Mesajları Göster
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 22
31  ––––•(-• Hobiler •-)•–––– / Sizin hobiniz hangisi / DOMATES BİBERİ TURŞUSU : Mart 09, 2008, 11:13:40
6 kg domates biberi yıkanıp çekirdekleri ayrılır ve her biri 5-6 parçaya bölünür. 2 baş sarımsak ayıklanır. Büyükçe bir tencereye 3 şişe sirke, 1 bardak tuz, 1 bardak şeker ve 1 bardak yağ konarak kaynatılır. Kaynamaya başlayıca biberler ve sarımsaklar ilave edilir. Tekrar kaynaması beklenir. Ara sıra karıştırılarak 5 dk. kadar kaynatılır ve sıcak sıcak kavanozlara doldurulur. Aralarına maydanoz dalları serpiştirilir. Kavanozların kapakları sıkıca kapatılır.
32  ––––•(-• Hobiler •-)•–––– / Sizin hobiniz hangisi / TATLI BAYRAMLAR..... : Mart 09, 2008, 11:12:58
Her bayram olduğu gibi, bu bayram da baklavımızı annem yaptı. Akşam işten geldiğimde baklava hazırdı. Çok teşekkür ediyorum anneciğim. Eline sağlık, iyiki varsın, iyiki bizimlesin.

 

Annem genellikle baklavayı elde açarak yapar ama bu defa hazır yufka ile yaptı. Tadına baktık, çok güzel, elde açma baklavayı aratmıyor. Tarifine gelince;

Malzemeler:

1 kg. baklavalık yufka

350-400 gr dövülmüş ceviz

350 gr tereyağı (eritilmiş ve sıcak) veya yarısı tereyağ yarısı çiçek yağı.

2 kg şeker

1,5 lt su

yarım limon suyu

Yapılışı:

Yufkalar fırın tepsine yayılıp aralarına ceviz içi serpiştirir. yufkalar bitinceye kadar işleme devam edilir. Daha sonra baklava şeklinde dilimlenir. Üzerine sıcak yağ dökülür. Önceden ısıtılmış (175 derece) fırında kızarıncaya kadar pişirilir. Ve soğumaya bırakılır.

Şeker ve su kaynatılarak şerbet hazırlanır. Yarım limon suyu ilave edilir. Soğuyan yufkalara sıcak şerbet tepsinin kenerlarından ortasına doğru dökülür.

Afiyet olsun.

 
33  ––––•(-• Spor Forumu •-)•–––– / Diğer Spor Dalları / RAfTiNG, Akarsu sporu : Mart 09, 2008, 07:31:02
AKARSU SPORLARI

Akarsu sporları 1800'lerde kano ve kayak ile başlar. Bireysel çabalarla gelişen bu sporların kitlelere yayılması ise rafting ile olmuştur.

RAFTING

Akarsu, yatağı içinden geçerken çeşitli doğal engelleri geçmek zorundadır. Bu engeller büyüklü, küçüklü kaya parçaları bazen de ağaç gövdeleridir. Su kimi zaman da yüksekçe yerlerden dökülerek yoluna devam eder. Suyun yolunu kesen bu engeller genel akışın hızını ve yönünü etkiler, suda türbülanslar, dalgalar ve akışta ani süratlenmeler oluşturur. Akarsu sporlarında, bu tür beyaz ve köpüklü görüntüler sergileyen bölgelere "Rapid" (Şarlak) adı verilir. Akarsulardaki rapid ve çağlayan gibi engeller, zorluk derecelerine göre uluslararası standartlarda sınıflandırılır.
Klas1: Çok basit akıntı. Suda hiçbir çalkalanma yoktur, son derece sakin bir biçimde, köpüklenme yapmadan akar.
Klas2: Basit rapidler. Akıntı azdır. Suyun akışı ve küçük engeller hafif dalgalanmalar oluşturur. Bunlar hiç bir tehlikesi olmayan basit geçişlerdir.
Klas3: Orta zorlukta rapidler. Nehir buralarda, yüksek sayılabilecek dalgalar oluşturur. Dalga boyu bir metreye varır. Rapidin arkası durgun ve görüş alanı içindedir.
Klas4: Zor rapidler. Rapidin başlangıcından bitişini görmek her zaman mümkün olmaz. Akıntı, oldukça büyük ve karışık dalgalar oluşturur. Su altı ve su üstü engelleri bulunur. Emniyet için kıyıda kurtarma ipiyle ekibin olması gerekir.
Klas5: Çok zor rapidler. Su bazen çavlanlar bazen de çok büyük dalgalar oluşturur. Dalga boyu 5 metreye varabilir. Her taraf bembeyaz köpük içindedir. Dar geçişler olabilir. Bu bölgelerden geçiş için çok deneyimli olmak, zor durumlarda neler yapılacağını iyi bilmek gerekir. Emniyet sistemi kurmadan bu sulara girmek son derece risklidir.
Klas6: Geçilemeyecek kadar zor rapidler. Nehir buralarda ya metrelerce yukarıdan dökülür. Ya da art arda bir dolu engele rastlayarak çok türbülanslı ve dalgalı bir bölge oluşturur.

Rafting, Raft adı verilen botlarla yapılır.
Bu botlar, Amerika'da, önceleri (1900'ların başında) akarsularda güvenli olarak yük taşımakta kullanılıyormuş. Raft, her türlü akarsuda hareket edebilecek yapısı ve yapıldığı sağlam malzeme nedeniyle akarsu taşımacılığında tercih ediliyor. II.Dünya savaşı sırasında çıkartma amaçlı olarak kullanılan botlar diğer ülkelerin de dikkatini çekiyor ve yaygın olarak kullanılmaya başlanıyor. Spor amaçlı kullanım da yine Amerika'da başlıyor. Keşif amaçlı akarsu yolculukları ve çeşitli etkinlikler yapmak üzere kurulan bir kulüp 1973 yılında "Sobek Expedition" adını alarak dünyanın çeşitli ülkelerinde keşifler yapmaya başlıyor. Çoruh'u da 1982'de ilk bu ekip geçiyor.

Dünyada iki tip raft kullanılıyor. Birincisi daha çok Amerika'da, büyük nehirlerde yük taşıma amacıyla kullanılanlar. Bu botlar bir kişi tarafından yönlendirilebiliyor. Kullanım prensibi kürekli bir sandalla aynı. Bot, kenarlarına bağlı üçer metrelik küreklerle istenildiği gibi yönlendirilebiliyor. Bunlarla iki tona kadar yük taşımak mümkün. Son yıllarda bu botlarda yolcu taşımacılığında, daha çok da turizm alanında kullanılmaya başlandı. Bu türde, botta bulunan yolcular hiçbir şeye karışmaz. Yönetim tamamen kürekleri kullanan rehberdedir. İkincisinde ise botta bulunan herkes kürek çeker. Sabit bir kürek yeri yoktur ve kürekçiler botun kenarlarına oturarak kürek çekerler. Bunlarda rehber arkadadır. Diğer kürekçileri komutlarla yönlendirerek botu idare eder. Türkiye'de de bu sistem kullanılmaktadır. Rafting deneyimli rehberlerin idaresinde yapıldığında son derece kolay ve güvenli bir doğa sporudur. Klas 4 veya 5 zorluğunda bir nehri kano veya kayak gibi araçlarla geçmek için yıllar sürecek bir eğitime gereksinim duyulurken, raftingle deneyimli rehberler yönetiminde, bir kaç saatlik birifing ve ufak bir acil kurtarma provası sonrasında sağlıklı herkes geçebilir.



Türkiye'de rafting yapılan belli başlı noktalar:
Köprüçay , Dalaman, Alara, Dim Çayı, Çoruh, Düzce Melen, Eşen, Manavgat, Zamantı, Fırtına, Maçka, Tortum ve Barhal.
34  ––––•(-• Spor Forumu •-)•–––– / Diğer Spor Dalları / Tanımlı Sancak ve İskele : Mart 09, 2008, 07:30:25
Sancak ve İskele
Sancak ve İskele Sancak ve iskele kavramları denizcilik ve yelkencilikte vaz geçilmez temel bilgidir. Denizcilikte sağ ve sol gibi yönler kullanılmaz.Sancak sağ tarafa,iskele ise sol tarafa verilen isimdir. Boyutu hiç fark etmez deniz üzerindeki tüm teknelerin sağ tarafına sancak denir ve yeşil renk ile gösterilir.Sol tarafların ise iskele denir ve kırmızı ile gösterilir.Uluslararası denizde çatışmayı önleme kurallarına göre sancak tekne deniz üzerinde daima yol hakkına sahiptir.İskele tekne sancak tekneyle karşılaştığı,onun su yolunu bozmayacak, uzak duracaktır yada yol verecektir.

Fakat güvenlik gerekçesiyle bu durumun uygulanmadığı durumlarda vardır.Sancak kontra bir tekneyken,iskele tekneyi zor durumda bir duruma sokmamalıyız,nasıl bir
durum olabilir? Karaya doğru sürükleme mesela. Yelkende Sancak ve İskeleYelkenli teknelerde yelkenle seyir halindeyken rüzgarın geldiği yöne göre sancak veya iskele kontra oluruz.Eğer rüzgar,yelkenli teknemizin sağ tarafından geliyorsa sancak,iskele tarafından geliyorsa iskele kontra oluruz.Yandaki çizimde orsa seyrinde sancak ve iskele kontra olarak yön değiştiren yelkenli tekne görülüyor.

Eğer yelkeni tekne yelkenle değil motorla gidiyorsa,sancak ve iskele durumu motorlu teknelerdeki gibidir.Sağ sancak,sol iskele kabul edilir.
35  ––––•(-• Spor Forumu •-)•–––– / Diğer Spor Dalları / Voleybolun kalbi Türkiye'de atacak : Mart 09, 2008, 07:29:59
Voleybolda Türkiye'de düzenlenecek uluslararası 3 organizasyonun protokolu, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in de katıldığı törenle imzalandı.
Türkiye, 3-9 Eylül 2007 tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek 2008 Bayanlar Grand Prix Avrupa Kıtası Yükselme Grubu, 7-15 Ocak 2008'de İzmir'de düzenlenecek 2008 Erkekler Olimpiyat Oyunları Yükselme Grubu ve 1-13 Eylül 2009'da yine İzmir'de 2009 Erkekler Avrupa Şampiyonası maçlarına ev sahipliği yapacak.
Bakan Şahin, Türkiye'nin çok önemli 3 organizasyonun sorumluluğunu üstlenmesinden büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Her ülkenin başarılı sporculara sahip olmayı ve sporda başarılı olmayı isteyeceğini dile getiren Bakan Şahin, şöyle konuştu: "Ancak bunun için temenni kafi değildir, mutlaka her türlü sporun gelişimi için altyapıya ve tesisleşmeye ihtiyaç vardır. Bu da kafi değildir, aynı zamanda çağdaş bir yapıya sahip olmalı ve dünyadaki gelişmeleri de yakından takip etmelidir. Şeffaf ve özerk olmalıdır. Çok şükür, özellikle son yıllarda bu alanlarda Türkiye önemli adımlar attı ama bu saydıklarım da başarı için kafi değil. Tecrübe de önemlidir. Organizasyon tecrübesi ve müsabaka deneyimi çok önemlidir. O nedenle uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapmaya hükümet, bakanlık ve GSGM olarak projelerimizin ilk sırasında yer verdik."
Mehmet Ali Şahin, sporun sadece futboldan ibaret olmadığını, diğer spor dallarını da halkın gündemine taşımaya, çok başarılı sporcular yetiştirmeye ve takımlar oluşturmaya, Türkiye'nin tanıtımına katkı sağlamaya mecbur olduklarını söyledi.
Avrupa Voleybol Konfederasyonu (CEV) Başkanı Andre Meyer, Türkiye Voleybol Federasyonu'nun, organizasyonları Türkiye'de gerçekleştirmek için çok çaba sarf ettiğini kaydetti. Türk hükümetinin spora verdiği desteğin kendisini çok memnun ettiğini ifade eden Meyer, şöyle konuştu: "Türkiye Voleybol Federasyonu ile iyi ilişkiler içindeyiz. Organizasyonları Türkiye'de yapmamızın en büyük nedeni, Türkiye'nin daha önce yaptığı başarılı organizasyonlardır. Türkiye'nin organizasyonlardaki ciddiyetini gördük. Bu organizasyonların da başarılı bir şekilde gerçekleşeceğine inanıyorum."
36  ––––•(-• Spor Forumu •-)•–––– / Diğer Spor Dalları / Dalış - Dalış Eğitimi : Mart 09, 2008, 07:29:03
Denize ve onun altındaki dünyaya merakı olan bütün insanların vakit geçirmeden yapması gereken zevkli, basit ve sportif bir eylemdir. Bu eylem sizi denizin altı ile tanıştırır. Böylece bize ait olan bu dünyanın bir başka boyutuyla tanışıp ufkumuzu genişletme fırsatı buluruz. Deneme dalışı sizi mavi derinliklerin uçsuz bucaksız derinliklerine çekerken yeni yüzleri ile tanıştırır. Balıkların ve denize ait diğer çok ilginç canlıların bu dünyası, dalışa devam etmeniz halinde, dalış deneyimlerinizde ve denizle ilgili okuyacagınız kaynaklarda hep sizi şaşırtacaktır. Denizaltı yaşam ı çok çeşitli ve bilinmeyenlere gebedir. Her geçen gün denize ait yeni bir canlı keşfedilir. Yeni keşifler heyecan vericidir. Deneme dalışı gibi...

Deneme dalışını bire bir olarak sahilden yapıyoruz. Malzeme ve diğer ekipmanı biz tedarik ediyoruz. Bu sizin ilk dalışınız olacağından, dalış eğitmenimiz gerekli bilgileri vermesini takiben dalışa başlıyoruz. Dalış derinliğimiz maksimum 4-5mt. yi geçmiyor. Dalış sonrası dalışın değerlendirmesini sudan çıkar çıkmaz sahilde keyifle yapıyoruz. Genellikle ilk söylenen cümle "dalış bu kadar basit miydi...!" oluyor. Deneme dalışındaki maksat da, dalışın ne kadar basit bir eylem olduğudur. Basitliğin sebebi, kurallarının kesin oluşundandır. Dalışta yapılacak her şey daha önceden yapılmış dalış deneyimleri sonucunda edinilmiştir. Bu kurallar bütün dünyada aynıdır ve aynı şekilde uygulanır. Su altında ki işaret dili standartdır. İlk kez daldığınız yabancı ülkeden bir insanla mavi derinliklerde bu dili konuşursunuz.

Deneme dalışından aldığınız keyfi bir de sertifika ile pekiştirmek isterseniz bir yıldız dalış eğitimi almanız gerekiyor. Bu sertifika ile dalgıç olduğunuzu belgelediğiniz gibi,- gittiğiniz her yerde aletli dalış (scuba diving) hakkını kazanmış oluyorsunuz. Artık dünya denizleri ve güzellikleri sizi bekliyor. Dalış arkadaşınızın (budy) hadi dalışa gidelim davetini sabırsızlıkla bekliyorsunuz. Mavilikler sizi çekiyor. Kan basıncınız yükseliyor, adrenalininiz artıyor. Davet dayanılmaz bir hal alıyor. Yerinizde duramıyor, dalış planları yapmaya başlıyorsunuz. Dalış bölgesine varıp dalışa geçtiğinizde daha ilk metrelerde "işte özgürlük bu" diyorsunuz...


Dalış gezilerinin keyfi ve dalış arkadaşlığı başka bir şeydir. Dalış arkadaşlığı ömür boyu devam eder.

1 YILDIZ DALIŞ EĞİTİMİ BİLGİSİ

Eğitim dalışının keyfini yaşam ış ve dalışla tanışmış iseniz ilk fark ettiğiniz şey bu işin ne kadar kolay olduğudur. Hemen akabinde aklınızda “ben de bu işi yapabilirim” fikri gelecektir. Mavi derinliklerin büyülü güzelliklerini görme merakı da buna eklenince dalış eğitimi almak kaçınılmaz olur.

Sualtı federasyonu kurallarına göre toplam 8 dalış yapılır. Eğitim süresi dört veya beş gün olabilir. Eğitimler ve deneme dalışları eğitmen eşliğinde yapılır.

1. Gün: Bir yıldız eğitimine teorik derslerle başlanıyor. Akabinde sahilde ilk dalışınız yapılıyor. Daha önceden deneme dalışı yapma fırsatımız olmadıysa ve/veya uzun süre önce deneme dalışı yaptıysanız ve uzun süreden sonra bu sizin ilk dalışınızsa, bu ilk dalış, deneme dalışı mahiyetinde olur.

2. Gün: Teorik eğitimleri takiben ikinci ve üçüncü dalışlar yine kıyıdan yapılır. Bu dalışlarda zorunlu olarak yapılması gereken sualtı eğitimleri yapılır.

3. Gün: Teorik derslere devam edilir. Teorik derslerin takiben önceki günlerden yapılamamış veya pas geçilmiş veya tekrarlanmasında fayda görülen sualtı eğitimleri yapılır veya tekrarlanır.

4. Gün: Artık zorunlu sualtı eğitimleri bitmiş bir şekilde açık su dalışları için tekneye binilir ve dalış bölgelerinden birine gidilir. Burada ilk açık su dalışı yapılır. Dalıştan sonra tekrar kıyıya dönülüp öğle yemeği yenilir ve istirahat edilir. Saat 15:00 de ikinci dalış için tekrar tekneye binilip ikinci açık su dalışına gidilir.

5. Gün: Dördüncü günde olduğu gibi açık su dalışlarına devam edilir. İki açık su dalışı daha yapılır. Bu dalışlar geliştirme dalışları mahiyetindedir. Eğer eğitmen gerek görürse zorunlu eğitimleri tekrarlatabilir. Amaç her şartta istenenleri yapabilme becerisini kazandırmaktır.

Beşinci günün sonunda eğitmen tarafından, bir yıldız dalıcı eğitimi konularının tamamından, yazılı imtihan yapılır. Sualtı becerileri ve yazılı imtihandan başarılı olanlar bir yıldız dalıcı brövesi almaya hak kazanırlar.
37  ––––•(-• Spor Forumu •-)•–––– / Dövüş Sporları / Türk Savaş Sanatı Sas. : Mart 09, 2008, 07:27:32
SAS SANATI (Savunma ve Savaş Sanatı) kısaca Kendini Korumanın Yolu dur. Detaylara girmeden teknik uygulamayı amaçlayan teknik ve taktik çalışmadır.SAS SANATI 15 yaş üzeri Bay-Bayan herkesin öğrenip uygulayabileceği,sokakta kendini savunmaya ve müsabakaya yönelik bir çalışmadır.Bir Türk Savaş sanatı olan SAS’ın kurucusu İsmet Kalafat ve sisteminin detayları.
38  ––––•(-• Spor Forumu •-)•–––– / Dövüş Sporları / Türk savaş sanatı Sangu-chi : Mart 09, 2008, 07:26:49
Türk savaş sanatlarını oluşturmak ve popüler yapmak günümüzde oldukça zor.Böylesine bir olguya en başta maalesef kendi toplumumuzdan engellemeler gelmekte.İşte tüm bu engellemelere rağmen Türk başlığı adı altında savaş sanatı oluşturan hocalarımızdan biriside genç antrenörlerimizde Ayhan Kısrure.İşte Türk savaş sanatı Sangu-chi nin detayları .


Türk savaş sanatı Sangu-chi. Türk savaş sanatlarını oluşturmak ve popüler yapmak günümüzde oldukça zor.Böylesine bir olguya en başta maalesef kendi toplumumuzdan engellemeler gelmekte.İşte tüm bu engellemelere rağmen Türk başlığı adı altında savaş sanatı oluşturan hocalarımızdan biriside genç antrenörlerimizde Ayhan Kısrure.İşte Türk savaş sanatı Sangu-chi nin detayları.



SANGU-CHİ NEDİR?

Sangu “savaşan ve mücadele eden kişi” demektir. Bu kelime Orta Asya Türkçesinden esinlenerek oluşmuştur.


Sangu-Chi Felsefesi


Dövüş sanatlarının özünde, insanın kendisi veya bir rakip ile mücadelede kullandığı ayrıntılı unsurlar vardır. Do sporları; bu öz çevresinde gelişir, çeşitlenir ve büyür. Sangu chi bu büyüklük içinde kendine özgü bir disiplindir.

Sangu chi’yi satranç oyunundaki mücadele akışıyla anlatabiliriz: Oyun boyunca her ne kadar önceden planlanmış hamleler akılda tutulsa da, rakibin hareketlerine karşı aklın izleyeceği yol anlık çözümler doğrultusunda olacaktır. Sangu chi’ de dövüşün tüm olası pozisyonlarına karşılık teknikler vardır fakat Sangu chi dövüş anında tüm kalıpları reddedip, ana en özgür ve doğru refleksle cevap verebilmeyi temel edinir.Anında karşılık verebilme refleksine sahip olmayı ve bir türlü doğaçlama yapmayı hedefler.

Diğer bir deyişle, Sangu chi sınırsız dövüşmektir, gereksiz ön hareketleri ve kalıpları ortadan kaldırarak. Teknikler, içerdiği tüm dekoratif unsurlardan hafifletilmiştir. Sonuca varmak için tüm kurgular gerçekçi düşünülmüştür. Çünkü; belli kavramların, prensiplerin ve sabitleştirilmiş tekniklerin çok kere provalaşmasının; rakibin uygulayabileceği gelişi güzel bir harekete karşı başarılı olma olasılığı çok azdır. Bu hareket karşısında hafızada yüklü bulunan hareketlerin uygunluğu tartılırken ve uygunsuzluğu anlaşılırken (!) rakibe karşı epey zaman kaybedilecektir. Dövüşürken, bir salisenin bir ömür hatrı olduğunu düşünülürse bir de.

Sangu chi’de öğretilen tüm bağımsız hareketlerin bilinçli bir bütünlük oluşturabilmesi için düzenli çalışmaların üstünde öğrencinin ruhundaki savaşkanlığa kulak kesilmesi gerekmektedir. Tıpkı Bruce Lee’nin dediği gibi “İnsana kendinden başkası yardım edemez. Gerçek, her insanın kendi içindeki ruhtadır. Gerçeği arıyorsanız, dışa bakmakla değil, içe bakmakla bulabilirsiniz” . Sangu chi, insanın köklü savaşma yeteneğini gün ışığına çıkarır.


Metodsal Çalışma


Durağan ve haraketli teknik kombinasyonları, bir egzersiz düzeniyle birlikte çalışılmaktadır. Buna alt yapı çalışması denir. Ancak bu çalışma, dövüşte kullanılacak kombinasyonları içermez, sadece doğru refleks gösterebilme antrenmanıdır.

Dövüşün fiziksel ve psikolojik sürecine göre değişebilen hücum ve savunma teknikleri, Sangu chi öğrenicisini dinamik kombinasyon teorileri uygulamaya zorlamakta, alıştırmaktadır. Bu nedenle antrenman disiplininde periyodik egzersiz ve teknik çalışmaları bulunmamaktadır. Daha çok birbirinden farklı, kopuk, sırasız tekniklerin çalışması yapılır.

Antrenman kondisyon ve kültür fizik hareketleriyle başlar. Öğrencinin o günkü durumuna göre bu egzersizin yoğunluğu Sifu tarafından belirlenir. Diğer hareketlerde olduğu gibi kültür fizik hareketlerinde de bir sıralama ve kısıt yoktur. Yeterli esnemeden sonra karma teknikler, kombinasyonlarla antrenman sürer. Sadece yeni sporcular için temel oluşturması bakımından, kalıpsal çalışmalar yapılır.


Diğer Sistemlerden Farkı


Sangu chi puan sistemine bağlı herhangi bir yarışma bölümü olmadığından, özgür egzersiz ve tekniklerden oluşmaktadır. Bir yarışma bölümü bulunmadığı halde, bu stili çalışmış kimseler her Uzakdoğu branşında yapılan şampiyonalara katılabilecek cesarete ve yeteneğe sahip olurlar. Çünkü bir sangu chi dövüşçüsü, her rakibe ve her sisteme karşı net sonuca giden, kurgusuz dövüş tekniklerini üretip uygulayabilir.


Sangu-Chi İdeolojisi


Savaşmak, varoluşumuzun ana refleksidir. Savaş ve dövüş sanatlarının uzandığı derin tarih bizi şaşırtmamalıdır bu sebeple. Bu sanatlar, Uzakdoğu’da doğmuş, büyümüş, yaşamış ve yaşamıştır. Dünyaya buradan yayılmıştır.

Kung-fu bu sanatların atasıdır. Fakat; Çin topraklarında, dinsel prensiplerle sistemleşmiş kung-fu tarihini Türklerden ayrı düşünmek imkansızdır. O dönemlerde iki milletin aynı coğrafyayı paylaşamadığı(!) düşünülürse hele.

Türk tarihinde savaşmak hep en ileri düzeyde var olmuştur. Bu kung-fu’nun şekillenmesinde de önemli etken olmuştur. Sangu chi’nin fikir yapıtaşı budur. Sangu chi bu tarihten güç alarak, geleceğinin ufkunu aydın kılmalıdır.

Konu ile ilgili Sifu A.KISRURE,Kung-fu Tarihi, Türklerin, do sporları tarihinde rolü,Kung-fu ve Budizm ana başlıkları ile bir kitap hazırlamaktadır. Çok yakında sitemizde bu kitaba yer verilecektir.

39  ––––•(-• Spor Forumu •-)•–––– / Fenerbahçe / FB:2 GS:0 HER SENEKİ GİBİ:D:D : Mart 09, 2008, 07:24:49
Fenerbahçe 2 - 0 Galatasaray
Turkcell Süper Ligi 15.hafta mücadelesinde Fenerbahçemiz geleneği bozmadı ve Galatasaray`ı Kadıköy`de yine mağlup etti. 5.dakikada Semih`in golüyle öne geçen takımımız, 56.dakikada Deivid`in golüyle farkı iki`ye çıkardı. 78.dakikada Deivid kırmızı kart gördü. Takımımız on kişi kalmasına rağmen skoru koruyan takımımız karşılaşmayı 2-0 galibiyetle tamamladı. Semih`in golünden sonra oyuna ağırlığını koyan takımımız, rakip kalede birçok fırsattan yararlanamadı. Takımımızın üstün oyunu karşısında tarafsızlığını koruyamayan Fırat Aydınus, maçın kontrolünü kaybetti.

Özellikle Sabri, Servet, Volkan ve Barış`ın futbolcularımıza yaptığı sert faulleri kartsız geçiştiren Aydınus, Arda`nın oyuna iki kez elle müdahalesine seyirci kaldı. Benzer pozisyonda oyuncularımızı elle oynadığı gerekçesiyle sarı kartla cezalandıran Aydınus, birçok pozisyonda oyuncularımızı taktik faulle durduran sarı kırmızılı oyunculara müsamaha gösterdi. 78.dakikada gole giderken Semih`in düşürülmesi sonucu kazanılan serbest vuruş esnasında Deivid`i rakip oyuncuyla girdiği ikili tartışma yüzünden oyundan ihraç eden Aydınus, aynı cömertliği sarı kırmızılı forma için göstermedi. Futbolcularımızın sağduyulu yaklaşımıyla mücadele tatsız olaylar yaşanmadan sona ererken, Aydınus`un berbat yönetimi muhteşem gecenin tek çirkin karesi oldu.

Mücadelenin ikinci yarısına farkı açmak için çıkan takımımız, 48. ve 49.dakikalarda Semih ve Aurelio ile mutlak pozisyonlardan yararlanamadı. İlerleyen dakikalarda Alex, Gökhan, Deivid ve Selçuk`la yakaladığı mutlak pozisyonları değerlendiremeyen takımımız, muhteşem oyunuyla rakibini 2-0 mağlup etti.

Bu sonuçla ezeli rakibine karşı Kadıköy`deki yenilmezliğini sürdüren takımımız, zirveye bir adım daha yaklaştı. Galatasaray`ın yenilmezliğine Kadıköy topraklarında son veren oyuncularımız, ezeli rakibiyle arasındaki puan farkını 1`e indirdi.

Bu güzide karşılaşmaya yoğun ilgi göstererek desteğini mücadele boyunca esirgemeyen taraftarlarımız, maç öncesi, maç esnası ve maç sonrasında takımımızı destekledi. Tezahürat ve tribün şovlarıyla Fenerbahçe farkını, Fenerbahçe kalitesini bir kez daha cümle aleme gösteren taraftarlarımız ayrı bir teşekkürü hak ediyor. Sahaya tek bir yabancı madde atmayan taraftarlarımız, takımımıza verdiği müthiş destekle Kadıköy`deki şölenin mimarı oldu.

İLK YARI1. dakika Derbide başlama vuruşunu yaptı.
3. dakika Fenerbahçe Galatasaray kalesine yaklaştı. Deivid`in ceza sahası dışından vuruşunda top üstten auta çıktı.
4. dakika Karşılaşma hızlı bir tempoda başladı.
5. dakika Alex`in asistinde ceza sahası içerisinde topla buluşan Semih, Orkun`un bacak arasından topu ağlara bıraktı.
8. dakika Saha bir anda gerildi. Lugano ile tersleşen Sabri`yi arkadaşları sakinleştirdi.
9. dakika Semih, kısa süreli bir sakatlık geçirdi. Tedavisi tamamlandıktan sonra yeniden oyuna girdi.
10. dakika Fenerbahçe golle birlikte baskısını da arttırdı.
11. dakika Galatasaray sağ köşeden korner atışı kazandı. Atışı, Arda kullandı, Volkan yumruklayarak uzaklaştırdı.
12. dakika Uğur Boral`ın sol kanattan ortasında Volkan, Deivid`den önce araya girerek topu uzaklaştırdı.
15. dakika Barış, ceza sahası dışından sol ayağıyla sert vurdu ama Volkan kolay şekilde kontrol etti.
16. dakika Nonda, ceza sahası dışından bir şut denedi ama çok zayıf gelen topu Volkan kontrol etti.
17. dakika Galatasaray`da bu kez Volkan Yaman ceza sahası dışından şut denedi. Çok sert giden topu direğin hemen yanından auta çıktı.
19. dakika Galatasaray, golün ardından kendini toparlayarak oyuna dengeyi getirdi. Sık sık Fenerbahçe kalesine yüklenen Galatasaray, son vuruşlarda başarılı değil.
20. dakika Galatasaray, uzun tac atışında Fenerbahçe kalesine yüklenmek istedi ama bu kez de Lugano araya girdi.Oyun şu anda Fenerbahçe yarı sahasında oynanıyor.
21. dakika Volkan Yaman`ın kaleci Orkun`a verdiği biraz kısa düşünce Deivid hareketlendi ama Orkun son anda uzaklaştırdı.
22. dakika Gökhan, ceza sahasının içinden sert vurdu ama Orkun son anda kornere çeldi. Kullanılan köşe vuruşunda Galatasaray defansı topu uzaklaştırdı. Kontra atağa çıkan Galatasaray`da Nonda ofsayta yakalandı.
23. dakika Fenerbahçe`de, hakem Fırsat Aydınus`a itiraz eden Uğur Boral sarı kart gördü.
24. dakika Galatasaray sağ kanattan Arda ile köşe vuruşu kullandı. Kaleci Volkan çıktı ve topu aldı.
26. dakika Selçuk`un pasında ceza sahasına doğru yaklaşan Roberto Carlos, mükemmel bir şut gönderdi, Orkun son anda topu kornere çeldi.
27. dakika Kullanılan köşe vuruşunun ardından Fenerbahçe`de Selçuk yerde kaldı. Burnunda bir kanama olan Selçuk için sağlık görevlileri sahaya çağırıldı.
28. dakika Galatasaray, köşe vuruşunun ardından kontra atakla hızlı çıktı. Serkan Çalık, sağdaki Arda`ya verdi. Arda ortaladı ama defans kornere çeldi. Kullanılan köşe vuruşunda ise yine defans topu uzaklaştırdı. Bu arada az önce yerde kalan Selçuk da oyuna girdi.
31. dakika Gökhan`ın sağdan ortasında defans araya girdi ve topu uzaklaştırdı ama Deivid ceza sahası dışında topla buluştu ve vurdu, top paralel şekilde taca çıktı.
34. dakika Fenerbahçemizde topa müdahale eden Semih, rakibine müdahale ettiği gerekçesiyle sarı kart gördü.
41. dakika Galatasaray ceza sahasında karambol. Bir anda top Fenerbahçeli Alex`in önünde kaldı. Alex`in vuruşunda Orkun son anda müdahale ederek 2. gole engel oldu.
43. dakika Galatasaray yine hızlı geldi. Arda çalımlarla ceza sahasına kadar sokuldu, pasında Nonda topla buluştu ama açısını kaybedince Volkan topu kontrol etti.
44. dakika Sahada bir anda gerilim arttı. Uğur, Roberto Carlos`a yaptığı müdahalenin ardından oyuncularımız tepki gösterdi. Gerginlik, Fırat Aydınus`un araya girmesiyle sona erdi.
44. dakika İlk yarıda 45+1 oynanacak.
45. dakika Fırat Aydınus, ilk yarının son düdüğünü çaldı. İlk yarı skoru, Fenerbahçe:1 - Galatasaray:0.

İKİNCİ YARI
46. dakika İkinci yarının başlama vuruşunu Galatasaray yaptı.
46. dakika Fenerbahçe`de ikinci yarıda Uğur Boral oyundan çıktı, yerine Wederson girdi.
47. dakika Barış`ın ceza sahasının dışından vuruşunda Volkan topu kontrol etti.
48. dakika Semih ceza sahasına girer girmez sert vurdu, Orkun kontrol etti.
49. dakika Semih bir anda Orkun ile karşı karşıya kaldı. İlk vuruşunda Orkun topu tokatladı ama top Semih ile Orkun`un arasına düştü. Orkun yeniden hakim oldu. Fenerbahçe, mutlak bir gol fırsatını iyi değerlendiremedi.
50. dakika Bu kez de Aurelio Orkun ile karşı karşıya kaldı. Orkun adeta kalesinde devleşti ve yine topu uzaklaştırdı.
53. dakika Song, Semih`e sert müdahale yapınca Fırat Aydınus sarı kart gösterdi.
55. dakika Deivid`in uzun pasında Semih iki Galatasaraylının arasında kaldı. Hakem Fırat Aydınus, Volkan Yaman`a sarı kart gösterdi. Fenerbahçe bu pozisyonda serbest vuruş kazandı.
56. dakika Fenerbahçe`de kazanılan serbest vuruşu Roberto Carlos kullandı, defanstan seken topu Deivid tamamladı ve karşılaşmada skor 2-0 oldu.
59. dakika Galatasaray kalesi zor durumda. İkinci golün ardından Fenerbahçe baskısını iyice artırdı. Orkun üst üste zor anlar yaşıyor.
60. dakika Vederson`un pasında Roberto Carlos ceza sahasında topla buluştu, yerden sert vuruşu az farkla auta çıktı.
61. dakika Bu kez Galatasaray tehlikeli geldi. Serkan sol kanattan çalımlarla geldi ve ortaladı. Nonda vurdu ama defansa çarpan top kornere çıktı.
62. dakika Deivid`in sağ kanattan ortasında çok müsait pozisyonda topla buluşan Semih, çok kötü bir vuruşla topu auta attı.
63. dakika Galatasaray`da Volkan Yaman oyundan çıktı, yerine Ümit Karan girdi.
64. dakika Fenerbahçe, akın akın geliyor. Bu kez da Aurelio, ceza sahasına kadar sokuldu ve çok sert vurdu ama top yan ağlarda kaldı.
66. dakika Fenerbahçe`de Deivid, sarı kart gördü.67. dakika Fenerbahçe`de Alex`in pasıyla topla buluşan Deivid, çok sert ve düzgün vurdu, Orkun son anda kornere çeldi. Kazanılan köşe vuruşunu Vederson kullandı, Orkun çıktı ve aldı.
68. dakika Galatasaray`da Edu`ya sert giren Arda, sarı kart gördü.
72. dakika Fenerbahçe`de, Semih oyundan çıktı, yerine Kezman girdi.
73. dakika Ümit Karan, Roberto Carlos ile birlikte ceza sahasında topla buluştu, vurdu ama yandan auta çıktı.
74. dakika Galatasaray`da, Arda oyundan çıktı, yerine Hakan Şükür girdi.
77. dakika Song`un müdahalesiyle Kezman yerde kaldı. Fenerbahçe, kaleyi tam cepheden gören bir noktadan serbest vuruş kullanacak.
78. dakika Fenerbahçe`de Deivid kırmızı kart gördü.
79. dakika Fenerbahçe`de kazanılan serbest vuruşu Alex kullandı, Orkun son anda kornere çeldi. Köşe vuruşunu Vederson kullandı, Galatasaray defansı topu uzaklaştırdı.
80. dakika Hakan Şükür, ceza sahasında topla buluştu, Selçuk`tan sıyrılıp vurdu ama top yandan auta çıktı.
83. dakika Bu dakikalarda oyun sertleşti.
84. dakika Galatasaray`da Barış sakatlığı nedeniyle oyundan çıktı, yerine Mehmet Topal girdi.
89. dakika Karşılaşmada 90+4 oynanacak.
90. dakika Fenerbahçemizde Edu sarı kart gördü.
90+1. dakika Fenerbahçemizde Roberto Carlos oyundan çıktı, yerine Colin Kazım girdi.
90+3. dakika Galatasaray`da kazanılan serbest vuruşu Sabri kullandı, Volkan son anda parmaklarıyla topu kornere çeldi. Kullanılan köşe vuruşunu Volkan kontrol etti.
90+4. dakika Fırat Aydınus karşılaşmanın son düdüğünü çaldı ve Fenerbahçemiz sahadan 2-0 galibiyetle ayrıldı.
40  ––––•(-• Spor Forumu •-)•–––– / Fenerbahçe / oleyyy fenerbahçemm:D : Mart 09, 2008, 07:24:20
Fenerbahçe 3 - 1 CSKA Moskova
Uefa Şampiyonlar Ligi G Grubu son maçında CSKA Moskova`yı 3-1 mağlup eden takımımız, ikinci tur`a yükseldi. smile.gif smile.gif 30.dakikada Edu`nun kendi kalesine attığı golle mağlup duruma düşen takımımız ohmy.gif , 32.dakikada Alex`in muhteşem golüyle eşitliği sağladı. Herkes ilkyarının bu sonuçla bitmesini beklerken, 44.dakikada bu kez Alex`in muhteşem pasıyla buluşan Uğur Boral şık bir vuruşla galibiyet golümüzü attı. biggrin.gif Soyunma odasına galibiyetle inen takımımız, ikinci yarıya etkili başladı. Rakibini adeta kendi sahasına hapseden takımımız birçok fırsattan yararlanamadı. 89.dakikada maçın kahramanı Uğur Boral son sözü söyledi ve kendisinin ikinci, takımımızın üçüncü golüne imza atarak Kadıköy`deki muhteşem geceyi noktaladı. smile.gif

Bu sonuçla Şampiyonlar Ligi grup elemelerinde en çok puan toplayan Türk takımı olarak tarihe geçen takımımız, yine kendi tarihinde bir ilki gerçekleştirerek turnuva`da ikinci tur`a yükselme başarısı gösterdi. 21.Aralık.2007 Cuma günü İsviçre`nin Nyon kentinde çekilecek kurada takımımızı bekleyen muhtemel rakipler ise şunlar:

Chelsea, Real Madrid, Barcelona, Manchester United, FC Sevilla, AC Milan, FC PortoİLK YARI
2. dakikada Semih`in pasıyla ceza alanı dışında topla buluşan Aurelio`nun vuruşunda, kaleci Akinfeev topu kornere çeldi.
3. dakikada ceza alanında Semih`in kafayla indirdiği topla altıpasta kaleci Akinfeev ile karşı karşıya kalan Lugano`nun yakın mesafeden vuruşunda, kaleciye çarpan top kornere çıktı. Aynı dakikada sağdan Alex`in kullandığı köşe atışında, ön direkte Edu kafayı vurdu, top kaleci Akinfeev`de kaldı.
12. dakikada Roberto Carlos`un ceza alanı dışı sol çaprazından vuruşunda top, uzak direğin yanından auta çıktı.
17. dakikada Alex`in pasıyla soldan ceza alanına giren Semih`in aşırtma vuruşunda, kaleci Akinfeev topu son anda tek eliyle çeldi. Penaltı noktası üzerinde topu önünde bulan Alex`in, savunmanın arasında yavaş vuruşunda ise kaleci Akinfeev topu kontrol etti.
20. dakikada orta alandan atılan uzun topta kaleciyle karşı karşıya kalan Janczyk`den önce kaleci Volkan Demirel, ceza alanının dışına dek çıkarak meşin yuvarlağı uzaklaştırdı.
26. dakikada sağdan Alex`in kullandığı köşe atışında, ceza alanında Deivid kafayı vurdu ve kale çizgisi önünde Aldonin topu uzaklaştırarak mutlak bir golü önledi.
27. dakikada Uğur`un ceza alanı dışından sert şutunda, top kaleci Akinfeev`de kaldı.
28. dakikada Berezutski`den topu kapan Roberto Carlos`un pasında topla buluşan Semih`in ceza alanına girmeden plase vuruşunda, kaleci Akinfeev topu kontrol etti.
29. dakikada sağdan Deivid`in ortasında, ceza alanında Semih kafayı vurdu ve top üstten auta çıktı.
30. dakikada Caner`in sağdan yerden ortasında, ön direkte kaleci Volkan Demirel`den önce Edu`nun ters vuruşunda, top filelere gitti: 1-0.
32. dakikada ceza alanı dışında topla buluşan Alex, sert ve düzgün bir vuruşla topu filelere göndererek, eşitliği sağladı: 1-1.
38. dakikada sağdan Gökhan`ın ortasında, ceza alanında Aurelio`nun kafa vuruşunda, top kaleci Akinfeev`de kaldı.
39. dakikada ceza alanı dışından serbest vuruş kullanan Alex`in ceza alanına gönderdiği topa Edu kafayı vurdu ve meşin yuvarlak üstten auta çıktı.
45. dakikada Alex`in pasıyla soldan ceza alanına giren Uğur, düzgün bir vuruşla topu kaleci Akinfeev`in yanından ağlara göndererek, takımını 2-1 öne geçirdi.

Karşılaşmanın ilk yarısı da 2-1 Fenerbahçemizin üstünlüğüyle sona erdi. smile.gif

Fenerbahçe: Volkan Demirel, Diego Lugano, Roberto Carlos, Edu Dracena, Gökhan Gönül, Mehmet Aurelio, Selçuk Şahin, Uğur Boral, Deivid de Souza, Alex de Souza, Semih Şentürk
41  ––––•(-• Spor Forumu •-)•–––– / Galatasaray / Transfer Haberleri : Mart 09, 2008, 07:18:26
 Cordoba, yarın Türkiye'den ayrılıyor

Turkcell Süper Ligi’nde Galatasaray ile yapılan maçta son saniyelerde yediği gol nedeniyle tepki alan Beşiktaş’ın Kolombiyalı kalecisi Oscar Cordoba, yarın Türkiye’den ayrılacağını açıkladı.

Turkcell Süper Ligi’nde Galatasaray ile yapılan maçta son saniyelerde yediği gol nedeniyle tepki alan Beşiktaş’ın Kolombiyalı kalecisi Oscar Cordoba, yarın Türkiye’den ayrılacağını açıkladı.

Cordoba, siyah-beyazlı takımın bu akşam BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde yapacağı idman öncesi tesislerde basın toplantısı düzenleyerek, "Türkiye’den vicdanım rahat ayrılıyorum" dedi.
Sezon sonunda Beşiktaş Kulübü ile sözleşmesi bitecek olan 36 yaşındaki file bekçisi, ligin son haftasında Trabzonspor ile İzmir’de yapılacak maçta oynamayacağını ve yarın, ülkesine geçmek üzere Arjantin’e gideceğini açıkladı.

"ÜZÜLDÜĞÜM ŞEY, BU KONUMDA GİTMEK"

Turkcell Süper Liginde geçen hafta Galatasaray ile yaptıkları maçta son anlarda yediği golle büyük tepki alan Beşiktaş'ın Kolombiyalı kalecisi Oscar Cordoba, Beşiktaş için kötü olabilecek bir şey yapmadığını ve Türkiye'den vicdanı rahat bir şekilde ayrılacağını söyledi.
Cordoba, BJK Nevzat Demir Tesislerinde düzenlediği basın toplantısında, bu şekilde basının önüne çıkmaktan dolayı üzgün olduğunu belirterek, "Bir hafta önce Fortis Türkiye Kupası'nı kazandık. Bir hafta sonra böyle bir olaydan dolayı karşınıza çıkmak üzücü" dedi.

Sahaya her zaman iyi oynamak ve kazanmak için çıktığını ifade eden Cordoba, diğer maçlarda olduğu gibi bu maçta da ileri çıktığını, sağa sola gittiğini, her zaman olduğu gibi uzun ve kısa pas attığını, yenilen ikinci gol öncesi de Sergen'e kısa pas atmak istediğini, ancak rakip oyuncunun topu aldığını kaydetti.

Beşiktaş'la çalışmasının bittiğinin farkında olduğunu, bu şekilde ayrılmanın da üzücü olduğunu dile getiren Cordoba, 4 yıl boyunca burada kalmalarını sağladıkları için Beşiktaş yönetimine ve taraftara teşekkür etti.
Cordoba, maçın ardından soyunma odasında kendisine tepki gösterildiği haberlerinin hatırlatılması üzerine, "Soyunma odasında böyle bir şey olduğundan haberim yok. Kendimi çok kötü hissediyorum. Yarın antrenmana çıkıp çıkmayacağımı, son maçta oynayıp oynamayacağımı bilmiyorum" dedi.

"BAZI ARKADAŞLARIN TEPKİSİ HOŞUMA GİTMEDİ"

Cordoba, maçın hemen sonrasında bazı takım arkadaşlarının kendisine gösterdiği tepki konusunda, "Bana orada gösterilen reaksiyon hoşuma gitmedi" dedi.

Soyunma odasında bunu takım arkadaşlarına söylediğini ifade eden Cordoba, "Onlar da birçok hata yaptı, ama ben bir şey söylemedim. Bazı arkadaşlar markaj yapmadı, bazıları gol kaçırdı, ama ben kimseye tepki göstermedim"diye konuştu.

Galatasaray maçında vatandaşı Mondragon'un, maç sonrası kendisiyle ne konuştuğu sorulan Cordoba, "Mondragon, ne hissettiğimi anladığı için, soyunma odasında daha rahat olmamı istedi" yanıtını verdi.

"MAÇI SATTIĞIMIN DÜŞÜNÜLMESİ BENİ ÜZÜYOR"

Kolombiyalı kaleci Oscar Cordoba, gelecekle insanların, bu maçı hatırladıklarında, "Cordoba maçı sattı" diye düşüneceklerini, kendisini bunun üzdüğünü söyledi.
Bu konuyla ilgili, isteyenin gelip soru sorabileceğini belirten Cordoba, "Ama belden aşağı vurmak yok. Herhangi bir şekilde, disiplin komitesi çağırmak isterse gider konuşurum, ama kapalı kapılar ardında değil" dedi.
Cordoba, "Seni üzgün gördük. Sebebi nedir" sorusunu "İki yıl önce de Fenerbahçe'ye fırsat verdiğim söylendi. Beni üzen ikinci konu da bu oldu. Eğer kupa finalinde kaybetseydik, aynı şeyler söylenirdi" diye yanıtladı.
Beşiktaş'ı çok sevdiğini, ailesinin de Türkiye'de yaşamaktan mutlu olduğunu ifade eden Cordoba, aile olarak çok üzgün olduklarını söyledi.
Beşiktaş Yönetim Kurulu'ndan hiç kimseyle görüşmediğini belirten Cordoba, şunları kaydetti: "Bir yıl daha burada kalsam, maçlarda her elimden kaçırdığım top sonrası aynı şeyleri söyleyecekler. Ben kendimi profesyonel hissediyorum. Diğer takımların ne yaptığı umurumda değil. Galatasaraylı Mondragon'un, Fenerbahçeli Rüştü'nün ne yaptığı önemli değil. Beşiktaşlı Cordoba'nın ne yaptığı önemli. Üzüldüğüm, bu konumda gitmek."

GİDİŞİ UZADI

Öte yandan, daha önce yarın ülkesine gideceği açıklanan Cordoba, gidişini bir hafta uzattı. Kendisine saygı duyan herkese teşekkür eden Cordoba, "Saygı duymayanlara da teşekkür ediyorum. Bir hafta sonra Arjantin'e gideceğim, ama Boca Juniors'a transfer olmamla ilgisi yok. Sonra Kolombiya'ya geçip, dinleneceğim" dedi.
AraneL
22.05.2006 - 03:15.AM
Sergen 'elveda' dedi

Beşiktaş'ın tecrübeli kaptanı Sergen Yalçın, basının karşısına geçti ve siyah-beyazlı takımdan ayrılacağını resmen açıkladı. Basındaki haberlere kızan Sergen, Mondragon'a da tepki gösterdi

Beşiktaşlı futbolcu Sergen Yalçın, yöneticilerle yaptığı görüşmede, teknik direktör Jean Tigana'nın kendisini düşünmediğinin kendisine bildirildiğini söyledi.
Sergen, BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde düzenlediği basın toplantısında, medyada kendisiyle ilgili çıkan haberler sonrası basın toplantısı yapmaya karar verdiğini belirterek, ''Son maçtan sonra, ikinci başkan Murat Aksu ile yaptığımız görüşmede, önümüzdeki sezon için jübile teklifi yapıldı. Ben de kendilerine jübile teklifine sıcak bakmadığımı, en az 2 sene daha futbol oynamak istediğimi ilettim. Onlar da bana Tigana'nın beni düşünmediğini ilettiler. Bunlar futbolda doğal olaylar. Sözleşmesi bitmiş bir oyuncuyum. Şu an boştayım'' diye konuştu.
Beşiktaş'ın öz evladı olduğunu ifade eden Sergen Yalçın, şöyle konuştu:
''Beşiktaş'a saygısızlık veya yanlışlık yapmak istemem. Özellikle bana destek olan taraftarları çok seviyorum. Başkanın, yöneticilerin ve arkadaşlarımın benim için ayrı yerleri var. Onlar da bana saygısızlık yapmadılar. Futbol enterasan oyun. Arz talep meselesi. Sözleşme bittiğinde başka kulüplerle anlaşılabilinir. Beşiktaş camiasıyla sorunum olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır.''

''BU HAFTADAN SONRA GÖRÜŞMELERE BAŞLAYACAĞIM''

Sezonun bitmesinin ardından transfer için görüşmelere başlayacağını kaydeden milli oyuncu, yurt dışında veya Türkiye'de futbol hayatını sürdürebileceğini söyledi.
Kafasında şu anda herhangi bir kulüp olmadığını ifade eden Sergen, ''Şu anda transferi konuşmak istemiyorum. En uygunu neyse, kafa olarak en rahat nereyi hissedersem, oraya gitmek isterim. Basından dolayı çok yıprandım'' dedi.

''FUTBOLU BEŞİKTAŞ'TA BIRAKMAK İSTERDİM''

Sergen, henüz jübile safhasında olmadığını vurgulayarak, ''Futbolu Beşiktaş'ta bırakmak isterdim'' diye konuştu.
Gideceği takımda oynadıktan sonra jübileyi Beşiktaş'ta yapma istediğinde olduğunu kaydeden tecrübeli oyuncu, ''Ancak o zaman şartların ne getireceğini bilemem. İnşallah Beşiktaş iyi yerlere gelir. Ben dışarıda da olsam, her zaman camianın içindeyim. Şu an jübile yapacak seviyede değilim. Vücudum birtakım şeyleri engellerse futbolu bırakabilirim'' dedi.
Günümüzde futbolun biraz daha profesyonel anlayışla yürüdüğünü kaydeden Sergen, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Günümüz futbolunda camiaya mal olmak gibi şeylere bakılmıyor. Artık ülkemizde böyle şeylere bakılsa, bu pozisyonda olmazdım. Ben Beşiktaş'ta kötü performans gösterdiğime inanmıyorum. Ayrıca kimseye kırgınlığım yok. Önümüzdeki sezon için yararlı olmayacağım düşünüldüğünden, böyle bir uygulama yapıldı sanıyorum. Kimseyle sorunum yok. Çoğu maçta ilk 11'de oynadım. Hoca uygun görmüyorsa, değişik bir kadro düşünüyorsa, onu da yanlış anlamamak lazım. Onun takdiridir. Kendisine çok saygı duyuyorum. Herkesin saygı duyması gerekir.'' Sergen, ''Beşiktaş'ta son dönemde camiayaya mal olmuş Metin, Ali ve Gökhan gibi oyuncular başka takımlarda futbolu bıraktı. Şimdi sen de aynı durumdasın. Ne düşünüyorsun?'' sorusunu ''Belki bu oyuncular da futbolu Beşiktaş'ta bırakmalıydı. Daha uygun olurdu, ama sonuçta oyuncuların bu konuda pek bir söz hakkı olmuyor. Ben şu an boştayım. İstediğim kulüple sözleşme imzalayabilirim. Tabii ki Beşiktaş'ta futbolu bırakmak isterdim ama bu elimde değil'' diye yanıtladı.
Tigana'nın kendisini neden istemediği konusundaki bir soruyu da yanıtlayan milli oyuncu, ''O kadar olayın içine girme taraftarı değilim. Ben de daha sonra antrenör olabilirim ve bu tip kararlar alabilirim. Tigana kendi istediği takımı yaratmak istiyordur. Kendi oyuncularıyla mücadele etmeyi amaçlıyordur. Bu nedenle yorum yapmak doğru olmaz. Saygılı olmak lazım. Ben çok saygılıyım. Ayrıca bu kadar sene Beşiktaş'tan para yediğim için Beşiktaş'a minnettarım'' dedi.

''BEN KENDİMİ BU TAKIMDA TUTARDIM''

Sergen Yalçın, Beşiktaş'ta fazla oynamadığı halde yararlı olduğunu savunarak, şöyle konuştu:
''Ben antrenör olsaydım, kendimi bu takımda tutardım. Son iki gelen antrenörle sorunlarım oldu ama bunun nedenini ben de bilmiyorum. En zor maçlarda takımın başında sahadaydım. Buna örnek olarak Malmö maçını verebilirim. Antrenörler konuştuğumda sorun olmuyor ama her zaman problem var gibi gözüküyordu. Maçlara çıkıyordum ama dışarıdan baktığında sorun olmuyor. Yaşlanıyoruz herhalde. İçimde kırgınlık var. Geçen sezon başında sözleşmem yüzde 100 değişti. Ben buna en ufak yorum yapmadım. Paranın yeri her zaman ikinci plandadır. Maalesef futbolda işler sizin istediğiniz gibi olmuyor. Bazen bu tip sorunlara hazırlıklı olmak lazım. Bunlara alıştım.'' Kendisiyle ilgili yapılan tasarrufta karmaşa olmadığını ifade eden Sergen, ''Görünen o ki 1-2 ay önceden olayın buraya geleceği belliydi. Bunu hissediyordum, sürpriz olmadı. Bunların altından kalkmak için güçlüydüm. Bugün Beşiktaşlı aileler çocuklarına Sergen ismini koyuyor'' diye konuştu.
Beşiktaş'ın eski teknik direktörlerinden olan ve kendisini tekrar Beşiktaş'a kazandıran Mircea Lucescu'yu da çok sevdiğini vurgulayan Sergen, ''Lucescu çok etkili bir antrenör. Buraya gelişimde çok katkısı oldu'' dedi.

''MONDRAGON SEVİYESİZLİK YAPMIŞ''

Sergen, Kolombiyalı kaleci Cordoba'nın açıklamaları sonrası, vatandaşı Mondragon'un yaptığı açıklamalarla ilgili soruları da yanıtlarken, ''Mondragon'un açıklamalarını çok ciddi bulmuyorum. Cordoba Beşiktaş'ın kalecisidir. Ben bu takımın kaptanıyım. Kendi içimizde bu tip sorunları çözebiliriz. Mondragon'un, Cordoba'yı savunmasına gerek yok. Seviyesizlik yapmış'' dedi
42  ––––•(-• Spor Forumu •-)•–––– / Galatasaray / UnutuLmayanLar : Mart 09, 2008, 07:16:27
 ALİ SAMİ YEN (1886-1951)

Sonradan Yen soyadını alan Ali Sami bey, 20 Mayıs 1886'da İstanbul`un Kandilli semtinde doğdu.Babası, ünlü edebiyatçılarımızdan Şemsettin Sami' ydi. Galatasaray Lisesinde okudu ve futbol oynadı. 1905 yılında Galatasaray Lisesi'nden arkadaşlarıyla birlikte Galatasaray Kulübünü kurma kararını aldı ve Kulübün bir numaralı kurucu üyesi oldu. Ali Sami Yen ayrıca Türk futbolunun önde gelen örgütleyicilerinden de biri oldu. Yen 1923 yılında kurulan Türkiye idman cemiyetleri İttifakı'nın kurucuları arasında yer aldı ve başkanlığını yaptı. 1924 Paris olimpiyatlarına katılan Türk kafilesinin başkanlığını yaptı. 1926-1931 yılları arasında Türkiye Milli Olimpiyat komitesinin başkanlığı görevini yürüttü. Galatasaray'da 1905-1918 arasında 13 yıl, 1925'te 1 yıl olmak üzere iki dönemde 14 yıl başkan olarak hizmet verdi.Ali Sami Yen' in Sarı Kırmızılı kulübe önemli bir katkısı da Galatasaray Müzesinin kurulması oldu. 1905 yılında yönettiği Moda-Kadıköy karşılaşması nedeniyle, Ali Sami Yen' in ilk Türk hakem olabileceği de çeşitli kaynaklarda yazılıdır. Mili Takımın Romanya ile yaptığı ilk maçta, teknik adam olarak takımın başında o vardı. Bu görevi de bir süre yürütmüş, yani Türk Milli Takımın ilk teknik direktörü olmuştur. Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen'nin adı bugün takımın her maçını oynadığı stada verilerek ölümsüzleştirildi. Ali Sami Yen 1951 yılında vefat etti ve Feriköy mezarlığında toprağa verildi.

Ali Sami Yen, sadece Galatasaray' ın değil Türk sporunun en seçkin kişiliklerinden biriydi. Onun açtığı yoldan pek çok sporcu, teknik adam ve yönetici yetişti. Bunlar sadece Galatasaray' a değil Türk sporuna da büyük hizmetler verdiler. Atletizm, basketbol, voleybol gibi öteki spor dallarında da Galatasaray' lılar sadece öncü olmakla kalmadılar, sporcu, teknik adam ve yönetici olarak da bu sporların ülkemizdeki gelişiminde çok önemli roller oynadılar. Kısacası, Ali Sami Yen sadece Galatasaray kurucusu olarak kalmadı, Türk sporunun da pek çok kuruluşunun temelinin atılmasını ve yükselmesini sağladı. Böylece Galatasaray' lıların çok önemli bir özelliklerini de en çarpıcı biçimde ortaya koymuş oldu. Bu gelenek hep devam etti. Galatasaraylılar her zaman ülke sporuna çok önemli hizmetlerde ve katkılarda bulundular


NİHAT BEKDİK (1902-1972)


1902 yılında İstanbul'da doğan Bekdik, Galatasaray Lisesi'nde okuduğu yıllarda futbola başladı.. Kısa zamanda A Takıma yükselen ve olağanüstü bir performans sergileyen Bekdik'i taraftar "Aslan Nihat" olarak benimsedi. Bekdik' e Arslan unvanı, takımı için çok iyi mücadele etmesinden dolayı seyirciler tarafından verilmiştir.

Arslan Nihat, Galatasaray'da tam 18 yıl futbol oynayan ve bunun yanında daha pek çok özelliği ile adını Sarı Kırmızılı takımın tarihine altın harflerle yazdıran bir sporcudur. Bekdik, 1923 yılında 11 metre 92 santimetrelik derecesiyle, üç adım atlama' da, 1.58 metre ile de yüksek atlamada Türkiye rekorlarının sahibi olmuştu. 1936 yılında futbolu bırakana dek sarı kırmızılı formayı giydi ve son 8 yıl Galatasaray'ın kaptanlığını yaptı. Ayrıca 1931 yılında Milli Takımı bırakana kadar da 18 kez milli formayı giydi. Savunmada görev yapan Bekdik 5 kez İstanbul Ligi Şampiyonluğu yaşadı. Bekdik, 10 kez de Milli Takım kaptanlığı yaparak bu konuda da adını futbol tarihimize yazdırmıştır.

Aktif futbolculuk yaşantısından sonra da sporu sürdüren Arslan Nihat, binicilik, yelken ve yüzme sporlarını yaptı. Katıldığı yarışlarda dereceler ve madalyalar kazandı. Yaşıtlarının artık kendilerini emekli ederek köşelerine çekildiği dönemde bile Arslan isimli teknesiyle yarışlara katılıp şampiyonluklar kazanan, Boğazı yüzerek geçme yarışlarına katılan Nihat Bekdik neredeyse bütün ömrünü sporcu olarak geçirdi.

1957 yılında milletvekili olan Bekdik, 21 Ekim 1972 'de İstanbul'da ölmüştür.

ULVİ ZİYA YENAL (1908-1993)


1908'de İstanbul'da doğan Yenal futbol hayatına Galatasaray Lisesi'nde okurken başladı. 12 yaşındayken genç takıma ve 16 yaşında da Milli Takım'a seçildi. Galatasaray'da 4 kere İstanbul Ligi Şampiyonluğu gördü ve Milli Takım'ın formasını 6 kez giydi. Futbolu bıraktıktan sonra Hakem Kurulu, Futbol ve Tenis Federasyonlarında başkanlık yaptı. 1953-54 ve 1962-65 yılları arasında Galatasaray Spor Kulübü'nün başkanlığını üstlendi.

MEHMET LEBLEBİ
(1908-1972)

1908 yılında doğan Mehmet Leblebi, Galatasaray Lisesi'nde okuduğu yıllarda futbol oynamaya başladı ve kısa sürede yıldızlaştı. Leblebi lakabını Galatsaray'ın Vefa Takımı'na karşı 20-0 kazandığı maçta tam 14 gol attıktan sonra kazandı. Bu skor ile Mehmet, Türk futbol tarihine bir maçta en fazla gol atan futbolcu olarak geçti. 16 kez A Milli Takım'a çağrılan Mehmet Leblebi 5 kez de İstanbul Ligi Şampiyonluğu yaşadı. Soyadı kanunu çıkınca lakabını soyadı olarak kabul eden leblebi, 1935 yılında futbolu bıraktı. Uzun yıllar sarı kırmızılı camiada yöneticilik yapan Leblebi 1972 yılında vefat etti.

BODURİ (1921-1942)

Asıl adı Nikola Büyükvafiadis' tir.

Boyunun kısalığı nedeniyle kendisine takılan "Boduri" lakabı ile bilinir.

Futbola Beyoğluspor'da başlamıştı. İnanılmaz derecede yetenekli ele avuca sığmaz bir oyuncuydu. O kadar iyi bir ayak hakimiyetine sahipti ki, yağmur yüzünden salonda yapılan çalışmalarda topu eliyle atar gibi basket yapardı.
Galatasaray'a 1938-39 sezonunda gelmişti ve ne yazık ki üçüncü sezonunu bile tamamlayamadan, vefat etmiştir.

Boduri'nin ölümü tam bir trajedidir. O sırada asker olan Boduri, birliğinden izinli olarak gelip oynadığı Beyoğluspor maçından sonra kışlasına dönerken, kar altında yürüdüğü uzun yol nedeniyle zatürreeden ölmüştü! Boduri henüz 21 yaşındaydı. O yıllarda henüz pek çok ilaç bilinmediğinden, zatürree öldürücü bir hastalıktı ve Boduri çift taraflı olanına yakalanınca kurtulamamıştı. Son maçını, yetiştiği takım olan Beyoğluspor'a karşı oynamış olması da, ilginç bir rastlantıydı.
Onu izlemiş olanlar, daha sonraki yılların büyük yıldızı Lefter ile kıyaslamışlardır. Bu kıyaslamada oyunu Boduri lehinde kullananlar da çok olmuştur.

Boduri İstanbul Karması'nın Taksim Stadı'nda Budapeşte karması ile yaptığı karşılaşmada oynadığı futbolla Macarların bile hayranlığını kazanmıştı. Büyük Fikret gibi bir yıldızla yan yana oynayan Boduri, rakip takımı adeta sürklase etmiş ve İstanbul karması maçı 5-0 kazanmıştı. Macar takımının kaptanı ve dönemin büyük yıldızı olan Dr. Saroşi, "Hayatımda ilk kez bir maçta aciz kaldığımı hissettim. Bu kadar büyük iki yıldızın karşısında oynamaktan daha büyük bir şanssızlık olamaz" demişti.

EŞFAK AYKAÇ (1918-2004)
1918'de doğan Eşfak Aykaç, Galatasaray Lisesi'nde okuduğu yıllarda futbola başladı. Henüz 18 yaşındayken sarı kırmızılı formayı giymeye başlayan Aykaç, 1945'te futbolu bırakana dek Galatasaray'da sağ bek olarak görev yaptı. 1956 yılında A Milli Takım'ın Macaristan'ı 3-1 yendiği maçta tek seçici olarak görev yapan Aykaç, futbolu bıraktıktan sonra da bir süre spor yazarlığı yaptı.

GÜNDÜZ KILIÇ (1919-1980)

1919 yılında İstanbul'da doğan Gündüz Kılıç, Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra futbol hayatına sarı kırmızılı takımda santrafor olarak başladı. Güçlü, büyük, iyi eğitimli, incelikli, karizmatik, cana yakın ve başarıya aç...Sahte gösterişe asla yer vermeyen, ancak hiçbir zaman da insanı sıkmayan biri...

1938 yılında futbol hayatına ara vererek yüksek öğrenim için Almanya'ya gitti. Döndüğünde tekrar Galatasaray forması giyen Kılıç, dönüşünde 2 Türkiye Ligi Şampiyonluğu yaşadı. 11 kez A Milli Takım'da görev yapan Kılıç 1953 yılına kadar Galatasaray'da görev yaptı. Baba lakaplı futbolcu 1980 yılında vefat etti.

Galatasaray'da Gündüz Kılıç devrimi 1952 yılında, bir sabah erkenden, takım kaptanının üniformasını dolabına astıktan sonra koç üniforması giyerek arkasına bakmadan ıslık çalmasıyla başladı. Bir zamanlar Galatasaray takımının kaptanı olan Gündüz Kılıç eski takım arkadaşlarının ve takıma aldığı parlak, genç yeteneklerin koçluğunu yaparak, 1934-1952 arasında tek bir şampiyonluk olmadan geçen, dertli ve kederli ok sekiz uzun yılın ardından takımı sayısız şampiyonluğa taşıdı. Her Galatasaray oyuncusu , öğrencisi ya da taraftarı Gündüz Kılıç'ta örnek birini görmüştü; çok iyi oynayan biri, çok iyi motive eden biri, çok iyi eğitim veren biri, birlikte çalıştığı her bir kişinin en iyi yanlarını ortaya çıkaran biri...Saha içinde de dışında da gerçek bir centilmen olan Gündüz Kılıç Galatasaray`ı , yepyeni parlak hedeflere taşıdı. Gündüz'ün liderliği altında Galatasaray Türkiye kupası ve uluslararası maçlar gibi sayısız şampiyonluğa imza attı.

Vizyonu geniş koçluk biçimi ve güçlü iletişim yetenekleri Türkiye'de yıllar boyunca koçluğun belkemiği olarak kalacaktı.

BÜLENT EKEN (1923- )

1923 yılında doğan Bülent Eken 1942 yılında sarı kırmızılıu formayı giymeye başladı. 8 yıl boyunca Galatasaraya'ın savunmasında görev yaptı. 1950 yılında İtalya'nın Salernitana takımına transfer oldu. Bir sonraki sezon Palermo'ya transfer olan Bülent Eken orada da 1 sezon kaldıktan sonra 1953 yılında Galatasaray'a geri döndü. 13 kez Milli Takım'da oynayan Eken futbolu bıraktıktan sonra İtalya'da teknik direktörlük görevi aldı. 1963 yılında A Milli Takımı çaılştıran Bülent Eken başta Galatasaray, Altay ve Göztepe olmak üzere birçok takımın teknik direktörlüğünü üstlendi.

İSFENDİYAR AÇIKSÖZ (1929- )
1929 yılında Kastamonu'da doğan İsfendiyar Açıksöz 1946 yılında Galatasaray formasını giymeye başladı. 1956 yılında Vefa'ya transfer oldu ve 1958'de de Galatasaray'a geri döndü. Türkiye 1.Ligi'nde mücadele eden Açıksöz, sağ kanattaki etkili oyunu, çalımları ve süratiyle dönemin en gözde futbolcularındandı. İsfendiyar Açıksöz, 1960 yılında futbola veda edene kadar 16 kez A Milli formayı giydi. Açıksöz Selahattin Beyazıt ve Ali Uras'ın başkanlık dönemlerinde yönetim kurullarında görev almıştır.

SUAT MAMAT (1930- )

1930 yılında İstanbul'da doğan Suat Mamat 1952-1963 yılları arasında sarı kırmızılı formayı giydi. Bu dönem içinde 3 İstanbul Ligi ve 1 Türkiye Ligi Şampiyonluğu yaşadı. 26 kez A Milli Takım'da görev alan Suat Mamat'ın 4 altın golü vardır. Bu gollerin 3'ünü 1954 Dünya Kupası Finalinde attı ve Türk futbol tarihine adını yazdırdı. 1969 yılında futbola veda eden Suat Mamat bir süre teknik direktörlük yaptı.

COŞKUN ÖZARI (1931- )

Galatasaray Lisesi mezunu olan Coşkun Özarı 1931 yılında doğdu. 1953 yılında sarı kırmızılı forma ile futbola başladı. Teknik direktörlük görevi gördükten sonra Gündüz Kılıç'ın yardımcısı olarak Galatasaray'da antrenörlüğe başladı. Daha sonra da A Milli Takım'ın antrenörlüğünü yaptı.

Galatasaray Lisesi'nden mezun olduktan sonra kendini Galatasaray takımının hücum çizgisinde buldu. Bundan sonra on üç yıl boyunca Galatasaray takımının yanısıra milli takımın da defans belkemiği olan Özarı, çetin oyunculuğu, ancak yumuşak huylarıyla tanındı. Özarı'nın defanstaki liderliği, Gündüz Kılıç'ın koçluğu, Turgay Şeren'in kaleciliği ve Metin Oktay'ın forvetliği ile birleşince takımı sayısız şampiyonluğa ve Türkiye Kupası zaferlerine taşıdı.

Özarı'nın oyuncu olarak kariyeri, koç olma tutkusu yüzünden erken sona erdi. 1954-55, 1955-56 ve 1957-58 sezonlarında takımın İstanbul Ligi Şampiyonluğu'nu yaşadığında Coşkun Özarı orta sağın ya da savunmanın sağında görev yaptı. 5 kez A Milli Takım'da oynayan Özarı futbolu 29 yaşındayken bıraktı. 1961 yılında, İngiltere'de efsanevi koç Winterbottom'ın başkanlığındaki koçluk seminerine katıldı. Yurda döndüğünde Galatasaray'ın yardımcı koçu oldu. Üç yıl sonra da koçu Gündüz Kılıç'ın görevini devraldı.
Coşkun Özarı takımı dört kez şampiyonluğa taşıdı. 1965 yılında milli takıma koç olarak atandığında milli düzeydeki başkanlığı on yıl sürdü. Koçluk kariyerini 1986'da noktalayarak spor yazarı oldu. Bugün hala milli takım ve Galatasaray hakkındaki yazılarıyla etkinliğini hala sürdürmektedir.




evanes
26.07.2007 - 16:01.PM
TURGAY ŞEREN (1932- )
1932'de doğan Galatasaray Lisesi mezunu Turgay Şeren, Galatasaray tarihinin en büyük kalecilerinden biridir. 1950 yılında ilk kez A Milli Takımı'nın kalesinde görev alan Şeren tam 49 kez Milli Takım forması giydi ve 35 kez kaptanlık görevini üstlendi. 1951 yılında A Milli Takımın Federal Almanya ile oynadığı 2-1`lik zafer maçında kalesinde devleşerek müthiş bir performans sergiledi. Alman Kicker dergisi Türk milli takımının kalecisi Turgay Şeren'i 'Bir insan nasıl olur da bu kadar yükseğe sıçrayabilir?' başlığıyla kapak yaptı. Bu maçta sergilediği kahramanca oyunculuğu sayesinde 'Berlin Panteri' lakabını alan Şener o zaman daha on sekizindeydi.

1959 yılında Galatasaray kaptanlığını alan Turgay Şeren 1966'da futbolu bırakana kadar bu görevi sürdürdü. Harika refleksleri ve alışılmadık gol hamleleri sayesinde zamanının en iyi kalecilerinden biri oldu 19 yıl Galatasaray'da oynayarak rekor kıran Turgay Şeren 1966'da futbolu bıraktıktan sonra Galatasaray da dahil olmak üzere çeşitli takımlarda teknik direktörlük yaptı. Futboldan hiç kopmayan Şeren, şimdilerde spor yazarlığı, yorumculuk ve Profesyonel Futbolcular Derneği'nin başkanlığını yapıyor.

Galatasaray hayranlarının hala gözdelerinden olan Şener liderlik vasıfları ve Tanrı vergisi yetenekleriyle Türk ve Galatasaray futbol tarihinin vazgeçilmez isimlerinden biri olarak kabul edilir.

METİN OKTAY (1936-1991)
Türkiye'nin en büyük golcülerinden biri olarak kabul edilen Metin Oktay 1936 yılında İzmir'de doğdu. 1954 yılında Yün Mensucat takımından İzmirspor'a transfer olan Metin Oktay aynı sezon 17 gole imza atarak 2.Lig'de gol krallığını ilan etti.Böylece Metin Oktay'ın gol krallığı dönemi başlamış oldu. 1955 yılında Gündüz Kılıç, Metin Oktay'ı 5 yıllık sözleşme karşılığında Chevrolet marka bir otomobil vererek sarı kırmızılı renklere bağladı.Galatasaray'da oynamaya başladığında henüz 19 yaşındaydı. Fakat genç yaşına rağmen Galatasaray camiasına çabuk ısındı ve daha ilk sezonunda 19 gol atarak gol kralı oldu.

Aynı sezon Galatasaray da İstanbul Ligi'nde şampiyon oldu. Yalnız 1961-62 sezonunu İtalya'nın Palermo takımında geçiren Metin Oktay 1969 yılına kadar Galatasaray forması giydi. Futbol hayatı boyunca 6 kez gol kralı oldu ve 217 gollük bir rekora imza attı. Bu rekor 1988 yılında Tanju Çolak tarafından kırıldı. Taçsız Kral olarak anılan Metin Oktay derbi maçlarının büyük golcüsüydü. Ağları delip geçen meşhur golüyle birlikte Fenerbahçe'ye tam 18 gol atan Metin Oktay, Beşiktaş'a da 13 gol attı.

36 kez A Milli Takım'da oynayan Metin Oktay bu formayla da 19 gol attı. Hayranlarınca daha çok 'Kral' olarak bilinen efsanevi oyuncu Metin Oktay, Türk futbol tarihindeki her rekoru kırdı: En çok gol atan oyuncu (632), birkaç sezon aralıksız en çok gol atan oyuncu (11), tek sezonda en çok gol atan oyuncu (38), uluslararası bir müsabakada en çok gol atan Türk oyuncusu (19).

Taçsız kral 1969 sezonunda futbola veda etti. 1991 yılında vefat eden Metin Oktay Galatasaray Spor Kulübü'nün efsaneleşmiş golcülerinden biridir.
evanes
26.07.2007 - 16:07.PM
FATİH TERİM (1953- )

1953 yılında Adana'da doğan Terim, futbola Adana Demirspor' da başladı. 2. Türkiye Ligi'nde şampiyon olarak 1.Lige geçen Demirspor' da sergilediği oyun ile herkesin ilgisini üzerine çekti ve bir sonraki sezon Galatasaray'a transfer oldu. 1985'te futbola veda edene kadar Galatasaray'da futbol oynayan Terim bir süre de takımın kaptanlığını üstlendi. Galatasaray'daki oyunculuk kariyeri boyunca yürüttüğü kaptanlığı sayesinde tüm zamanların en sevilen Galatasaray oyuncusu haline geldi. Galatasaray formasıyla 327 maç oynadı.

A Milli Takım'da aralıksız 51 kez forma giyen Fatih Terim bir kez daha adını Türk futbol tarihine yazdırmış oldu. Futbol hayatına noktayı koyduktan sonra kısa bir süre ticaret ile uğraştı. Fakat daha sonra futbola geri dönen Fatih Terim için başarılarla dolu yepyeni bir teknik direktörlük sayfası açıldı. Ümit, A Milli Takım' larında alınan başarılı neticelerden sonra Galatasaray'da da 1996-2000 yılları arasında görev yapan Terim, Galatasaray'ı 4 yıl üst üste şampiyon yaptı ve 2000 yılında da ilk kez bir Türk takımına UEFA Kupasını kazandırdı.

Galatasaray'ın yanısıra Fiorentina ve Milan'ı çalıştıran Terim, Galatasaray'a dünya çapında kupalar kazandırarak önemli başarılara adını yazdırdı. Hayranlarının deyimiyle 'İmparator' 2002-03 sezonunda Galatasaray Teknik Direktörlüğünü tekrardan üstlendi. 2003-2004 sezonun da görevinin başında olan Fatih Terim, aynı sezonun 27. haftasında Galatasaray'dan ayrıldı.

Tüm kalbiyle sevdiği ve değer verdiği takım için kanının son damlasına kadar oyunu götüren genç, karizmatik, tutkulu bir adamı gözünüzün önüne getirin. Başkalarına hiç benzemeyen bu genç adamda güçlü Güneyli kişiliğini yansıtan bütün yetenek, cazibe, görünüş ve mizaç bulunmaktadır. İddialı koçluk tarzı ve karizmatik kişiliğiyle tanınan Terim Türk futbolunun yaşayan efsanesidir.

ZORAN SİMOVİÇ (1954- )
1954 yılında Karadağ'da doğan Simoviç futbol hayatına SZ Napredak takımında başladı. Yugoslav Milli Takımı'nda kalecilik yapan Simoviç 1984 yılında Galatasaray'a Derwall döneminde transfer oldu. Özellikle kurtardığı penaltı vuruşlarıyla ünlenen Simoviç, sarı kırmızılı forma ile 2 Lig Şampiyonluğu yaşadı. 1990 yılında futbolu bıraktı.

CÜNEYT TANMAN (1956- )
1956 yılında doğan Tanman Galatasaray alt yapısından yetişti. 342 lig maçında görev yapan Tanman, 1.Lig'de en çok forma giyen oyuncu ünvanını aldı. Bu ünvanı 2001-02 sezonuna kadar korudu. Savunma ve orta sahada görev yapan Tanman, 1975-76 sezonunda Giresunspor'da kiralık oynadığı dönem dışında futbol hayatı bitene kadar Galatasaray'da futbol oynadı. 1988-89 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası'nda yarı finale çıkan Galatasaray'ın kaptanlığını yaptı. 17 kez A milli Takım'da görev yapan Cüneyt Tanman futbola 1991'de veda etti. Daha sonra Galatasaray'da Lucescu döneminde ve A Milli Takım'da Mustafa Denizli yönetiminde menajerlik yaptı.

CEVAD PREKAZİ (1957- )
1957 yılında doğan Prekazi 1985-86 sezonunda Galatasaray'da forma giymeye başladı. Frikik ustası olan Prekazi, Tanju ve Mirsad ikilisine yaptığı asistlerle sayısız golü hazırladı ve bununla Galatasaray'ın unutulmazlar listesine adını yazdırdı. Galatasaray'ın lig şampiyonluklarında ve Avrupa kupası başarılarında büyük pay sahibi olan Arnavut asıllı oyuncu 1991 yılında Galatasaray'a veda etti. Bir süre Altay ve Bakırköyspor'da top oynadıktan sonra ülkesine geri döndü.
evanes
26.07.2007 - 16:09.PM
GHEORGHE HAGİ (1965- )
1965'te Köstence'de doğan Gheorghe Hagi, futbola 1979-80 sezonunda Farul Köstence takımında başladı.

1983-84 sezonunda Spartul'a transfer olan Gheorghe Hagi 1985 yılında Romanya'nın en iyi oyuncusu olarak seçildi. Daha sonra Steaua'ya geçen Hagi bu takımla 3 lig şampiyonluğu bir de Avrupa Süper Kupası'nı kazandı.

1990 Dünya Kupası'nda sergilediği futbol ile dikkatleri üzerine çeken Gheorghe Hagi, Real Madrid'e transfer oldu. Bu forma altında 64 lig maçına çıkan Gheorghe Hagi 1992 yılında İtalya'nın Brescia takımına geçti.

1994 Dünya Kupası'nda yine nefis bir performans sergileyen Gheorghe Hagi İspanya'ya geri dönerek Barcelona'da forma giymeye başladı.

Geroge Hagi 1996 yılında Galatasaray'a katıldığında futbol otoritelerinin olduğu gibi hayranlarının da kafalarında çok sayıda soru işareti vardı.

Gheorghe Hagi kendisini eleştirenlere karşın, ilk üç maçındaki galibiyet golleriyle Galatasaray'da etkisini kısa süre içinde gösterdi. Metin Oktay, Turgay Şeren veya Fatih Terim gibi kült oyuncuların ölesiye özlemini çeken taraftar Gheorghe Hagi'yi bağrına bastı. Çok geçmeden Ali Sami Yen'in yanısıra dört bir yandaki stadyumlar 'I Love You Hagi' şarkıları ve sloganlarıyla yankılanmaya başladı. 4 Lig Şampiyonluğu, UEFA Kupası ve Süper Kupa'nın kazanılmasında büyük rol oynadı. Futbola veda ettikten sonra Romanya Milli Takımı'nın başına geçen Hagi takım finale çıkamayınca görevinden ayrıldı. 2003-2004 sezonunda Bursaspor ile anlaşan Gheorghe Hagi, 12. hafta sonunda yeşil-beyazlı kulüpten istifa etti. Aynı sezonun sonunda Fatih Terim'in Galatasaray'dan ayrılmasıyla 27. Hafta'da Galatasaray'ın yeni teknik direktörü olan Hagi, Galatasaray'ı 2004-2005 sezonu boyunca çalıştırdı. Bu süreçte Fenerbahçe�yi tarihi farkla yenerek 5-1 kazanılan final maçının sonucunda Galatasaray�a 14. Türkiye Kupası�nı kazandıran kadronun da başındaydı.

Çoğu insan onu 'Türkiye'de oynayan gelmiş geçmiş en iyi yabancı oyuncu' diye tarif ediyordu. Nefes kesen serbest vuruşları, zarif çalımları, öldüren sol ayağı, dayanıklı mizacı ve kişiliği dünyanın her yanındaki Galatasaray hayranlarının aklında ve gönlündekini yerini hala koruyor. Bugün 10 numaralı forması Galatasaray Müzesi'nin duvarlarında asılı duran iki formadan biri; öteki de Metin Oktay'a ait.

ANDRE CLAUDİO TAFFAREL (1966- )
1966 yılında doğan Taffarel 1994 yılında Brezilya'nın kazandığı Dünya Kupası'nda takımının file bekçisiydi. Kurtardığı penaltı vuruşlarından sonra yıldızlaştı ve tüm kulüplerin peşinden koştuğu bir file bekçisi oldu. Taffarel ise peşinden koşanlar arasından Parma'yı seçti ve 1998'de Galatasaray'a transfer olana kadar Parma'nınfile bekçiliğini yaptı. Galatasaray'da 3 sezon görev yapan Taffarel 2 Türkiye, 1 Lig Şampiyonluğu, UEFA ve Süper Kupa heyecanını takımıyla birlikte yaşadı. 2001 yılında Galatasaray'dan ayrılan Taffarel eski takımı Parma'ya geri döndü.
43  ––––•(-• Spor Forumu •-)•–––– / Galatasaray / GS'nin "EN" Leri Ve "İLK" Leri : Mart 09, 2008, 07:15:21
FUTBOL

1) En eski geçmişe sahip futbol takımı ve Türkiye'nin ilk kurulan futbol takımı (1905)

2) Herhangi bir lige kabul edilen ilk Türk takımı
(Constantinople Football League) (1905-06)

3) Türkiye'nin ilk futbol hakemi
Ali Sami YEN (Moda-Kadıköy - 1905)

4) İlk Lig maçı oynayan Türk takımı
Galatasaray 1-1 Imogene (1905-06) (Constantinople Football League)

5) İlk Özel maç oynayan Türk takımı
Galatasaray 2-0 Faura Mektebi (1905)

6) Ligde İlk golü atan Türk takımı
Galatasaray 1-1 Imogene (1905-06) (Constantinople Football League)

7) Ligde İlk galibiyeti alan Türk takımı
Galatasaray 4-1 Moda (1907-08) (Constantinople Football League)

Karizmatik İlk İst. şampiyonu olan Türk takımı
(Constantinople Football League)(1908-09)

9) İst.Liginde Üç sene üstüste şampiyon olan ilk takım
(1908-09,1909-10,1910-11)

10) Yenilgisiz,Berabere kalmadan,Gol Yemeden, tüm maçlarını kazanıp Şampiyon olan İLK ve TEK Türk Takımı
(Constantinople Football League)(1908-09)

11) İlk Antrenör çalıştıran Türk takımı
Horace ARMITAGE (1908-09)

12) İlk Kupa kazanan Türk takımı (Şampiyonluk Kupası hariç)
Galatasaray 4-0 Kadıköy (31.01.1909) UNION CLUB KUPASI

13) Yurtdışında maç yapan ilk takım
Klojvar (Macaristan) (1910-11)

14) İlk Yurtdışı galibiyeti
Galatasaray 11-1 Bükreş Karması (1910-11)

15) İlk Yurtdışına Transfer olan Türk Oyuncu
Sabri MAHİR (Galatasaray) (Olimpic Paris - Fransa) (1911)

16) Türkiye'de ilk futbol derneği kurucusu ve başkanı
Ali Sami YEN - Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı (1923)

17) Türkiye'ye Yurtdışından gelen ilk Antrenör
Billy HUNTER (İskoçya) (Galatasaray 1926-27)

18) Türkiye'de futbolu bilimsel olarak kuralları ve diğer ayrıntılarıyla anlatan ilk kitap
Futbolun Kitabın - Ali Sami YEN (29 Haziran 1927)

19) M.Kemal ATATÜRK yaşarken, adına düzenlenen kupayı alan TEK takım
Galatasaray 4-0 Fenerbahçe (31.08.1928 ) GAZİ BÜSTÜ KUPASI

20) İstanbul Kupası'nı ilk kazanan takım (1940-41)

21) İlk futbol menajerliği (1961)

22) İstanbul Kupası'nı 2 kez üstüste kazanan tek takım

23) Tarihinde Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor arasında en farklı galibiyet alan takım
Galatasaray 20-0 Vefa (Özel maç)

24) Tarihinde Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor arasında bir maçta en çok gol atan futbolcu
Mehmet Leblebi (14 gol) Galatasaray 20-0 Vefa (Özel maç)

25) Şampiyon Kulüpler Kupası'na ilk katılan takım (1956-57)

26) Şampiyon Kulüpler Kupası'na üç sene üstüste katılan ilk takım
(1971-72,1972-73,1973-74)

27) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda ilk golü atan takım
Galatasaray 1-3 Dinamo Bükreş (1956-57) Metin OKTAY (Dk.77)

28) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda ilk galibiyet alan takım
Galatasaray 2-1 Dinamo Bükreş (1956-57)

29) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda ilk 3.tur oynayan takım (1962-63)
1.tur Dinamo Bükreş (Romanya)
2.tur Pionia Bytom (Polonya)
3.tur Milan (İtalya)

30) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda ilk YARI FİNAL oynayan takım (1988-89)
1.tur Rapid Wien (Avusturya)
2.tur Neuchatel Xamax (İsviçre)
3.tur AC.Monaco (Fransa)
YARI FİNAL Steaue Bükreş (Romanya)

31) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok maç yapan takım (35 maç)

32) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok galibiyet alan takım (26 galibiyet)

33) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok golü atan takım (87 gol)

34) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda en çok tur atlayan takım (8 tur)

35) Şampiyon Kulüpler Kupası'nda evinde en farklı galibiyet (Türk Takımları arasında)
Galatasaray 5-0 Neuchatel Xamax (1988-89)

36) Şampiyonlar Ligine ilk katılan takım (1993-94)

37) Şampiyonlar Liginde ilk puan alan takım (1993-94)
Galatasaray 0-0 FC.Barcelona

38) Şampiyonlar Liginde ilk golü atan takım (1993-94)
Kubilay TÜRKYILMAZ (Dk.27) Galatasaray 2-1 Cork City

39) Şampiyonlar Liginde en çok gol atan futbolcu
Hakan ŞÜKÜR (8 gol)

40) Şampiyonlar Ligine Ön Eleme oynamadan katılan İLK TAKIM (2002-03)

41) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında ilk galibiyet alan takım (1993-94)
Galatasaray 2-1 Cork City

42) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında en çok maç yapan takım (18 maç)

43) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında en çok galibiyet alan takım (14 galibiyet)

44) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında en çok golü atan takım (45 gol)

45) Şampiyonlar Ligi Ön Eleme maçlarında en çok tur atlayan takım (9 tur)

46) Şampiyonlar Liginde grup maçlarında ilk golü atan takım (1993-94)
Galatasaray 1-2 Spartak Moskova (Cihat - Dk.87 penaltı)

47) Şampiyonlar Liginde grup maçlarında ilk galibiyet alan takım (1994-95)
Galatasaray 2-1 FC.Barcelona

48) Şampiyonlar Ligi'ne en çok katılan takım
(9 kez) (1993-94,1994-95,1997-98,1998-99, 1999-00,2000-01,2001-02,2002-03, 2003-04)

49) Şampiyonlar Ligi'nde en çok maç yapan takım (68 maç)

50) Bir sezonda 19 Avrupa Kupası maçı

51) Bir sezonda EN çok maç yapan
CAPONE 17 maç 1560 dakika + 2 Super Cup maçı

52) Şampiyonlar Ligi'nden gelip UEFA Kupası kazanan TEK takım

53) Şampiyonlar Ligi'nde deplasmanda en çok kazanan takım (3 kez)

54) Şampiyonlar Ligi'nde en çok galibiyet alan takım (18 galibiyet)

55) Şampiyonlar Ligi'nde en çok golü atan takım (66 gol)

56) Şampiyonlar Liginde en çok puan alan takım (71 puan)

57) Şampiyonlar Ligi İLK TUR grubunda en çok puan alan takım (10 puan) (2001-02)
Galatasaray 1-0, 0-0 Nantes (Fransa)
Galatasaray 2-0 PSV Eindhoven (Hollanda)
Galatasaray 1-0 Lazio (İtalya)

58) Şampiyonlar Ligi İKİNCİ TUR grubunda en çok puan alan takım (10 puan)(2000-01)
Galatasaray 2-0, 2-2 AC.Milan (İtalya)
Galatasaray 1-0 Paris Saint Germain (Fransa)
Galatasaray 1-0 Deportivo LaCoruna (İspanya)

59) Şampiyonlar Liginde üst tura çıkan ilk takım (2000-01)

60) Şampiyonlar Liginde ilk 8'e kalan ilk takım
(2 kere)(1993-94)(2000-01)

61) Şampiyonlar Liginde ÇEYREK FİNAL oynayan ilk takım
(2 kere)(1993-94)(2000-01)

62) Şampiyonlar Liginde Evinde en fazla galibiyet serisi (7 maç)
(2000-01)
Galatasaray 1-0 Paris Saint Germain (Fransa)
Galatasaray 1-0 Deportivo La Coruna (İspanya)
Galatasaray 2-0 AC.Milan (İtalya)
Galatasaray 3-2 Real Madrid (İspanya)
(2001-02)
Galatasaray 2-0 Vlaznia Shokdrea (Arnavutluk)
Galatasaray 2-1 Pfc Levski Sofia (Bulgaristan)
Galatasaray 1-0 Lazio (İtalya)

63) Şampiyonlar Liginde en çok forma giyen oyuncular sıralamasında ilk 3 sıra
(Galatasaray 1-2 Lokomotif Moskova)
Arif ERDEM (46 maç)
Bülent KORKMAZ (42 maç)
Ergün PEMBE (42 maç)

64) Şampiyonlar Liginde bir toplam sezonda en çok puan (Türk takımları arasında)
Galatasaray 21 puan (2000-01)

65) Şampiyonlar Liginde bir toplam sezonda en çok gol (Türk takımları arasında)
Galatasaray 19 gol (2000-01)

66) Şampiyonlar Liginde bir toplam sezonda en çok galibiyet (Türk takımları arasında)
Galatasaray 6 galibiyet (2000-01)

67) Şampiyonlar Liginde bir toplam sezonda en çok maç (Türk takımları arasında)
Galatasaray 14 maç (2000-01)

68) Şampiyonlar Liginde Evinde yenilmezlik (16 maç)
(1999-00)
Galatasaray 3-2 AC.Milan (İtalya)
(2000-01)
Galatasaray 2-2 Saint Gallen (İsviçre)
Galatasaray 3-2 AC.Monaco (Fransa)
Galatasaray 3-2 Glasgow Rangers (İskoçya)
Galatasaray 2-2 Strum Graz (Avusturya)
Galatasaray 1-0 Paris Saint Germain (Fransa)
Galatasaray 1-0 Deportivo La Coruna (İspanya)
Galatasaray 2-0 AC.Milan (İtalya)
Galatasaray 3-2 Real Madrid (İspanya)
(2001-02)
Galatasaray 2-0 Vlaznia Shokdrea (Arnavutluk)
Galatasaray 2-1 Pfc Levski Sofia (Bulgaristan)
Galatasaray 1-0 Lazio (İtalya)
Galatasaray 0-0 Nantes (Fransa)
Galatasaray 2-0 PSV.Eindhoven (Hollanda)
Galatasaray 1-1 AC.Roma (İtalya)
Galatasaray 1-1 Liverpool (İngiltere)

69) Kupa Galipleri Kupası'nda en çok maç yapan takım (32 maç)

70) Kupa Galipleri Kupası'nda en çok galibiyet alan takım (12 galibiyet)

71) Kupa Galipleri Kupası'nda en çok golü atan takım (42 gol)

72) Kupa Galipleri Kupası'nda en çok tur atlayan takım (7 tur)

73) Kupa Galipleri Kupası'nda üç sene üstüste katılan ilk takım
(1964-65,1965-66,1966-67)

74) UEFA Kupası'nda YARI FİNAL oynayan ilk takım
(1999-00) Galatasaray 2-0, 2-2 Leeds United

75) UEFA Kupası'nda FİNAL oynayan ilk takım
(1999-00) Galatasaray 4-1 Arsenal (penaltı)

76) UEFA Kupası'nda ŞAMPİYON olan ilk takım (1999-00)

77) UEFA Kupası'nı YENİLGİSİZ kazanan ilk ŞAMPİYON (1999-00)
Bologna 1-1 Galatasaray
Galatasaray 2-1 Bologna
B.Dortmund 0-2 Galatasaray
Galatasaray 0-0 B.Dortmund
R.Mallorca 1-4 Galatasaray
Galatasaray 2-1 R.Mallorca
Galatasaray 2-0 Leeds United
Leeds United 2-2 Galatasaray
Galatasaray 4-1 Arsenal (penaltı)

78) UEFA Kupası'nda ilk Gol Kralı (Türk takımları arasında)
(1999-00) Hakan ŞÜKÜR 10 gol

79) UEFA Kupası'nda en çok tur atlayan takım (8 tur)

80) İlk kez SuperCup oynayan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)

81) İlk kez SuperCup kazanan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
Galatasaray 2-1 Real Madrid (İspanya) (Altın Gol)

82) SuperCup'ta ilk maç yapan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
Galatasaray 2-1 Real Madrid (İspanya) (Altın Gol)

83) SuperCup'ta ilk galibiyet alan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
Galatasaray 2-1 Real Madrid (İspanya) (Altın Gol)

84) SuperCup'ta ilk golü atan takım (Türk takımları arasında) (1999-00)
(Süper Mario JARDEL) Galatasaray 2-1 Real Madrid (İspanya) (Altın Gol)

85) SuperCup'ta en çok maç yapan takım (Türk takımları arasında) (1 maç)

86) SuperCup'ta en çok galibiyet alan takım (Türk takımları arasında) (1 galibiyet)

87) SuperCup'ta en çok golü atan takım (Türk takımları arasında) (2 gol)

88) SuperCup finalinde Man of the Match seçilen TEK Türk futbolcu (Okan BURUK)

89) Dünya Kıtalararası Kulüpler Kupası'na çağrılan ilk takım (1999-00)
(UEFA ve SÜPER KUPA Şampiyonu Unvanıyla)

90) Avrupa en çok maç yapan takım (185 maç)

91) Avrupada en çok gol atan takım (238 gol)

92) Avrupada en çok galibiyet alan takım (69 galibiyet)

93) Avrupa en çok tur atlayan takım (33 tur)
8 Şampiyon Kulüpler Kupası
9 Şampiyonlar Ligi Ön Eleme
7 Kupa Galipleri Kupası
8 UEFA Kupası
1 Süper Kupa

94) Türkiye'de Avrupa kupası kazanan ilk takım
(UEFA Kupası 1999-00)

95) Türkiye'de Avrupa kupası kazanan tek takım
(1 UEFA Kupası, 1 Süper Kupa)

96) Türkiye'de en çok Avrupa kupası kazanan takım
(2 Avrupa Kupası) (1 UEFA Kupası, 1 Süper Kupa)

97) UEFA Kupasını 5 Avrupa Ülkesinin Tekelinden Çıkarmayı Başaran İlk Takım
(İngiltere,İtalya,Almanya,Fransa,İspanya)
(TÜRKİYE Galatasaray)

98) Avrupada bir sezonda en çok maç yapan takım

99) Avrupada bir sezonda en çok gol atan takım (35 gol 1999-00)

100) Avrupada bir sezonda en çok puan alan takım

101) Avrupada bir sezonda en çok galibiyet alan takım (11 galibiyet 1999-00)

102) Avrupada bir sezonda en çok maç yapan takım (18 maç 1999-00)

103) Avrupa Kupalarında elemeli bir turda atılan en çok gol (Türk takımları arasında) (Inter-toto hariç)
Galatasaray 9 gol
1994-95 Avenir Beggen(Lux) 5-1(D) 4-0 Şampiyonlar Ligi

104) Avrupa Kupalarında deplasmanda atılan en çok gol (Türk takımları arasında) (Inter-toto hariç)
Galatasaray 5 gol
1994-95 Avenir Beggen(Lux) 5-1(D) Şampiyonlar Ligi
2002-03 Sarajevo(Bos) 0-5 Beşiktaş (UEFA Kupası)


105) Avrupa Kupalarında en çok, 4 ve üstü gol atan takım (Türk takımları arasında) (Inter-toto hariç) (12 kere)
Şampiyon Kulüpler Kupası
1962-63 Pionia Bytom(Pol) 4-1
1963-64 Ferencvaros(Mac) 4-0
1988-89 Neuchatel Xamax(İsvçr) 5-0
Şampiyonlar Ligi
1994-95 Avenir Beggen(Lux) 5-1(D) 4-0
1997-98 FC.Sion(İsvçr) 4-1(D) 4-1
1999-00 Hertha Berlin(Alm) 4-1(D)
Kupa Galipleri Kupası
1996-97 Constructorul(Mold) 4-0
1996-97 PS.Germain(Fra) 4-2
UEFA Kupası
1999-00 Real Mallorca 4-1(D)

106) Avrupa Kupalarında iç sahada yenilip, turu deplasmanda geçen TEK takım
Galatasaray 0-1 Banik Ostrava
Banik Ostrava 1-2 Galatasaray

107) Avrupa Kupalarında dış sahada 3 farklı yenilip, turu geçen TEK takım
Neuchatel Xamax 3-0 Galatasaray
Galatasaray 5-0 Neuchatel Xamax

108) Avrupa Kupalarında üst turlarda atılan en çok gol (Türk takımları arasında) (Inter-toto hariç)
Galatasaray 4 gol (UEFA Çeyrek Final)
1999-00 Real Mallorca 4-1(D)

109) Avrupa Kupalarında ilk bir Romanya takımını yenen takım (Inter-toto hariç)
1956-57 Dinamo Bükreş 2-1

110) Avrupa Kupalarında ilk bir Romanya takımını eleyen takım (Inter-toto hariç)
1962-63 Dinamo Bükreş

111) Avrupa Kupalarında ilk bir Polonya takımını eleyen takım (Inter-toto hariç)
1962-63 Pionia Bytom

112) Avrupa Kupalarında ilk bir Isviçre takımını yenen takım (Inter-toto hariç)
1963-64 FC Zurich 2-0

113) Avrupa Kupalarında ilk bir İsviçre takımını eleyen takım (Inter-toto hariç)
1988-89 Neuchatel Xamax

114) Avrupa Kupalarında ilk bir Çekoslovak takımını eleyen takım (Inter-toto hariç)
1969-70 Spartak Trnava

115) Avrupa Kupalarında ilk bir İsveç takımını eleyen takım (Inter-toto hariç)
1976-77 AIK Stockholm

116) Avrupa Kupalarında ilk bir Avusturya takımını eleyen takım (Inter-toto hariç)
1975-76 Rapid Wien

117) Avrupa Kupalarında ilk bir İtalyan takımını eleyen (Inter-toto hariç)
Galatasaray (1999-00 FC.Bologna)
(İlk eleyen Trabzonspor - Peruggia Inter-toto 1999-00)

118) Elediği takım sayısı, elendiği takım sayısında fazla TEK takım
30-25 (St.Gallen son güncellenen)

119) Dış saha galibiyetleri, iç saha mağlubiyetlerinden fazla TEK takım

120) Avrupa Şampiyonunu yenen TEK takım (1987-88 PSV.Eindhoven)



121) Avrupa'da en çok hat-trick yapan (5 kere)
Hakan Şükür (Avenir Beggen - Rosenborg)
Metin Oktay (Polonia Bytom)
Tanju Çolak (Neuchatel Xamax)
Adrian Ilie (Sion)

122) UEFA Kupasında en çok İtalyan yenen takım (2 kere)
1992-93 Roma 3-2
1999-00 Bologna 2-1

123) Şampiyonlar Ligi'nde en çok İtalyan yenen takım (3 kere)
1999-00 Milan 3-2
2000-01 Milan 2-0
2001-02 Lazio 1-0

124) Avrupa Kupalarında en çok İtalyan yenen takım (5 kere)
1992-93 Roma 3-2
1999-00 Bologna 2-1
1999-00 Milan 3-2
2000-01 Milan 2-0
2001-02 Lazio 1-0

125) Şampiyonlar Liginde İtalyanlara gol atan ilk takım
1997-98 Parma 1-1 Adrian ILIE (Dk.51)

126) Şampiyonlar Liginde İtalyanlardan puan alan ilk takım
1997-98 Parma

127) Şampiyonlar Liginde İtalyanları yenen ilk takım
1999-00 Milan 3-2

128) Şampiyonlar Liginde İtalyanlara deplasmanda gol atan ilk takım
1998-99 Juventus 2-2 (Hakan SÜKÜR)

129) Şampiyonlar Liginde İtalyanlardan deplasmanda puan alan ilk takım
1998-99 Juventus

130) Milan'ı yenen ilk takım
1999-00 Milan 3-2

131) Milan'ı 2 kere yenen ilk takım
1999-00 Milan 3-2
2000-01 Milan 2-0

132) SanSiro'dan puan alan TEK takım

133) Avrupa Kupalarında Ruslara gol atan ilk takım
1971-72 CSKA Moskova 1-1

134) Şampiyonlar Liginde Rusları yenen ilk takım
2002-03 Lokomotif Moskova 2-0

135) Şampiyonlar Liginde Ruslardan deplasmanda puan alan ilk takım
1993-94 Spartak Moskova

136) Şampiyonlar Liginde Rusları deplasmanda yenen ilk takım
2002-03 Lokomotif Moskova 2-0

137) Almanlara gol atan ilk takım
1964-65 Aufbau Magdeburg 1-1

138) Avrupa Kupalarında ilk bir Alman takımını eleyen (Inter-toto hariç)
1964-65 Aufbau Magdeburg 1-1(D) 1-1 1-1(T)

139) UEFA Kupasında ilk bir Alman takımını deplasmanda yenen takım (Inter-toto hariç)
1999-00 Borussia Dortmund 2-1(D)

140) Avrupa Kupalarında ilk bir Alman takımını deplasmanda yenen takım (Inter-toto hariç)
1991-92 Einenhuttenstaht 2-1(D)

141) Şampiyonlar Liginde Almanlardan puan alan ilk takım
1999-00 Hertha Berlin 2-2

142) Şampiyonlar Liginde Almanları yenen ilk takım
1999-00 Hertha Berlin 4-1 (D)

143) Şampiyonlar Liginde Almanları deplasmanda yenen ilk takım
1999-00 Hertha Berlin 4-1 (D)

144) Borussia Dortmund'u yenen ilk takım
1999-00 Borussia Dortmund 2-1(D)

145) Aynı sezon 2 Alman yenen ilk takım
1999-00 Hertha Berlin 4-1 (D)
1999-00 Borussia Dortmund 2-1(D)

146) En çok Alman yenen takım (5 kere)
1991-92 Einenhuttenstaht 2-1(D)
1991-92 Einenhuttenstaht 3-0
1992-93 Eintract Frankfurt 1-0
1999-00 Hertha Berlin 4-1 (D)
1999-00 Borussia Dortmund 2-1(D)

147) Avrupa Kupalarında ilk bir İspanyol takımını deplasmanda yenen takım (Inter-toto hariç)
1999-00 Real Mallorca 4-1(D)

148) UEFA Kupasında ilk bir İspanyol takımını deplasmanda yenen takım (Inter-toto hariç)
1999-00 Real Mallorca 4-1(D)

149) Şampiyonlar Liginde İspanyollardan puan alan ilk takım
1993-94 FC.Barcelona 0-0

150) Şampiyonlar Liginde İspanyolları yenen ilk takım
1994-95 FC.Barcelona 2-1

151) Şampiyonlar Liginde Barcelona'yı yenen ilk takım
1994-95 FC.Barcelona 2-1

152) Real Madrid'i yenen ilk takım
1999-00 Real Madrid 1-1 (Altın gol: Mario JARDEL)

153) Şampiyonlar Liginde Real Madrid'i yenen ilk takım
2000-01 Real Madrid 3-2

154) Real Madrid'i üstüste yenen ilk takım
1999-00 Real Madrid 1-1 (Altın gol: Mario JARDEL)
2000-01 Real Madrid 3-2

155) Real Madrid'i en çok yenen takım (2 kere)
1999-00 Real Madrid 1-1 (Altın gol: Mario JARDEL)
2000-01 Real Madrid 3-2

156) Nou Camp'tan puan alan ilk ve tek takım
2001-02 Barcelona 2-2 (D)




157) En çok İspanyol yenen takım (7 kere)
1994-95 FC.Barcelona 2-1
1998-99 Atletico Bilbao 2-1
1999-00 Real Mallorca 4-1(D)
1999-00 Real Mallorca 2-1
1999-00 Real Madrid 1-1 (Altın gol: Mario JARDEL)
2000-01 Real Madrid 3-2
2000-01 Deportivo LaCoruna 1-0

158) İspanyolların 2 ünlü takımı yenen ilk ve tek takım
1994-95 FC.Barcelona 2-1
2000-01 Real Madrid 3-2

159) Avrupa'nın 2 ünlü takımı eleyen ilk ve tek takım
1993-94 Manchester United
1999-00 Real Madrid

160) Bir sezonda 2 İngiliz takımını eleyen ilk ve tek takım
1999-00 Leeds United, Arsenal

161) Avrupa Kupalarında Üstüste Yenilmezlik (14 maç) (1999-00)
Hertha Berlin 1-4 Galatasaray (Almanya)
Galatasaray 3-2 Milan (İtalya)
Bologna 1-1 Galatasaray (İtalya)
Galatasaray 2-1 Bologna (İtalya)
B.Dortmund 0-2 Galatasaray (Almanya)
Galatasaray 0-0 B.Dortmund (Almanya)
R.Mallorca 1-4 Galatasaray (İspanya)
Galatasaray 2-1 R.Mallorca (İspanya)
Galatasaray 2-0 Leeds United (İngiltere)
Leeds United 2-2 Galatasaray (İngiltere)
Galatasaray 4-1 Arsenal (penaltı) (İngiltere)
(2000-01)
Saint Gallen 1-2 Galatasaray (İsviçre)
Galatasaray 2-2 Saint Gallen (İsviçre)
Galatasaray 3-2 AC.Monaco (Fransa)

162) Evinde Avrupa kupalarında yenilmezlik 19 maç (1999-00)
Galatasaray 3-2 AC.Milan (İtalya)
Galatasaray 2-1 AC.Bologna (İtalya)
Galatasaray 0-0 B.Dortmund (Almanya)
Galatasaray 2-1 R.Mallorca (İspanya)
Galatasaray 2-0 Leeds United (İngiltere)
(2000-01)
Galatasaray 2-2 Saint Gallen (İsviçre)
Galatasaray 3-2 AC.Monaco (Fransa)
Galatasaray 3-2 Glasgow Rangers (İskoçya)
Galatasaray 2-2 Strum Graz (Avusturya)
Galatasaray 1-0 Paris Saint Germain (Fransa)
Galatasaray 1-0 Deportivo La Coruna (İspanya)
Galatasaray 2-0 AC.Milan (İtalya)
Galatasaray 3-2 Real Madrid (İspanya)
(2001-02)
Galatasaray 2-0 Vlaznia Shokdrea (Arnavutluk)
Galatasaray 2-1 Pfc Levski Sofia (Bulgaristan)
Galatasaray 1-0 AC.Lazio (İtalya)
Galatasaray 0-0 Nantes (Fransa)
Galatasaray 2-0 PSV.Eindhoven (Hollanda)
Galatasaray 1-1 AC.Roma (İtalya)
Galatasaray 1-1 Liverpool (İngiltere)

163) EN çok maç yapan futbolcu
HAKAN ŞÜKÜR: 54 maç 4697 dakika

164) Avrupa kupalarında en çok gol atan futbolcu
Hakan Şükür 34 gol

165) Avrupa'da EN çok forma giyen futbolcuya sahip takım
Bülent KORKMAZ (101 maç) (Real Sociedad D)

166) Avrupa Kupaları'ndaki Goller
1. Gol : Metin Oktay - 27.8.1956 (Galatasaray-Dinamo Bükreş:1-3)
100. Gol : Uğur Köken - 1.10.1969 (Galatasaray-Watford:2-3)
200. Gol : Mirsad Seydiç - 20.10.1982 (Galatasaray-Avusturya Viyana:2-4)
300. Gol : Uğur Tütüneker - 4.11.1992 (Galatasaray-Eintract Frankurt:1-0)
500. Gol : Tugay Kerimoğlu - 5.11.1997 (Galatasaray-Sparta Prag:2-0)

167) 2000 yılı Dünya Futbol Klasmanı Birinciliği
1.Galatasaray 311.5
2.Real Madrid 301
3.Boca Juniors

168) Devlet üstün hizmet madalyası kazanan İLK takım

169) İlk ve tek: 4 kere üstüste şampiyonluk gören takım
(96-97,97-98,98-99,99-00)

170) İlk 3 kere üstüste şampiyonluk gören takım
(70-71,71-72,72-73 )

171) İlk 2 kere üstüste şampiyonluk gören takım
(61-62,62-63 )

172) En çok 2 kere üstüste şampiyonluk gören takım
3 kere (61-62,62-63 )(86-87,87-88 )(92-93,93-94)

173) Türkiye Ligi Gol Rekoru (105 Gol) (1962-63 )

174) Ligin en farklı deplasman galibiyeti
A.Gücü 0-8 Galatasaray (1992-93 )
Hacettepe 1-9 Beşiktaş (1959-60)

175) Ligde deplasmanda en uzun süre yenilmeyen takım (40 maç) (2.5 yıl - 3 sezon)
1997-98 19.hafta : Bursaspor 3-2 Galatasaray
1999-00 33.hafta : Altay 1-0 Galatasaray

176) Lig tarihinin nağmağlup İLK TAKIMI
(1985-86, 36 maç 0 mağlubiyet)

177) En büyük puan farkı: 1987/88 sezonunda Beşiktaş'ın 12 puan önünde şampiyon olan Galatasaray

178) 1 ve 2. Lig takımlarının tarihlerindeki en farklı yenilgilerini aldıkları takımlar (9 takım)
(Galatasaray 8-0 Ankaragücü)
(Galatasaray 8-1 Altay)
(Galatasaray 7-0 Erzurumspor)
(Galatasaray 6-0 Bursa)
(Galatasaray 6-0 Gençlerbirliği)
(Galatasaray 6-0 İstanbulspor)
(Galatasaray 6-0 Malatyaspor)
(Galatasaray 5-0 Fenerbahçe)
(Galatasaray 5-0 Yimpaş Yozgat)
Beşiktaş (6 takım)

179) En çok kupa kazanan Başkan: Faruk SÜREN 13 kupa
1 UEFA Kupası - 1 Süper Kupa
4 Türkiye Şampiyonluğu - 2 Türkiye Kupası
2 Cumhurbaşkanlığı Kupası
3 TSYD Kupası

180) Resmi Kupa finallerinin en farklı sonucu
Galatasaray 8-1 Altay Başbakanlık Kupası

181) Bir Resmi Kupa finalinde en çok gol atan futbolcu
Erdal KESER 5 gol (Galatasaray 8-1 Altay - Başbakanlık Kupası)

182) Lig tarihinde en çok şampiyonluk gören teknik adam
Fatih TERİM (4) (96-97,97-98,98-99,99-00)

183) Lig tarihinde 4 sene üstüste şampiyonluk gören teknik adam
Fatih TERİM (96-97,97-98,98-99,99-00)

184) Lig tarihinde şampiyonluk gören ilk Türk teknik adam
Gündüz KILIÇ (1961-62)

185) Lig tarihinde Türk Antrenörlerle en çok şampiyonluk yaşayan takım (6 şampiyonluk)
(Gündüz KILIÇ 2, Fatih TERİM 4)

186) Lig tarihinde en çok şampiyonluk yaşayan YABANCI TEKNİK DİREKTÖR
Brian BIRCH 3 şampiyonluk

187) Lig tarihinde 10 yılda 7 şampiyonluk gören tek takım
Galatasaray (92-93,93-94,96-97,97-98,98-99,99-00,01-02)

188) En çok Lig-Kupa dublesi yapan takım (5 kez)

189) Tanju ÇOLAK (Altın, gümüş, bronz ayakkabı)

190) Hakan ŞÜKÜR (Gümüş, bronz ayakkabı)

191) Hakan ŞÜKÜR (FIFA - 1997 Dünyanın en iyi golcüsü)

192) Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi yabancı oyuncusu (HAGI)

193) Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi Türk oyuncusu (Metin OKTAY)

194) Galatasaray-Beşiktaş arasında, ligi ilk iki sırada bitirdikleri sezonlarda, en çok şampiyon olan takım
Galatasaray 7-3 Beşiktaş

195) Galatasaray-Fenerbahçe arasında, ligi ilk iki sırada bitirdikleri sezonlarda, en çok şampiyon olan takım
Galatasaray 4-3 Fenerbahçe

196) Ligde ilk yarıyı 3. bitirip şampiyon olan TEK takım (2 kez)

197) İlk Futbol Federasyonu başkanı (Yusuf Ziya ÖNİŞ - 1920)

198) 2 kez Dünya Karmasına çağrılan TEK Türk futbolcusu (Hakan ŞÜKÜR)

199) Akdeniz Oyunları Şampiyonluğu kazanan TEK antrenör (Fatih TERİM 1993)

200) Bir İtalyan takımını, İtalya Kupası'nda Final oynatan TEK antrenör (Fatih TERİM - Fiorentina)

201) Futbola profesyonelliği getiren ilk TFF Başkanı (Ulvi Ziya YENAL)

202) Takımlara yabancı oyuncu hakkı tanıyan ilk TFF Başkanı (Ulvi Ziya YENAL)

203) Lig tarihinde en çok şampiyonluk gören futbolcu
Bülent KORKMAZ (87-88,92-93,93-94,96-97,97-98,98-99,99-00,01-02)





204) En çok kupa kazanan futbolcu (Bülent Korkmaz - 28)
1 UEFA CUP
1 SuperCUP
8 Türkiye Şampiyonluğu
5 Türkiye Kupası
5 Cumhurbaşkanlığı Kupası
6 TSYD Kupası
2 Başbakanlık Kupası

205) Lig tarihinin en çok gol atan takımı (2449 gol) (2001-02 sezonu sonu durum)

206) Lig tarihinin en çok galip gelen takımı (794 galibiyet) (2001-02 sezonu sonu durum)

207) Lig tarihinin en çok puan toplayan takımı (2306 puan) (2001-02 sezonu sonu durum)

208) Lig tarihinin en çabuk gol atan takımı
Vedat İNCEEFE (18.saniye) (Galatasaray 5-0 Göztepe) (2001-02)

209) Üstüste 3 lig maçında toplam atılan en çok gol (20 gol) (1996-97)
10.hafta Galatasaray 6-1 G.Antep
11.hafta Altay 1-8 Galatasaray
12.hafta Galatasaray 6-1 İstanbul

210) Bir lig sezonda en çok 5 ve üstü gol atarak kazanan takım (1962-63 - 9 maç)

211) Ligde en çok bir maçta 5 gol atan futbolcular - Galatasaray (4 kez)
Tanju ÇOLAK 2
Metin OKTAY 1
Mario JARDEL 1
Adanaspor (2 kez) (Bora ÖZTÜRK, Cenk İŞLER)

212) Lig tarihinde ilk kez 1000 kadar taraftar, İstanbul'dan Trabzon'a geldi
(25.04.1999) Trabzonspor 0-3 Galatasaray

213) Bir transfer döneminde ezeli rakiplerinden en çok futbolcu alan kulüp (1960-61)
(Fenerbahçe) Hilmi Atakol, Bülent Varol, Ruhi Karaduman, B.Metin, Mustafa Yürür, Niyazi Tamalan
(Beşiktaş) Süreyya Gürkey, Şükrü Gülesin, Ahmet Berman

214) Dünyada en çok tanınan Türk takımı

215) Dünyada ve Türkiye'de en çok taraftarı olan Türk Takımı (180 Milyon)

216) Türkiye�de en çok resmi kupa alan takım (57 kupa)
1 UEFA Kupası
1 Süper Kupa
15 Türkiye Şampiyonluğu
13 Türkiye Kupası
10 Cumhurbaşkanlığı Kupası
12 TSYD Kupası
5 Başbakanlık Kupası

217) Türkiye'nin en büyük 4 kupasının hepsini 10 kereden fazla kazanan TEK takım
15 Türkiye Şampiyonluğu
13 Türkiye Kupası
10 Cumhurbaşkanlığı Kupası
12 TSYD Kupası

218) Türkiye�ye en çok gayri resmi kupa alan takım *

219) Türkiye�ye en çok Kupa kazanan takım *

220) Türkiye Kupası'nı en çok kazanan takım (13)

221) Türkiye Kupası'nda en çok final oynayan takım (19 final)

222) Türkiye Kupası'nı ilk kazanan takım (1962-63)

223) Türkiye Kupası'nı Üstüste 4 kez kazanan tek takım
(1962-63,1963-64,1964-65,1965-66)

224) Türkiye Kupasında 5 maçta 5 galibiyet alan en iyi performanslı takım (1999-00)
Galatasaray 5-1 Ankara Büyükşehir Belediyesi
Galatasaray 2-1 Samsunspor
Trabzonspor 1-2 Galatasaray
Ankaragücü 0-2 Galatasaray
Galatasaray 5-3 Antalyaspor

225) Hem Fenerbahçe'yi hem Beşiktaş'ı yenerek Türkiye Kupası kazanan ilk takım (1965-66)
Yarı Final: Fenerbahçe (0-0, 3-1)
Final: Beşiktaş (1-0)

226) Hem Fenerbahçe 'yi hem Beşiktaş 'ı, hem Trabzonspor'yi yenerek Türkiye Kupası kazanan ilk takım
(1984-85)
Çeyrek Final: Fenerbahçe (2-1, 1-0)
Yarı Final: Beşiktaş (0-0, 1-0)
Final: Trabzonspor (2-1, 0-0)

227) Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı en çok kazanan takım (10)

228) Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda en çok final oynayan takım (16)

229) Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı ilk kazanan takım (1966)

230) Kazandığı Cumhurbaşkanlığı maçlarında Fenerbahçe ve Beşiktaş'dan hiç gol yememiştir.
1965-66 Galatasaray 2-0 Beşiktaş (Turan, Ayhan)
1981-82 Galatasaray 2-0 Beşiktaş (Sejdiç, Hoçiç)
1990-91 Galatasaray 1-0 Beşiktaş (Kosecki)
1992-93 Galatasaray 2-0 Beşiktaş (Mustafa, Hakan Şükür)
1995-96 Galatasaray 3-0 Fenerbahçe (Hakan Şükür 3)

231) Cumhurbaşkanlığı maçlarının en çabuk golü
1992-93 Galatasaray 2-0 Beşiktaş (Mustafa KOCABEY Dk.1)

232) TSYD Kupası'nı ilk kazanan takım (1963)

233) TSYD Kupasında diğer 2 ezeli rakibine atılan en çok gol (10 gol - 1997-98)
Beşiktaş 0-6 Galatasaray
Galatasaray 4-2 Fenerbahçe

234) Bir sezonda Lig,Türkiye Kupası,Cumhurbaşkanlığı ve TSYD Kupaları'nın
hepsini kazanan İLK ve TEK takım (1992-93)

235) Tüm zamanlarda en çok gol atan futbolcu (Metin OKTAY - 608 gol)
Türkiye Ligi 203 gol
Özel maçlar 249 gol
İzmir Ligi 94 gol
Türkiye Kupası 25 gol
A Milli 19 gol - Genç Milli 5 gol - Ordu Milli 4 gol
Şampiyon Kulüpler Kupası 7 gol
Kupa galipleri Kupası 2 gol

236) Türkiye 1.Futbol Ligi İlk Gol Kralı (Metin OKTAY 1959)

237) Türkiye Ligindeki İlk YABANCI Gol Kralı
(Tarık HOÇİÇ Yugoslavya 1983-84, 30 maç 16 gol)

238) Avrupa'da ilk Altın Ayakkabı (Türk takımları arasında)
Tanju ÇOLAK (Galatasaray)

239) Avrupa'da ilk Gümüş Ayakkabı (Türk takımları arasında)
Tanju ÇOLAK (Galatasaray)

240) Avrupa'da ilk Bronz Ayakkabı (Türk takımları arasında)
Tanju ÇOLAK (Galatasaray)

241) Avrupa'da en çok Gümüş Ayakkabı kazanan takım (Türk takımları arasında)
Tanju ÇOLAK, Hakan ŞÜKÜR (Galatasaray)

242) Avrupa'da en çok Bronz Ayakkabı kazanan takım (Türk takımları arasında)
Tanju ÇOLAK, Hakan ŞÜKÜR (Galatasaray)

243) İlk ağları yırtan GOL
Galatasaray 1-0 Fenerbahçe (Metin OKTAY 1959)

244) En çok Gol Kralı olan futbolcu
Metin OKTAY 6 kere (1959,59-60,60-61,62-63,64-65,68-69)
44  ––––•(-• Spor Forumu •-)•–––– / Galatasaray / Atatürk ve Galatasaray : Mart 09, 2008, 07:14:27
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ü "bir takım taraftarı" yapmak çabaları, tarihin gerçekleri karşısında her zaman hüsrana uğruyor.Ulusların yaşamında çok az sayıda kişi önder niteliğini kazanmış ve tüm ulusa mal olmuştur. Bu nitelikteki kişilerin kayıtlı belgeler olmadan sözel tanıklıklara dayanarak birtakım alanlarda tüm ulusun aidiyetinden koparılıp bazı camialara mal edilmesi yanlış bir tutumdur. Bu kişiler tarihsel özellikleriyle, kişiler, topluluklar, gruplar ve camialar üstüdür. Bunun tersini savunmak kişi ve camialara bir öncelik kazandırmayacağı gibi, toplumsal boyutta da onarılmaz yaralar açar. Bunun bilincinde olan gerçek önderler de, toplumun tümünü kucaklamayan ve kurucusu olmadıkları ya da arasında yer almadıkları oluşumlara katılma konusunda büyük hassasiyet gösterirler. Mustafa Kemal Atatürk bu özeni göstermemiz gereken kişilerin başında gelir.

Atatürk'ün Galatasaray camiasıyla olan ilişkisi, Galatasaray Lisesi'ni 2 Aralık 1930, 28 Ocak 1932 ve 1 Temmuz 1933 tarihlerindeki ziyaretleriyle somutlaşmıştır. Çok yakın bir tarihte yitirdiğimiz ve bugün örneğine pek rastlanmayan "dinozor" gazeteci Metin Toker' in sözleriyle

"Hiçbir lise Atatürk'ten böyle bir ilgi görmemiştir...Galatasaray, sadece 'Türkiye'nin' Batı' ya açılan penceresi' değil, Atatürk devrimlerinin en önemlilerinden, belki de en önemlisi laisizmin kilometre taşlarından biri olmuştur.

Nasıl Harp Akademisi, Harbiye ve Mülkiye sıradan eğitim müesseseleri sayılmazsa Galatasaray da sıradan bir lise sayılamaz."

Evrensel bir sevgi

Galatasaray camiasının Atatürk'e karşı duyduğu sevginin evrenselliği 956 okul numaralı Celalettin Som' un satırlarında çarpıcı bir biçimde dile gelir:

"Galatasaray Lisesi 7. sınıftaydım. Sınıf, müdür merdiveni karşısında, ön avluya bakan, müdür odasından sonraki ilk sınıftı. Beyoğlu Caddesi'nin bütün gürültüsü duyulurdu. İlk dersimiz Fransızcaydı. Hocamız Monsieur M. Journé anlatıyordu...Birden bütün sesler sustu...Koyu sessizlikte mektebin önünde virajı alan tramvayın acı çığlık sesine benzeyen demir tekerleklerin raylara sürtünmesinden çıkan ses kulaklarımızda çınladı...M. Journé ders anlatmayı kesmiş, başını elleri arasına almış ağlıyordu!..Tarih 10 Kasım 1938 saat 9'u 5 geçiyordu...ATATÜRK vefat etmişti." İşte o günlerde evrensel ve toplumlar üstü bir devlet adamına karşı duyulan evrensel sevgi budur.




Galatasaray Lisesi'ni İlk Ziyareti

1930 yılında dünyanın ve Türkiye'nin, siyasal ve toplumsal konjonktürü oldukça hareketlidir. Atatürk 18 Kasım'da bir yurt gezisine çıkar ve İstanbul'a döndükten sonra bazı okulları ziyaret ve teftiş eder. Devletin resmi yayın organı Ayın Tarihi mecmuası bu olayı şöyle anlatır (cilt 23-24, sayı 79-81, sayfa 6630-6631):

"3.12.1930; Reisicumhur Gazi Hz. saat ikide otomobille saraydan hareket ederek sıra ile Harp Akademisi, Mülkiye ve Harbiye Mekteplerini...buradan Galatasaray Lisesi'ni teşrif ettiler.(...) Galatasaray Lisesi'nde kütüphanenin hatıra defterini imzaladılar. Daha sonra müdür odasında bir müddet oturarak mektebin vaziyeti umumiyesi ve talebenin durumu hakkında konuştular. İmla, resim ve lisan derslerinde bulundular, mektep müdüründen uzun uzadıya izahat aldılar..."

Şimdi devlet arşivlerinden edinilen bu kuru ve nesnel bilgilerin yanına çağdaş yazınımızın öykücülüğünün ve tiyatro yazarlığının bir klasiği olan, benzersiz kurgu işçiliğinin yanı sıra edebiyatımıza 'humour' denilen ince alayı ve gözlem gücünü de kazandıran ve bir Galatasaraylı olan ustanın kalemine, Haldun Taner'in gözlemlerine başvuralım ve bu ziyareti bir kez de onun anlatısından dinleyelim:

Şarklıların Efsaneye Düşkünlüğü

"Ya sekizde ya dokuzda idik. Demek ki otuz, otuz bire rastlıyor. Mektepte bir telaş, bir kıyamet. Taş tablolar boyanıyor, yıkık yerler sıvanıyor. Meğer Gazi Paşa gelecekmiş. İdare her sınıfa Afet Hanımın, baskısı henüz bitmemiş Yurt Bilgisi kitabından üçer nüsha dağıttı. Talebeler kımlanıyor: 'Ah bir bizim sınıfa girse.' Hocalar başka gûna: 'Allah vere bizimkine girmese.' (...) Atatürk'e bakıyorum, resimlerinde sık sık gördüğümüz pozlarından birinde: Sol elinin iki parmağını üst yelek cebine takmış, başı hafif öne eğik, çatık kaşları ve o meşhur bakışıyla gözünün üstünden müdüre bakarak anlattıklarını dinliyor. Biz Şarklılar neden ille her şeyi büyütüp efsaneleştiririz. Aklı başında insanlardan duymuştum: 'Bakılamıyor efendim,' diyorlardı. 'İmkânı yok gözlerine bakılamıyor. Çenesine kadar hadi neyse ne ama, başınızı daha yukarı kaldırdınız mı, gözleriniz iki kuvvetli projektörle karşılaşmış gibi kamaşıyor, çarpılıp sersemliyor, bir şeyler oluyorsunuz.' Ben bunu duydum ya, şimdi korkudan başımı kaldırıp da yüzüne bakamıyorum. Bütün görebildiğim: Saatinin kösteği, yeleği, sol elinin yelek cebine dalmış iki parmağı, kolalı devrik yakası, hadi bilemediniz biraz da çenesinin ucu...Hepsi bu kadar. Ama çocukluk işte, şeytan dürttü. Ya herrü ya merrü deyip birden daha yukarı bakıverdim. A, ne kamaşma ne çarpılma, işte pekala bakılabiliyordu. Hatta müdür de bakabiliyordu. Hoca da bakabiliyordu.

Bu Gözlerden Hiçbir Şey Kaçmaz

Gerçi projektör, şimşek filan edebiyat ama, şunu söylemeli ki, bu bakış pek öyle herkesin bakışına da benzemiyordu. Bu gözler bir yere bakıyor ama baktığı şeyden çok daha gerileri çok daha derinleri görüyor gibi idiler. O gün, orada, onun karşısında çocuk kafamın koyduğu ilk teşhis şu oldu: Bu gözlerden hiçbir şey kaçmaz arkadaşlar. Bu adam kandırılamaz, aldatılamaz. Bu adam mugalataya, laf cambazlığına pabuç bırakmaz. Bu adam, bilmek için öğrenmiş olmaya ihtiyacı olmayan, bildiğini bilen, bilmediğini de şıp diye sezen bambaşka bir insandır(...) Atatürk mektepten ayrılmak üzere iken paydos trampeti çaldığından hepimiz bahçeye boşandık. Rahmetli, maiyetindeki mutat zevata bir şeyler söyledikten sonra talebe kalabalığının ortasına dalıverdi. O, tek başına, ortamızda, maiyetindeki zevat ise geride, çok geride, mektebin iki kanadı da açılmış cümle kapısına doğru yürümeğe başladık. Atatürk, yüzünü daha iyi görebilmek için yengeç gibi yampiri yampiri hatta gerisin geri yürüyen bir sürü çocuğun arasında, iki eli ceketinin iki yan cebinde, gururlu ve gülümser ilerliyordu. Büyük kapının önüne binlerce meraklı birikmişti. El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kitlesini zor zaptediyorlardı. Karşı apartmanların her bir penceresinde ben diyeyim, on, siz deyin yirmi baş. Atatürk görününce bir alkış koptu. Aklımıza gelmiş gibi biz de onlara uyduk. Ata