Mesajları Göster
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 ... 31
46  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / TÜRKÜ : Kasım 20, 2008, 10:58:04
Hece ölçüsünün türlü kalıplarıyla söylenen ezgili, anonim şiirlerdir. Bazen de kime ait olduğu bilinen şiirler, türkü formlarıyla söylenir. Türkülerde genellikle iki bölüm bulunur. Birincisi, şiirin iskeletini oluşturan �asıl bölüm� ; ikincisi  �kavuştak�tır. Kavuştaklar, asıl bölümlerin arasına gelerek onları birbirine bağlar.
47  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / ÂŞIK EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ : Kasım 20, 2008, 10:57:41
Âşık edebiaytı nazım türleri genellikle koşma ve semâi biçimiyle yazılır. Bu türler koşma ve semâilerden konuları bakımından ayrılır.
GÜZELLEME: Doğa güzelliklerini anlatmak ya da kadın, at gibi sevilen varlıkları övmek için yazılan şiirlerdir.
Dinleyin ağalar medhin eyleyim Yokuşa yukarı kekli sekişli
Elma yanaklımın kara kaşlımın İnişe aşağı tavşan büküşlü
O gül yüzlerine kurban olayım Düşmanın görünce şahin bakışlı
Dal gerdanlımın da sırma saçlımın Kuğuya benziyor boynu kıratın
Noksani Köroğlu
48  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / TAŞLAMA : Kasım 20, 2008, 09:59:39
Bir kimseyi yermek ya da toplumun bozuk yönlerini eleştirmek amacıyla yazılan şiirlerdir.
Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda insan beğenmez
Medres kaçkını softa bozgunu
Selam vermek i
49  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / KOÇAKLAMA : Kasım 20, 2008, 09:59:13
Coşkun ve yiğitçe bir üslupla savaş ve dövüşleri anlatan şiirlerdir.
Köroğluyum medhim merde yeğine
Koç yiğit değişmez cengi düğüne
Sere serpe gider düşman önüne
Ölümü karşılar meydan içinde
__________________
50  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / AĞIT: : Kasım 20, 2008, 09:58:21
Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan acıları anlatmak amacıyla söylenen şiirlerdir (Anonim halk şiiri ürünü olan ağıtlar da vardır).
Civan da canına böyle kıyar mı
Hasta başın taş yastığa koyar mı
Ergen kıza beyaz bezler uyar mı
Al giy allı balam şalların hani
51  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / MUAMMA : Kasım 20, 2008, 09:58:00
Kapalı bir biçimde anlatılan bir olayın ya da bilginin okuyucu tarafından anlaşılmasını, bunlarla ilgili soruların cevaplandırılmasını isteyen bir tür manzum bilmecedir.
NASİHAT: Bir şey öğretmek,bir düşüncenin yayılmasına çalışmak gibi amaçlarla söylenen didaktik şiirlerdir.
NOT: �Destan, ilahi, nefes ve deme�, hem birer nazım biçimi, hem de tür olarak değerlendirilir
52  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / KÖROĞLU : Kasım 20, 2008, 09:57:32
16.yy) Çoğunlukla koçaklama türünde örnekler vermiş coşkulu şiirler söylemiştir. Bolu Beyi�yle olan mücadelesi efsaneleşen şair, halkın gönlünde yerini almıştır. KARACAOĞLAN: (17.yy) Din dışı konularda yazmış, yaşama sevinci, insan ve doğa sevgisini dile getirmiştir. Âşık edebiyatının duygu yönünden en zengin ve güçlü şairidir.. Hayatı hakkında kesin bilgilere sahip olmadığımız Karacaoğlan�ın XVI ya da XVII . yüzyılda Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayıp dolaştığı sanılmaktadır. Şair Toroslar�da, Türkmen boyları arasında yetişmiş; göçebe bir şair olarak Anadolu içinde ve dışında gezmiştir. Geleneksel şiirin dil, anlatım, ölçü anlayışından ayrılmadan aşk, doğa, ölüm, ayrılık gibi temaları işlemiştir;özellikle koşma ve semai biçimlerinde büyük başarı kazanmıştır.
__________________
53  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / GEVHERİ : Kasım 20, 2008, 09:57:11
(17.yy) Aruz ölçüsünü de sıkça kullanan Kırımlı bir halk ozanıdır.
54  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / DERTLİ : Kasım 20, 2008, 09:56:10
(19.yy) Toplumsal yergi içerikli, softalığı, yobazlığı eleştiren şiirleriyle tanınan Bolu�lu bir halk ozanıdır.
55  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / DADALOĞLU : Kasım 20, 2008, 09:55:25
(19.yy) Çukurova yöresinde yetişen halk şairlerindendir. Türkmen boylarının yerleşik hayata geçirilmesi için 1865�te yöreye yollanan  Fırka-i İslahiye adlı Osmanlı ordusuyla Türkmenler arasındaki çatışmalara katılmış, bu olayları yiğitçe bir eda ile koçaklamalarına yansıtmıştır. Ayrıca aşk ve doğadan söz eden şiirleri de başarılıdır. Şiirlerini temiz bir halk diliyle ve hece ölçüsü ile yazmıştır.
56  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / ÂŞIK VEYSEL : Kasım 20, 2008, 09:55:00
X. yüzyıl halk şairidir. Şarkışla�da doğup büyümüş, Cumhuriyetin onuncu yılında Ankara�ya gelerek şiirlerini okumuş, bundan sonra ünü yayılmaya başlamıştır. Çocukluğunda geçirdiği çiçek hastalığıyla gözünü kaybeden şair; genellikle gezgin bir hayat sürmüş ; kent kent dolaşarak aşktan, doğadan , kardeşlikten, birlikten, barış içinde yaşamaktan ve insanı insan yapan erdemlerden bahseden şiirlerini saz eşliğinde söylemiş; bu içeriğin halka yakın düşmesi , ona kitlesel bir sevginin doğmasına yol açmıştır. Tasavvuf felsefesinin kazandırdığı hoşgörü anlayışı, şiirinin temellerinden biridir. Şiirlerini Deyişler, Sazımdan Sesler adlı iki kitapta toplamıştır. Son olarak tüm şiirlerini ,  Ümit Yaşar Oğuzcan tarafından Dostlar Beni Hatırlasın  adıyla yayımlanmıştır.
__________________
57  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / edebi metin nedir ve özellikleri nelerdir ? : Kasım 20, 2008, 09:53:56
Edebi metin : İnsanların iç dünyasında zevk uyandırmak ve onları etkilemek için ortaya konulan edebi yazılardır. işte şair ve yazarlar bu etkiyi gerçekleştirmek için kelimeler üzerine yoğun ve derin anlamlar yükler, kimisi şekil açısından bunu yakalamak ister kimi de anlam açısından ...

edebi metinler amaç sadece anlamları sunmak değil aynı zamanda kişiyi etkilemek amaçların en başında gelir. Şair ve yazarlar hayal dünyasını düşünceleriyle yoğunlaştırır ve bunu yazıya döker. Edebi metinleri anlamak için söz ve terkipler, edebi tarzlar hakkında ön bilgie sahip olunmalıdır yoksa işin içinden çıkılamaz. Çünkü okur ilk okuyuşunda anladığını ve keyif aldığını sanar ama işin aslı görünüşte ki gibi değil kelimelerin içine gizlenen derin düşüncelerdir.
58  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Anlatım Bozuklukları : Kasım 20, 2008, 09:50:48
1)Gereksiz Sözcük Kullanma:

Bir cümlede anlamları aynı olan veya anlamca biri diğerini içeren sözcüklerin birlikte kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

*Kulağıma eğilerek alçak sesle bir şeyler fısıldadı.
*Bu yol yaya yürümekle bitecek gibi değil.
*Onlar da beş yıldır karşılıklı mektuplaşıyorlar.
*Geçmişteki hatıralardan bir şikayetim yok
*Ülkemizin sorunları bitmiyor ,tükenmiyor
*O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum
*Bu gece ısı sıfırın altında eksi beş derece olacak.
*Gülmesinin nedeni bugün iyi bir haber almasındandır.
*Onunla ilk tanışmamızı unutamam.
*Dün gece uyurken gördüğü rüyayı anlattı.
*Sanki dalgasız bir deniz gibiydi yüzü.
*Sana söyleyeceğim bu gizli sırlarımı kimseye söyleme.
*Yaptıklarını kendi ağzıyla itiraf etti.
*Havada beyaz kar taneleri uçuşuyor.
*Bu iş yerinde aşağı yukarı üç dört yıldan beri çalışıyorum.
*Sınav yaklaştıkça öğrencilerin heyecanı gittikçe artıyor.
*Galiba başka çaresi de yok gibi görünüyor.
*Sınıfın boyu en kısa öğrencisini arkaya oturtmuşsun.
*Yaşlı adam söz almak için oturduğu yerden ayağa kalktı.
*Dosyadaki mevcut belgelerden anlaşılıyor ki bu iş uzun sürecek.
*Artık bundan sonra oraya gitmene gerek kalmadı.
*İki kardeşten en küçüğü okula gitmiyordu.
*Bu saatte oraya yalnız gidemem;seninle birlikte gitmek istiyorum.
*İşte seninle bu yüzden dolayı konuşmak istemiyorum.
*Niçin böyle yüksek sesle bağırıyorsun ki?
*Biz onlara iki günde bir, gün aşırı giderdik.
*Yorulmamıza rağmen basamaklardan yukarı hızlı hızlı çıkıyorduk.
*Türkçede Arapça ve Farsça dillerinden gelmiş sözcükler vardır.
*Böyle havalarda eve bir tane bile ekmek götürmeyi unutur.
*Kadın küçük çocuğa yaklaşarak senden büyük ağabeyin var mı diye sordu.
*Yarınki toplantıda ülkenin ekonomik ve iktisadi problemleri tartışılacak.

2)Sözcükleri birbiriyle karıştırma:

Anlamları veya yazılışları çok benzer olan sözcüklerin karıştırılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.

*Geri kalmışlık Türkiye'ye özel bir durum değil.
*Bu binalar gerçekten çok yaklaşık yapılmış.
*Size birazdan düğün resimlerini göstereceğim.
*Bir öğrenci sınıfta kalmışsa onun sınıfı geçmesini güçlendiren nedenleri araştırmak gerekir.
*Bizden son öğretim durumunu gösteren bir belge istedi.
*Vatandaşlarımız arasında din ,dil,ırk ayrıntısı yapılamaz.
*Bazı öğrenciler derste çok çekimserdir.
*Uzun saçlı bir genç geldi,kendini bize tanıştırdı.
*Vezüv etken bir yanardağdır.
*Deterjandan elleri tahrip oldu.
*Bu bölgenin kendine özgün gelenekleri vardır.
*Camdan yankılanan ışık gözlerimi kamaştırdı.
*Yazarın on dördüncü kitabı da yayınlandı.
*Belediyeler sık sık güz etkenlikleri yapıyor.
*Çocukların birbirleriyle uygunluk içinde olmaları çok güzel.
*Bu iki olay arasında hiçbir ayrıcalık yok.
*Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun.
*Kar yolu kapadığı için geçit servis yolundan sağlanıyordu.


3)Sözcükleri Yanlış Anlamda Kullanma:

Sözcük anlamlarına uygun yerde kullanılmadığı zaman ya da yanlış anlama gelecek şekilde kullanıldığında anlatım bozukluğu doğar.

*Bu onların bolluğa düştükleri zaman bile savurganlık etmelerine yol açar.
*Şimdi size yarın yayınlanacak programlardan bazılarını hatırlatıyoruz.
*Bence sizin bu sınavı kaybetme şansınız hiç yok.
*Alınan bunca borç Türkiye'nin Avrupa'ya bağımlı olmasını sağladı.
*Bugün dünyanın yüz kırk ülkesinde cüzamlılar günü kutlanıyor.
*Bu yıl babamın yüzünden sınıfı geçtim.
*Annesi iyi çorap dokurdu.
*Ektiğin fidanlar meyveye döndü.
*Her türlü girişimden çekinmeyen biriydi.
*Aldıkları para mutluluklarına yol açtı.
*Cumhuriyet 1923 tarihinde ilan edildi.
*Ben 21 Mart 1978 yılında doğmuşum.
*Uzun bir ders yılı daha tamamlanmak üzere tatil iyice yanaştı.
*Tırnakların bir hayli büyümüş.
*Dünden itibaren yağmur yağıyor
*Adamın başına silahı dayayarak cebindeki parayı çalmışlar.
*Bize yapılacak her türlü baskı bizi yolumuzdan alıkoyamayacaktır.
*Bu gençleri azımsamak ,onların başarılı olacaklarına inanmamak doğru değil.

4)Sözcüğün Yapısındaki Yanlışlık:

Bir sözcük dilbilgisi kurallarına aykırı türetilirse anlatım bozukluğu doğar.

*Mehmet Efendi on beş yıldır bakkalcılık yapıyor.
*Yiyecekleri kokturmuşsun.
*Bölgevi sorunlar artıyor.
*Her şeyi pahalılandırmışsınız.
*Bilinçleşmenin gerçekleşmesini eğitim sağlayacaktır.
*Dilimizi çirkinletmeyelim.
*Sizce bu kişi kaçtı mı kaçtırıldı mı?

5)Yerinde Kullanılmayan Sözcük veya Öğeler:

Bir sözcüğün cümlenin akışına veya anlamına uygun yerde kullanılmaması anlatım bozukluğuna yol açar.

*Hakan çok iyi futbolcu ama fazla topla oynuyor.
*Bu çocuk seneye yüksek inşaat mühendisi olacak.
*Eski Adana millet vekillerinden biri daha ölmüş.
*Günde kırk kere limonlu salatalık turşusu satan dükkana uğrardı.
*Cesetler çok denizde kaldığından çürümüş.
*Burada her Allah'ın günü kaza oluyor.
*Başbakan Çin'e bu yılın sekizinci büyük gezisini yapıyor.
*Değil bir lokma ekmek bir tabak yemek yine bulamaz.
*Bakanımız bir hafta içinde petrol üreten ülkeleri gezecek.
*Ağrısız kulak delinir.
*Atatürk'ün 119.doğum yılı törenle kutlanmıştı.
*Bu yemek fazla dışarıda kaldığı için bozulmuş.
*THY'ye ait 158 yolcunun bulunduğu uçak denize düşmüş.

6)Anlamca Çelişen Sözcüklerin Bir Arada Kullanılması:

Bir cümlede anlamca birbirine ters olan sözlerin birlikte kullanılması cümlenin anlam bütünlüğünü bozar.Genellikle kesinlik ihtimal çelişkisi görülür.

*Hiç şüphesiz bu olaya en çok üzülen başkan olsa gerek.
*Şüphesiz sanatçı bu alanda çok başarılı eserler vermiş olmalı.
*Kesinlikle söyleyebilirim ki tedavi hastayı ayağa kaldırabilir.
*Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar almış olmalısınız.
*Müdür Bey bu adam için:"Çok mütevazı , burnundan kıl aldırmayan biridir."diyor.
*Artık kesinlikle böyle bir hataya düşmeyebilir.
*Okulu bitireli hemen hemen tam on yıl oldu.
*Elbette onunla birlikte gitmiş olabilirler.

7)Deyim ve Atasözü Yanlışları:

Deyimler ve atasözleri kalıplaşmış ve halk diline,kültürüne yerleşmiş kelime gruplarıdır.Bu yüzden deyimlerdeki kelimeler kesinlikle değiştirilemez.Kullanılan deyim, cümleye de uygun olmalıdır.

*Babasını görünce paçaları tutuştu.
*Çok acıktım midem zil çalıyor.
*O kadar kalabalık ki çuvaldız atsan yere düşmez.
*Ona ayak bağı oluyor , işini çabuk bitirmesini sağlıyordu.
*Ona yardım et elinden geleni ardına koyma.
*Alma garibin ahını çıkar aheste aheste.
*Ev sahibi ,Ayşe Hanıma bu ne şıklık böyle deyince Ayşe Hanım üzerine alındı.
*Konferansta konuşmacının anlattıkları herkesin dikkatini çekmişti.Tüm dinleyiciler kulak kabartmış ,konuşmacıyı dinliyordu.
*Bu görüntüler karşısında saçlarım diken diken oldu.
*Bu konuyu onunla bir görüş o yol yolak bilen biridir.

8)Gereksiz Yardımcı Eylemler Kullanma:

Türkçede doğrudan fiil olarak çekimlenebilecek bir kelimenin yardımcı eylem alarak çekimlenmesi yanlıştır.

*Boşuna umut etme oraya gelmeyeceğim.
*Benden kuşku etmemelisin.
*Senin düşüncelerin hiçbir zaman bana etki etmez.
*Bu işi onun yapabileceğinden şüphe etmiyorum.
Not:Bu konuyu bazı kaynaklar anlatım bozukluğu olarak kabul etmez.ÖSS'de de şimdiye kadar böyle bir soru çıkmamıştır.

9)Mantık Hataları:

İyi ve sağlam bir cümlenin temel mantık ilkelerine uygun olması gerekir aksi taktirde anlatım bozukluğu yapılmış olur.

*Seninle değil şehir içinde gezmek, dünya turuna bile çıkılmaz.
*Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık.
*Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse ölüme;hatta sara nöbetlerine dahi yol açabilir.
*Tezgahtar müşterinin aldığı oyuncağı kağıda sardı ve müşteriye verdi.
*Karar TBMM'nin 230'a karşı 190 oyla aldığı bir kararla kabul edildi.

10)Zamir Eksikliğinden Kaynaklanan Anlatım Bozuklukları:

Bazı cümlelerde iyelik zamiri kullanılmadığı taktirde bir anlam belirsizliği ortaya çıkar.Cümlenin başına hem senin hem de onun zamirini getirebiliyorsak orada bir anlam belirsizliği vardır.Bu tip cümlelerdeki anlam belirsizliğini gidermek için cümlenin uygun bir yerine iyelik zamirinin getirilmesi gerekir.Aksi taktirde anlam belirsizliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu doğar.

*Ehliyetini polis almış öyle mi?
*Bana ne söyleyeceğini biliyorum.
*Geleceğini ben biliyordum.
*Yarışmada birinci olduğuna sevindim.

Not:Bazen de bu belirsizlik noktalama işaretleriyle giderilir.

*Hırsız, çocuğu kovaladı.

*Genç, adama seslendi.

*O, soruları yapamadı.

11)Karşılaştırma Hataları:

Bazı cümlelerden iki farklı anlam çıkabilmektedir.Bu tip karşılaştırma bildiren cümlelerdeki anlatım bulanıklığı giderilmediği taktirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

*Adam,politikayla karısından çok ilgileniyor.
*Bu kötü insanlara sizden çok kızıyorum.
*Sen onu benden çok aradın.

 

DİLBİLGİSİ BAKIMINDAN ANLATIM BOZUKLUKLARI

1)Yüklem Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:

Yüklemle ilgili yanlışlıklar, yüklemin çatı,kişi,zaman,yardımcı eylemler,ek eylemler gibi noktalarda cümleye uygunluk göstermemesi durumudur.

*Kahvaltıda peynir,ekmek ve çay içtik.
*İçkiyi az sigarayı hiç içmem.
*Kimin dürüst,kimin dürüst olmadığını biliyor.
*Suçlamaların yersiz ve doğru olmadığını söyle.
*Baloya güzel bir elbise ve pahalı mücevherler takarak gelmişti.
*Çocuklarıyla bazen çok bazen de hiç ilgilenmezdi.
*Sabahları erken kalkar ve sakin havada koşuyordu.
*Annem yemek pişiriyor biz de ona yardım ediyorduk.
*Boyu kısa , bedeni de pek biçimli değildi.
*Aldığı şeyler hem pahalı hem de kaliteli değilmiş.
*Bu geziye okulumuz öğrencilerinden ve disiplin cezası almayanlar katılabilecek.


2)Özne Yanlışlığından Doğan Anlatım Bozuklukları:

Cümlede öznenin bulunmamasından,öznenin gereksiz ekler almasından, ya da özne olmayacak bir sözün özne gibi kullanılmasından kaynaklanır.

*Dernek müdürünün yetkileri alındı ve kovuldu.
*O insanların sayısı azalıyor bulunmaz oluyor.
*Belediye tarafından yaptırılan dört katlı binanın inşaatı bitirildi ve hizmete girdi.
*Yaşlı adamın parası alınarak evine gönderildi.
*Viraja hızlı giren aracın lastiği patladı ve kaza yaptı.
*Herkes kazayı seyrediyor, yardım etmeyi düşünmüyordu.
*Hastanın durumu gittikçe kötüleşiyor,yerinden kalkamıyordu.
*Filmin güzelliği herkesi etkiledi;çünkü güzel çekilmişti.


3)Özne Yüklem Uyuşmazlığından Kaynaklanan Anlatım Bozukluğu:

Öznenin tekillik çoğulluk ve şahıs bakımından uyuşması gerekir;aksi taktirde anlatım bozukluğu ortaya çıkar.

a)Topluluk isimleri özne ise yüklem tekil olur;ancak topluluk isimleri çoğul eki alıyorsa yüklem de alabilir.

*Bizim takım sahaya çıktılar.
*Takımlar nihayet sahaya çıktılar.
*Ordular uzun süredir savaşıyor.

b)Bitki,hayvan,cansız varlık ve organ isimleri çoğul durumda özne ise yüklem tekil olur.

*Nedense köpekler sabaha kadar havladılar.
*Çiçekler sıcaktan kurumuşlar.
*Bu sıralar çok sağlam yapılmışlar.
*Seni görünce gözlerim dolar.

Not:İnsan dışı varlıklar kişileştirme yolu ile çoğul özne ise yüklem de çoğul olabilir.
 

*Martılar denize dalıp dalıp çıkıyorlar.
*Martılar bize selam getirdiler.
*Dağlar beyaz şallarını omuzlarına attılar.

c)Eylem isimleri ,çoğul özne ise yüklem tekil olur.

*Gülüşmeler çok uzun sürdüler.
*Tartışmalar sabaha kadar devam ettiler.

d)Çoğul sayılar özne ise yüklem tekil olur.

*İki kişi bankayı soymuşlar.
*Derse on öğrenci girmediler.
*Bana beş soru bıraktılar.



e)Saygı,sitem,küçümseme gibi durumlar için özne tekil de olsa yüklem çoğul yapılabilir.

*Ahmet Bey bizi hatırlamadılar.
*Ayşe Hanım odasında yoklar.

f)Öznede belgisiz zamir ya da belgisiz sıfat varsa yüklem tekil olur.

*Hiçbiri sizi görmüyorlar.
*Herkes bu konuda aynı fikirdeydiler.
*Birçok kişi aynı sorunu tartışıyorlar.

g)Bir cümlede birden fazla özne varsa ve bu öznelerin biri 1. kişi ise yüklem 1. çoğul olur.

*Ali, Ahmet ve ben dün size uğramıştık.
*Ben ve kardeşim size inanmıyoruz.

h)Birden fazla özneden biri 2.kişi ise yüklem 2.çoğul;öznelerin biri 3.kişi ise yüklem 3. çoğul olur.

*Sen ve kardeşin derse girmemişsiniz.
*Ahmetle o bu akşam gelecekler.
*Ben,sen,o burada nöbet tutacağız.
*O ve Murat bunu hemen yapacaklar

4)Tümleç Yanlışları:

Özellikle sıralı cümlelerde tümleç (dolaylı tümleç,nesne,zarf tümleci) kullanılması gereken yerde kullanılmamışsa anlatım bozulur.Bir tümlecin birden çok yüklem için ortak kullanımı mümkündür.Ancak bu ortak tümleç yüklemlerden birine dahi uymazsa cümlede anlatım bozukluğu doğar.Tümleç yanlışlarını şu başlıklar altında inceleyebiliriz:

a)Dolaylı Tümleç Eksikliği:

*Düşman kenti bombaladı ; ama giremedi.
*Çukurova'nın toprağı insanı diriltir, umut verir.
*Sizi önemseyen ve inanan insanlar var.
*Gençlerden çok şey bekliyoruz;fakat değer vermiyoruz.
*Kadının içeri girmesiyle çıkması bir oldu.
*Bu evden nefret ediyordu ;ancak darda kalınca geliyordu.

b)Zarf Tümleci Eksikliği:

*Yeni yetişen sanatçılara yardım eder,ilgilenirdi.
*Bir daha seni görmek ve karşılaşmak istemiyor.
*Arkadaşlarını aradı,sonra buluştu.
*Kötü bir beste yaptığımda beni eleştirir ve tartışırdı.
*Senin sorunlarını çözmeye çalışıyor; başa çıkmak için uğraşıyoruz.

c)Nesne Eksikliği:

*Size teşekkür etmek ve kutlamak istiyor.
*Yazıya özendiği,dikkatle yazdığı belliydi.
*Sana telefon açmış,merak ediyormuş.
*Evin onarımını haftaya bitirecek , sonra da satacak.
*Bu kuralların gerekli olduğunu biliyorum;ama uygulayamıyorum.
*Yardıma muhtaç olanlara yardım eder , doyururdu.
*Onun sıcacık sesi bize ulaşır,mutlu ederdi.
*Yazılarında, halkı soyanlara çatar,yerin dibine batırırdı.
*Suçlunun evini bastılar,yakalayıp polise teslim ettiler.

5)Tamlama Yanlışları:

a)Bir sıfatla bir adın ortak tamlanana bağlanması anlatımı bozar:

*Doğa ve toplumsal olayları inceledik.
*Dün epik ve aşk şiirleri okuduk.
*Askeri ve devlet okullarına giriş sınavı yapılacak.
*Gençlik, duygusal ve kişilik sorunları yaşıyor.
*Politik ve ahlak yozlaşması önemli bir sorundur.

b)Çoğul anlamı taşıyan bir sıfattan sonra gelen ad tekil olmalıdır:

*Birçok seneler geçti.
*Bizde iki türlü düşünürler vardır.
*Her türlü tedbirler alındı.
*Birçok festivaller düzenlendi bu yaz.
*Bin türlü çiçekleri derledim sana.

c)Tamlayan Eki Eksikliği:

*Her önüne gelen aklına esen sözcüğü dilimize mal etmesi yanlıştır.
*Bu duygular geçici ve insanı yanıltıcı olduğu bilinmelidir.
*Büyük emek harcanarak yazılan eserler bilimsel bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir.


d)Tamlayan Eksikliği:

*Öğrenciye bir şey vermeden gelişmesini umma.
*Arkadaşına yardım ederek mutlu olmasını sağladı.
*Tanıdıklarından alışveriş yaparak para kazanmalarına katkıda bulunurdu.
*Çocuklarıyla her konuyu konuşur , yanlışa düşmemelerine çalışırdı.

6)Eylem - Eylemsi Arasındaki Çatı Uyuşmazlığı:

Birleşik veya sıralı cümlelerde aynı özneyi alan yüklemlerin her ikisi de etken veya her ikisi de edilgen olmalıdır.

*Bütün sorunlar halledilip öyle gidecekti.
59  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Ynt: Anlatım Biçimleri Tarama Testi : Kasım 20, 2008, 09:49:51
10.  Hep piyasada kitabı olana şair ya da yazar gözüyle bakılır. Bu etiketi kazanmak için bu o kadar zorunlu mu ki? Bu ölçünün sağlığından şüpheliyim ben. Şüpheden de Öte yanlış; hatta gülünç bulurum bunu. Ben nice insanlar gördüm ki, özet sohbetlerde bana okudukları şiirler ya da hikâyeler ortalıkta olsaydı piyasadakiler onların etlerine su bile dökemezdi. Kaldı ki duygu ya da düşünce, kalitesini, kitaba dökülmüş olmakla değil, kalbi titretmek veya ufku açmakla kanıtlar.

Bu paragrafta hangi anlatım tekniği kullanılmıştır?

A)   Betimleme                                 B)   Tartışma

C)   Öyküleme                                  D)   Açıklama

E)   Örneklendirme

 

11.   .Bu sabah vakti sevgidir beni tren garında bekleten. Sevgi mi? O, uğruna her şeylerin feda edilebileceği yüce bir duygudur. Kara tren nihayet çuf çuflayarak ya­naştı gara. Yolcular birer ikişer indi. Herkesin herkes­leri gelmişti, ben yine kimsesizdim; yine beklenen gel­memişti. Belki yarın, diyerek nereye gittiğimi bilemeden uzaklaştım. Yıkık binalar, yamalı yollar ve yerinden kalkmaya bile üşenen köpekler beni anlatır gibiydi.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangilerin­den yararlanılmıştır?

A)       Açıklama - Betimleme - Örneklendirme

B)       Öyküleme - Açıklama - Betimleme

C)       Öyküleme - Tanımlama - Betimleme

D)      Açıklama - Tanımlama - Öyküleme

E)       Tanımlama - Tartışma - Tanık gösterme

 

12.  Bir zamanlar bir şiir yarışmasında jüri üyesi idim. Yeterli miktarda oy aldığı hâlde kendisine birincilik verilmeyen bir şiiri desteklemiştim. Şair, bir şehidin dilinden konuşuyordu. "Ey bu topraklar İçin toprağa düşmüş askeri" seslenişini duyar duymaz bedenimin, kızgın tavada eriyen yağ misali zevk ve gururla yok olduğunu hissettim.

Bu parçada aşağıdaki anlatım tekniklerinden hangilerine başvurulmuştur?

A)       Tanık gösterme - Betimleme

B)       Öyküleme - Benzetme

C)       Açıklama - Tanımlama

D)      Tartışma - Betimleme

E)       Tanık gösterme - Benzetme

 

13. Boyacı çocuk, Coşkun'un ayakkabılarını Doyuyordu. Coşkun, son aldığı arabasını seyrediyordu. Özgül, Coşkun'un önünden de geçti. Coşkun bakışlarını elinde olmayarak, ona yöneltti. Ama ona bakan kimdi?

Bu paragrafta aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi kullanılmıştır?

A)   Öyküleme                                 B)   Betimleme

C)   Tanık Gösterme                       D)   Açıklama

E)   Karşılaştırma

14. Toprak olmak, nice insanların korkuyla; hatta dehşetle düşündükleri gibi, mutlaka korkunç ve karanlık bir son mudur? Anadolu'da bunun aksine düşünen nice insan bilirim: Yunus, toprak olmak aşkıyla bir ömür yanmıştır; Mevlâna, ölümü düğün gecesine benzetmiştir. Ve daha adını sayamadığım niceleri...

Bu paragrafta aşağıdaki anlatım tekniklerinin han­gileri söz konusudur?

A)       Benzetme-Tanık Gösterme

B)       Açıklama-Örneklendirme

C)       Örneklendirme-Tartışma

D)      Tartışma-Aç ıklama

E)       Tanık gösterme-Örneklendirme

 

 

15. Akşamın mora çalan lacivert tülleri açık dükkân kapısı önünde kayısı kokan rüzgârlara kapılıp dalgalanmaya durdu. Orada, tezgâhın üzerinde yarısı yenmiş bir ar­mut vardı. Bir kutu nakış ipliği raflardan yuvarlanmış, zemine altı yeşilli yayılmıştı.

Bu paragrafta hangi anlatım tekniği kullanılmıştır?

A)   Karşılaştırma                            B)   Örneklendirme

C)   Açıklama                                   D)   Betimleme

E)   Tanımlama

 

 

16. O mavi kuş, yanardöner kuş, su kıyılarındaki yarları yılan deliği gibi deler, çok derinlere kadar deler; ta dibine, toprağın altına gider, oraya yuvasını yapar. Yuvalarının ağzında da her zaman bir çiçek biter. O kuş çiçeksiz edemez, işte o kuştan bir tane tutmalı. Tutulmaz. O kuşu tutsa tutsa bir tek Koca Halil tutardı. O da iyice yaşlandı gayrı.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A)       Öznel yaklaşımlardan yararlanma

B)       Benzetmeye başvurma

C)       Betimlemeye başvurma

D)      İşitsel öğelere yer verme

E)       Olayları oluş sırasına göre verme

 

17. Kimi yazarlar vardır; bildiğimiz, sıradan olayları ilk kez başkalarından farklı anlatırlar. Kimi yazarlar vardır; ra­hattır, zorlamaz kendini de, sizi de. Diline gelen kalemine dökülmüştür. Kimi yazarlar vardır; atasözü gibidir yazdıkları; üç sözcüğe koca bir yazının içeriğini yükler. Yukarıda sözü edilen yazarların anlatımı için doğru adlandırmalar aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

A)       Doğallık, özgünlük, akıcılık

B)       Özgünlük, özlülük, duruluk

C)       Özgünlük, doğallık, özlülük

D)      Özlülük, açıklık, doğallık

E)       Akıcılık, doğallık, özlülük

 

18. Romanda 1940'lı yıllar anlatılıyor. Dünyanın savaşla boğuştuğu yıllarda ülkemizin iki büyük kentinde (İstanbul ve Ankara) geçen olaylar romanın iskeletini oluşturuyor. Yazar bu olaylardan hareketle çok yönlü insan gerçekliğini çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor. Yazar, anlattıklarını tarihsel olaylarla temellendiriyor. Bu da inandırıcılığı artırmış.

Bu paragrafın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangi­sidir?

A)   Tartışma                             B)  Açıklama         

C)  Öyküleme                            D)   Tanımlama     

E)  Betimleme

19. Toprak gittikçe nemleniyor, gölgeler koyulaşıyor. Dönemeçte karşıma ansızın, araba genişliğinde bir su çıkıyor: Kumlu yatağında yüzü kırışa kırışa akan bir su... İncecik de bir şırıltı duyuluyor ara ara. Prina fabrikasının altında, zeytin sularıyla katran gibi oluyor. Batak kokuyor, zeytinyağı kokuyor.

Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söy­lenemez?

A)       İzlenim kazandırma amaçlanmıştır.

B)       Kişileştirmeye başvurulmuştur.

C)       Benzetmeye yer verilmiştir.

D)      Farklı duyulara seslenen unsurlar kullanılmıştır.

E)       Deyimler kullanılarak anlatıma güç kazandırılmıştır.

 

20. Yaşadığımız bir 'gün' ne ise, bir gazete yazısı da odur aslında. İkisinin de kaderi aynıdır. Gün doğumu ile gün batımı arasında süren bir ömür... Rengi soluyor ikisinin de, gün sarısına boyanıyor. Üstünde yaşanmışlık işaretleri, sayısız öykülerle dünler arasına katılıyor eskittiğimiz her 'gün'... Bir güne özgü yazılar da öyle; o günün fotoğrafı, o günün 'oğlu' olarak doğup onunla gömülüyor mazinin sarı bahçesine.

Bu parçada aşağıdaki düşünceyi geliştirme yollarından hangisi daha belirgindir?

A)   Açıklama                                    B)  Tanımlama       

C)   Karşılaştırma                             D)  Tartışma           

E)   Örneklendirme

 

21. Gecenin karanlığı yeryüzüne abanalı çok olmuştu. Bulutsuz gökyüzü, koyu lacivert bir renge bürünmüştü. İri ve çakır yıldızlar, yörelerindeki küçük yıldızları boğarcasına parlıyordu. Yağlı bir kandilin ara sıra titreyen isli alevi, odayı dalgalı bir ışıkla dolduruyordu. Işığın titreşimi, duvarlarda açıklı koyulu gölgeler çiziyor, insana sesleniyor, gecenin ürpertisini duvarlara yansıtıyordu.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisi söz konusu değildir?

A)       Benzetmelere yer verilmesi

B)       Varlıkların niteliklerinin belirtilmesi

C)       Sözcük tekrarlarının yapılması

D)      Kişileştirmelerin yapılması

E)       Karşıt kavramların bir arada kullanılması

 

 

22. Onun yapıtlarında sanatlı bir söyleyiş kaygısı yoktur. Şiirlerinde yazınsal sanatlara rastlamanız oldukça güçtür.

Bu parçada konu edilen sanatçının şiirlerinde görülen en önemli özellik aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Duruluk                               B)   Özgünlük         

C)   Yalınlık                                D)   Özlülük             

E)   Akıcılık

 

23. Serin bir sonbahar akşamıydı. Bin bir zorlukla Maraş'tan Elbistan'a kadar gelmeyi başarmış bir yolcu, kendini mahalle kahvesinden içeri attı. Sigara dumanının bir sis gibi çöktüğü dar mekân, kapıdan içeri dolan havayla serinledi. İçerde oturanlar, başlarını çevirip nefes nefese kalmış, yorgun yolcuya baktılar.

Bu parçanın anlatımında aşağıdaki anlatım biçimle­rinin hangilerinden yararlanılmıştır?

A)       Açıklama - Örnekleme

B)       Tartışma - Açıklama

C)       Öyküleme - Betimleme

D)      Öyküleme - Karşılaştırma

E)       Açıklama - Öyküleme

 

24. Geçmiş günlere dair yazıları okumak, iyisinden bir emniyet duygusu verir insana. Tehlikesiz bir yolda yürüme rahatlığına benzer bu. Elden çıkmıştır ve zararsızdır o günlerde olup bitenler. Nasıl olsa geçmiştir acılar, kırılmalar, savrulmalar. Elemler gitmiş, lezzetler kalmıştır geride.

Bu parçada yazar, düşüncesini aşağıdaki yöntemle-den hangisiyle geliştirmiştir?

A)   Örnekleme                                      B)   Benzetme

C)   Tanık Gösterme                              D)   Karşılaştırma

E)   Tanımlama

 

25. 70 milyonluk bir ülkeyiz; ama 5 milyonluk Norveç kadar üretemiyoruz. 70 milyonluk ülkenin yıllık 220 milyar dolar üretimi var. 35 bin kişilik Microsoft'un üretimi ise 440 milyon dolar. Çok az üretiyoruz.

Bu paragrafta yazar düşüncesini inandırıcı kılmak için aşağıdakilerden hangisine başvurmuştur?

A)       Tanık gösterme

B)       Betimleme

C)       Sayısal verilerden yararlanma

D)      Öyküleme

E)       Örnekleme

 

26. Ne rahat okunuyor. Su içer gibi, ninni söyler gibi... Dilimi zorlamıyor hiçbir sözcük, hiçbir ses ötekinin önüne taş koymuyor, set çekmiyor. Onun yazıları tam anlamıy­la bir... örneğidir.

Yukarıdaki paragrafta boş bırakılan yere konulacak en uygun sözcük aşağıdakilerin hangisidir?

A)   yalınlık                                B)  duruluk               

C)   akıcılık                                D)   özgünlük           

E)   özlülük

 

 

27. Derine inmeyi başarıyor öykülerinde Fatma Gürel. "Akşam Yürüyüşü"nde okuru da katıyor gezisine. Okura da seyrettiriyor ustaca betimlemeleriyle Van Gogh'un tarlasını, okur da göz göze geliyor ressamın kendisiyle, Sütçü Traye'nin karısıyla...

Bu parçada sözü edilen yazarın anlatım özellikleri aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?

A)       Özgünlük - yalınlık

B)       Yoğunluk - etkileyicilik

C)       Sürükleyicilik - arılık

D)      Doğallık - duruluk

E)       Akıcılık - doğallık

 

 

28. Her yıl karlar eriyip de bahar gözünü açınca, Ağrı Dağı'nda bir ulu tazelik patlayınca, gölün kıyıları, ince kar çizgisinin üstü keskin, kısa küt çiçeklerle dolar. Çiçekle­rin rengi alabildiğine parlaktır. En küçük çiçek bile mavi, kırmızı, sarı, mor kendi renginde çok uzaklardan bir renk pırıltısı olarak parlar ve keskin kokar.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmamıştır?

A)       Birden çok duyuyla ilgili ayrıntıya

B)       Gözlem gücüyle ayrıntılara inmeye

C)       Varlıkları niteleyici özellikleriyle belirtmeye

D)      Cansız varlıklara insan kişiliği kazandırmaya

E)       Varlıklar arasında benzetmeye

 

29.   Aşağıdakilerden hangisinde betimleme yoktur?

A)       Burası en yakın kasabaya iki gün uzaklıkta, çıplak, yolsuz, viran bir köydü.

B)       Kasabayı kuşatan dik, sivri dağlar çoktan uykuya dalmışlardı.

C)       Köyün ne pencerelerinde bir ışık, ne yollarında bir ses vardı; karanlıkta öylece bekliyordu.

D)      Köydekiler, dünyada olup biteni haftada bir kasa­badan köylerine gelen postacıdan öğrenirlerdi.

E)       Güneş batmak üzereydi, sular güneşin kızıllığında yanıyordu sanki.

 

30. Tarih, insanların yaptığı tarihi, insanlardan soyutlayarak anlatır; bir bilimdir tarih. Oysa roman bir edebiyat türüdür; tarihi, tarihsel olaylar olarak değil olayların insanlar üzerindeki etkileriyle anlatır. Yani insanları anlatır, insan çatışmalarını anlatır. Roman bunun dışına çıkarsa edebiyatın da dışına çıkar.

Parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

A)   Tanımlama                                  B)   Betimleme

C)   Açıklama                                     D)   Örneklendirme

E)   Karşılaştırma

 

31. Guguk ilginç bir kuştur, bilimsel adı "cuculus"tur, ama bu ad genellikle kül rengi olanı için kullanılır. ' Gugukgillerin çoğu tropik bölgelerde, Güney Amerika'da, Afrika'da yaşar. Uzun kuyruklu, sivri pençeli, kıvrık gagalı kuşlardır gugukgiller. Ağaçta yaşayanların bacakları kısa, yerde yaşayanların uzundur. Değişik renkte guguklara dünyanın değişik bölgelerinde rastlanabilir. Guguk kuşları yuva yapmaz.

Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A)       Bazı kavramlar tanımlanmıştır.

B)       Bilimsel bilgilere yer verilmiştir.

C)       Karşılaştırmalı örneklerden yararlanılmıştır.

D)      Guguk kuşunun yaşadığı bölgeler betimlenmiştir.

E)       Guguk kuşunun yaşantısı anlatılmıştır.

 

32. Sınıfın yerden tavana kadar uzanan geniş penceresin­den görünen gökyüzünü seyrediyordum. Tam karşımda bir de balkon vardı. Oturduğum sıradan öğretmene belli etmeden balkonu seyredebilirdim. Sınıfın sol duvarı yanındaki beşinci sıradaydı yerim. Arkamda Metin'le Ahmet'in oturdukları bir sıra daha vardı. Pencere sağdaydı, öğretmenin gerisine düşerdi.

Bu parçanın anlatımında ağır basan anlatım tekniği aşağıdakilerden hangisidir?

A)   Betimleme                                      B)   Açıklama

C)   Tartışma                                          D)   Öyküleme

E)   Örneklendirme

 

33. Ege Bölgesi'nde nüfus artışı, Türkiye ortalamasının biraz üzerindedir. Bölge genelinde kent nüfusundaki artış, kır nüfusundaki artıştan fazladır. Kent nüfus artışı ortalama binde 32 iken, bu değer kırsal alanlarda binde 14 dolayındadır. Bu durum, bölgenin kırsal alan­larından şehirlere doğru az da olsa bir göçün olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerin hangisin­den yararlanılmıştır?

A)   Açıklama                                    B)   Betimleme           

C)   Öyküleme                                  D)   Tartışma           

E)   Karşılaştırma

 

34. "Sahnelenme" bir metnin tiyatro sanatının araçlarıyla sahnede değerlendirilmesidir. Sözcüklerle kurulan bir yapımın, sahne diliyle anlatımıdır. İnsan gövdesi, insan sesi, dekor, ışık, müzik gibi araçlarla yazının sahnede başka türden bir yaşama kavuşturulmasıdır. Sinemada ise senaryodan ne kalabilir? Bir senaryo metninin doğrudan doğruya, eksiksiz, sinemaya aktarıl­ması düşünülmez bile. Senaryo, 'beyaz perdedeki görünümü tanımlar, görünümün kendisi değildir.

Bu parçanın anlatımında özellikle aşağıdakilerin hangilerinden yararlanılmıştır?

A)       Tanımlama - karşılaştırma

B)       Açıklama - öyküleme

C)       Karşılaştırma - betimleme

D)      Örneklendirme - tanık gösterme

E)       Betimleme - açıklama

 

35. Bolu'nun el değmemiş cennet köşelerinden biri de Gölcük. Aladağlar eteğinde, çam ve köknar ağaçlarının ortasında yapay bir göletten adını alan Gölcük'ün doğal yapısı Abant'ı andırıyor. Denizden yüksekliği bin metreyi bulan Gölcük, kış aylarında karla örtülerek muhteşem bir görüntü sunuyor.

Parçanın anlatımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A)   Benzetmelerden yararlanılmıştır.

B)   Betimlemeye beğeni duygusu katılmıştır.

C)   Gözleme dayalı ayrıntılara yer verilmiştir.

D)   Yargılar örneklerle güçlendirilmiştir.

E)   Niteleyici sözcüklere yer verilmiştir.

 

36. Kıştan bahara geçerken en çok nisan ayında görülen ve halsizlik, isteksizlik, eklem ağrıları, uyku isteği gibi belirtilerle ortaya çıkan rahatsızlığa bahar yorgunluğu denir. Bu durum birkaç hafta sürebilir. Başka bir deyiş­le, kış aylarından sonra vücut ilk kez içeriden bahar temizliği yapmaktadır ve bu organizmayı zorlar. Önlem alınmazsa ve bahar yorgunluğu bir aydan fazla sürerse kronik yorgunluk sendromuna dönüşebilir.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisin­den yararlanılmıştır?

A)       Tanımlama - öyküleme

B)       Açıklama - karşılaştırma

C)       Tanımlama - betimleme

D)      Açıklama - öyküleme

E)       Tanımlama - açıklama

 

37. Kalktığımda yağmur dinmişti. Geceleyin yağmurun, evin teneke damına hızlı hızlı düşmesi beni epey korkutmuştu. Üç-dört gün kapıdan dışarıya çıkamaya­cağımı sanmıştım. Ama durmuştu işte, bir de sıcak rüzgâr esiyordu, lodos falan olmalıydı. Okul, İstanbul' dan gelecek iki öğretmeni beklediği için, bir hafta kadar kapatılmıştı. Evde oturmak, canımı çok sıkıyordu.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin özellikle hangisinden yararlanılmıştır?

A)   Betimleme                                        B)   Karşılaştırma

C)   Örneklendirme                                D)   Tartışma

E)   Öyküleme

Orhan EREN
60  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Ynt: Anlatım Biçimleri Tarama Testi : Kasım 20, 2008, 09:49:21
9.  (I) Kırmızı eski model, Avrupa markalı bir arabaydı. (II) Betti ki canı sıkılan üstüne adını yazmış, küçüklü büyüklü kalpler çizmişti. (III) Biraz daha yaklaşınca kılıf­lara isyan etmiş süngerler çekti dikkatimizi. (IV) Camdan uzanıp kornasına bastık, çalıyordu! (V) Patlak tekerleri ve kırık camlarıyla yılların yorgunluğunu at­maya çalıştığı anlaşılan arabayı kendi hâline bırakıp uzaklaştık.

Yukarıdaki numaralı cümlelerin hangisinde betimlemeye yer verilmemiştir?

A)    I.          B)   II.           C)  III.          D)   IV.         E)   V.
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6 ... 31


hosting