olduğunda bunun dış gebelik olma olasılığı yüksektir.
      Yapılan çalışmalarda ilk kez depo-provera kullanan kadınların %50'sinin yan etkiler nedeni ile kullanımı bıraktığı ve başka bir yöntemi tercih ettiği, buna gerekçe olarak da en çok yakındıkları yan etkinin kanama bozukluğu olduğu saptanmıştır.
      Kontraendikasyonları
      Gebe olduğundan şüphe duyulan kadınlar aksi ispatlanana kadar depo-provera kullanmamalıdırlar. Yine özgeçmişinde meme kanseri bulunanlar, inme geçirenler, damar hastalığı olanlar, karaciğer hastalığı bulunanların kullanması önerilmez. Tanı konmamış anormal vajinal kanaması olan kadınlarda da bu kanamanın sebebi açıklığa kavuşturulana kadar enjeksiyonlar ertelenmelidir. Kullanımda yakın takip gerekiren durumlar ise:
          o Daha önce çekilen meme filmide patoloji varlığı
          o Fibrokistik meme hastalığı
          o Meme başından kanlı akıntı
          o Böbrek hastalığı
          o Hipertansiyon
          o Migren
          o Astım
          o Epilepsi (sara hastalığı)
          o Diabet
          o Ailede diabet öyküsü
          o Depresyon ya da depresyon öyküsü

      Ne zaman yapılmalı
      Eğer depo-provera'nın sizin için uygun bir yöntem olduğunu düşünüyorsanız ve jinekoloğunuz da bu yöntemi size öneriyor ise bundan sonraki aşama adet döneminin hangi zamanında yapılması gerektiğini öğrenmektir. İlk kez yapılacak olan depo-provera adet kanamasının ilk 5 günü içinde yapılmalıdır. Eğer doğum sonrası uygulamaya başlanacaksa ve anne emzirmeyi düşünmüyorsa doğumdan sonraki ilk 5 gün içinde yapılabilir. Emziren annelerde ise doğum takiben 6 hafta sonra ilk enjeksiyon yapılabilir. Daha sonraki tekrarlar etkili bir koruma sağlamak için her 13 haftada bir yapılmalıdır.

      Depo-proveranın sadece başka yöntem kullanamayan kişilerce kullanılması, gebelikten korunmada ilk tercih olarak düşünülmemesi önerilmektedir.
       
    *

      Aylık İğne:Ayda bir uygulanır ve kadında yumurtlamayı ve döllenmeyi önler.
      İstediğiniz sürece kullanabilirsiniz. 
    *

      Deri Altı Kapsülleri:Kolun iç kısmına yerleştirilen ve kadında yumurtlamayı ve döllenmeyi önleyen, kibrit çöpü büyüklüğünde hormon içeren 6 adet esnek çubuktur.5 yıl boyunca güvenle kullanabilirsiniz. 
    *

      Tüp Ligasyonu:Geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemidir.
      Kadında yumurtayı taşıyan tuplar ameliyatla bağlanarak döllenme önlenir.
      Ömür boyunca gebelikten korunursunuz. 
    *

      Vazektomi:Geri dönüşü olmayan bir aile planlaması yöntemidir
      Erkekte tohum hücrelerini (spermleri) taşıyan kanallar basit bir cerrahi işlemle bağlanarak döllenme önlenir. 
    *

      Rahim İçi Araç (Spiral):Rahim içine yerleştirilen ve döllenmeyi önleyen bir aile planlaması yöntemidir.10 yıl boyunca güvenle kullanabilirsiniz. 
    *

      Kondom:Cinsel ilişki sırasında erkek tohum hücrelerini içinde toplayarak döllenmeyi önleyen bir kılıftır.İstediğiniz sürece kullanabilirsiniz. 
    *

      Spermisitler:Hazneye yerleştirilen ve erkek tohumlarını etkisiz hale getirerek döllenmeyi önleyen fitil,jel, krem ya da köpük şeklinde maddelerdir.
      İstediğiniz sürece uygulayabilirsiniz. 
    *

      Diyafram:Kubbe şeklinde kauçuk yumuşaklığında olan ve cinsel ilişkiden önce rahim ağzına yerleştirildiğinde erkek tohum hücrelerinin rahim içine geçmesini engelleyen bir aile planlaması yöntemidir.İstediğiniz sürece uygulayabilirsiniz.
      SPİRAL :Rahim içi araç,rahmin içine yerleştirilen küçük plastik bir araçtır.  Bakır veya hormon içeren tipleri vardır. Ülkemizde yaygın olarak kullanılan T şeklindeki bakırlı 380 A tipindeki rahim içi araç 10 yıl süreyle gebe kalmaktan korur. Koruyuculuk süresi değişik olan başka türde rahim içi araçlar da vardır.  Sağlık personelinden size uygulanan rahim içi aracın kaç yıl koruyacağını öğreniniz. Erkek tohum hücrelerinin kadın yumurta hücresini döllenmesini engelleyerek kadını gebe kalmaktan korur. Kadının gebe olmadığından emin bulunan herhangi bir zamanda uygulanabilir. Uyguladıktan hemen sonra korumaya başlar.  Uzun süre gebelikten korur. Çıkarıldığında hemen gebe kalınabilir.  Kürtajdan hemen sonra uygulanabilir. Doğumdan hemen sonra uygulanabilir. Emziren anneler güvenle kullanabilir. Cinsel ilişkiyi kesintiye uğratmaz
      BEKLENEN YAN ETKİSİ VAR MIDIR?
      Bazı kadınlarda uygulamayı takibeden ilk 3-4 ayda kasık ağrısı, iki adet arasında lekelenme ve adet kanaması miktarında artma olabilir. Gebelikten güvenle korunmak için rahim içi araç uygulatmadan önce bir sağlık kuruluşundan mutlaka danışmanlık almalısınız.
      Uygulama için mutlaka adetli olmak gerekmez.  Gebe olunmadığından emin olunan herhangi bir zamanda uygulanabilir. Herhangi bir şikayetiniz yoksa rahim içi araç uygulandıktan sonra 1. ayda ve her yıl bir defa kontrol için bir sağlık kuruluşuna gidiniz. Rahim içi aracın değiştirilmesi gerektiğinde ara vermeden hemen yenisi uygulanabilir. Rahmin dinlendirmeye gerek yoktur.
      Rahim içi araçla korunurken:
      - Karında aşırı ağrı
      - Sürekli akıntı
      - Normal adet miktarının 2 katı ya da 10 günden uzun süren kanama
      - Rahim içi aracın düşmesi
      - Beklenen adette 10 günden fazla gecikme
      olursa hemen bir sağlık kuruluşuna başvurunuz.


      TAKVİM YÖNTEMİ :Bu yöntem güvenilirliği az olan bir yöntemdir. Adet kanaması düzenli olarak 28 günde bir olan kadınlar için uygundur.Adet kanaması düzensiz olanlar kullanmamalıdır. Yumurtlama adetin 14. günü olur ve yumurta hücresi olgunlaşmış olur. Bu hücre 2 gün içerisinde döllenmezse ölür. Spermler ise 3 gün kadar yaşayabilirler. Bu nedenle yumurtlamadan 3 gün önce ve yumurtlamadan 2 gün sonrası arasında kalan zaman gebe kalma olasılığının en yüksek olduğu günlerdir. Gebelikten korunmak isteyenler, bu sürelerde cinsel ilişkide bulunmamalıdır. Koruyuculuğu düşük bir yöntem olduğu için kesinlikle çocuk istemeyenler bu yöntemi kullanmamalıdır. 

 
15  ––––•(-• Hobiler •-)•–––– / Fotoğrafçılık / "Doğru pozlandırma" : Mart 09, 2008, 11:54:35


Pozlandırmayı üç etken belirler: filmin ışığı olan duyarlılığı ya da "hızı" (Uluslararası Standartlar Organizasyonu [ISO] tarafından verilen sayılarla belirlenir) objektif diyaframının açıklığı (f sayısı ile ayarlıdır); ve obtüratörün açık kalma süresi ya da "enstantane" (saniyenin kesirleri olarak ölçülür: 1/1000 sn vb.). Doğru pozlandırmanın elde edilmesi, özellikler fotoğrafçılığa yeni başlayanlar için oldukça zordur. Bu konuda, zaman zaman deneyimli profesyoneller bile hata yapabilir. Öte yandan günümüzün yarı ya da tam otomatik pozlandırma programlı fotoğraf makineleri diyafram ve enstantaneyi otomatik olarak ayarlar ve genellikle iyi verirler. Buna karşın belirli bir konuyu çekerken etkin bir görüntü elde edebilmek için tek bir enstantane ve diyafram açıklığı birleşimine bağlı kalmak gerekmez. Bu yüzden fotoğraf makinesi seçerken, pozlandırması elle (manuel olarak) ayaralanabilen, hiç değilse bir diyafram ya da enstantane öncelikli pozlandırma programı olan bir makine tercih edilmelidir.

Doğru poz değerini sizin hesaplamanız gerekir. Çünkü çekeceğiniz fotografın duygusunu hangi poz değerlerinin daha iyi vereceğini sizden daha iyi kimse bilemez. Çektiğiniz fotografın en önemli bölümü görülmesini istediğinizden daha açık görünüyorsa fazla pozlandırdınız daha koyu görünüyorsa az pozlandırdınız demektir.
f    2    2.8    4    5.6    8    11    16    22
enstantane    1/1000    1/500    1/250    1/125    1/60    1/30    1/15    1/8

Yukarıdaki tablodaki f ve enstantane değerlerinden eşit miktarda ışık geçer. Yani f:5.6 1/125 değerlerinde geçen ışık miktarı f:8 1/60, f:11 1/30 veya f:16 1/15 değerlerinde geçen ışık miktarları aynıdır.

Pozlandırmada önemli olan hangi değerleri seçeceğimiz. Yukarıdaki tabloda düşük enstantane ve f değerlerini (f:22 1/18) seçersek. Bize alan derinliği fazla olan bir görüntü sunacaktır. Ama 1/8 lik poz süresi makinayı oynatmadan tutmamız gerektiğini söyleyecektir. Bu durumda elle yapılacak çekimlerde görüntünün bozulmasına neden olacaktır. Yine yukarıdaki tabloda f:2 1/1000 değerlerinde yapacağımız çekimde diyafram açıklığı en büyük değerde olmasına karşın 1/1000 lik poz süresi film düzlemine düşecek ışık miktarının yeterli olmadığı durumu yaratacak bu da konumuzun görüntüsünün fotografta belli belirsiz çıkmasına neden olacaktır. Çekeceğimiz konu ne kadar hareketli ise o derece yüksek enstantane değerleri kullanarak hareketi dondurabiliriz.

Bazı fotoğraf makinelerinin kademesiz enstantane ayarları verdır; yani, belirtilen sayıların arasında da enstantane ayarı yapmak mümkündür.
   

StatCounter - Free Web Tracker and Counter
Sayfa: [1] 2 3 ... 22


hosting