Mesajları Göster
Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7 ... 31
61  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Ynt: Anlatım Biçimleri Tarama Testi : Kasım 20, 2008, 09:48:04
7.   O gece uyuyamadı. Kitap okudu, sayı saydı, yıldız saydı. Gündüz yok yere kırdığı arkadaşının bakışları gitmiyordu gözlerinin önünden. Bir ara kalkıp onu uyandırmayı ve ondan özür dilemeyi geçirdi aklından; başaramadı. O şimdi unutmuştur bile, diye düşündü. Ama sonra ya o da bu kırıcı sözlerin acısıyla kıvranıyorsa...

Bu parçada aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi kullanılmıştır?

A)   Açıklama                           B)   Öyküleme

C)   Tartışma                            D)   Örneklendirme

E)    Betimleme
62  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Ynt: Anlatım Biçimleri Tarama Testi : Kasım 20, 2008, 09:47:47
6.  Dünyaca ünlü klasiklere ve yazarlara karşı bende bir imrenme; ondan da öte kıskançlık var. Şiirde öyle değil. Hatta tam aksine bizdeki şairlerin daha üstün olduğuna inanırım. Ne bileyim, bir Yahya Kemal, bir Nazım Hikmet, Cahit Sıtkı Tarancı beni tatmin eder, ruhumu doyurur. Ama hangi yazarımız Tolstoy, Dostoyevski veya Victor Hugo�ya boy ölçüşebilir?

Bu parçanın anlatımında hangi anlatım tekniklerinden yararlanılmıştır?

A)       Açıklama - Karşılaştırma

B)       Tanık Gösterme - örneklendirme

C)       Karşılaştırma - Örneklendirme

D)      Tanık Gösterme - Karşılaştırma

E)       Tartışma - Açıklama
63  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Ynt: Anlatım Biçimleri Tarama Testi : Kasım 20, 2008, 09:47:23

5. Yüzlerce şiir tanımı vardır. Belki binlerce daha yapılacak. Bu, şiirin güzelliğini, estetiğini, enginliğini gösterir; şiir, öyle bir çırpıda kalıba dökülecek bir kavram değil­dir. Nitekim Ahmet Haşim: "Şiiri tarif etmek, bülbülü üç dirhem eti için öldürmektir." der. Ne kadar şiir, şair; o kadar tanım...

Bu paragrafın anlatımında hangi anlatım tekniği ağır basmaktadır?

A)   Açıklama                                      B)   Tanık gösterme

C)   Örneklendirme                           D)   Karşılaştırma

E)   Tartışma
64  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Ynt: Anlatım Biçimleri Tarama Testi : Kasım 20, 2008, 09:47:06
4.  Kafiye; şiiri hapseder, çerçevelermiş. İnsan dilediği gibi söyleyemezmiş kafiye yüzünden; peki, kafiyeli (uyaklı) şiir yazanlar dilemedikleri, istemedikleri gibi mi aktarıyor duygularını? İçten, doğal olmamışlar mı, olamamışlar mı? öyleyse çok şairimiz, ki bu görüşü savunanlara göre sair değiller, yapmacık, uyduruk duygularla bizi kandırmışlar. Bunu kabul etsek bile kim bir Sessiz Gemi'yi okurken sonsuz yolculuğa çıkmaz ya da kimin Gün Eksilmesin Penceremden�i dinlerken yaşam sevgisi ve ölüm korkusu bir kat daha artmaz? Bunlar elbet doğaldır, içtendir ve kafiyelidir.

Bu paragrafta aşağıdaki anlatım tekniklerinin hangilerine başvurulmuştur?

A)       Tanık Gösterme - örneklendirme

B)       Açıklama-Tanık Gösterme

C)       Tartışma - örneklendirme

D)      Tartışma-Tanık Gösterme

E)       Açıklama- Tartışma

 
65  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Ynt: Anlatım Biçimleri Tarama Testi : Kasım 20, 2008, 09:46:52
3. Her akşam bu vakitler karşı dağlar kızıl gelinliğini giyer. Dağın eteklerindeki gölde bir çırpınış, bir hazırlık... Yeni bir dünyaya yolculuk var. Ama kuşların boynu bükülür nedense. Bir hüzündür alır onları.

Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?

A)   Betimleme                                B)   Açıklama

C)   Tanımlama                               D)   Karşılaştırma

E)   Tanık gösterme
66  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Ynt: Anlatım Biçimleri Tarama Testi : Kasım 20, 2008, 09:46:25
2. Yeni sözcükler uydururken veya eski Türkçe sözcükleri diriltmeye çalışırken dikkatli olmak gerekir. Araştırıcı, anlayışlı bir şekilde eğilmek zorundadır konuya. Yoksa, yerinde uydurmaya ve yerinde zorlamaya muhtaç olmayan ve yabancı otlar gibi kendi kendine boy atan ot tarlasına döner dil.

Bu parçanın anlatımında aşağıda kilerin hangisi ağır basmaktadır?

A)   Örneklendirme                         B)   Açıklama

C)   Tartışma                                     D)   Tanımlama

E)   Betimleme
67  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Anlatım Biçimleri Tarama Testi : Kasım 20, 2008, 09:46:11
 ANLATIM BİÇİMLERİ TARAMA TESTİ

1.  Dergilerin hemen hepsi şiirle dolu, çoğu da doğrusu çekiyor insanı. Tatlı tatlı söylüyor yeni şairlerimiz, rahatça diyorlar diyeceklerini, süssüz, sâde... Nesre geldi mi Öyle değil. Bilginler, okkalı okkalı kelimelerle uzun uzun, yamru yumru cümleler kuruyorlar. Kesin, İri lakırdılara döküyorlar işi.

Yukarıdaki parçada aşağıdaki anlatım tekniklerinden hangileri kullanılmıştır?

A)       Karşılaştırma-tartışma           

B)       Tartışma-öyküleme

C)       Açıklama-örnekleme               

D)      Tanımlama-örnekleme

E)       Örneklendirme-öyküleme
68  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Dilekçe : Kasım 20, 2008, 09:45:50
DİLEKÇE
Bir tür resmi mektup sayılabilir. Herhangi bir resmi yahut özel kurumlara bir isteği iletmek yahut talep etmek için yazılan ve belli bir planı olan kısa ve öz yazılardır. Dilekçeler hitap,dilekçe metni,tarih-imza ve gönderenin adresi olmak üzere dört bölümden meydana gelir.
a)Dilekçeye gönderilen makam yahut yerin adresiyle başlanır. Adresteki bütün sözcüklerin ilk harfi büyük yazılır. Bu ifadelerden sonra üst üste iki nokta yahut virgül konulur.
b)Dilekçe metni kendini kısaca tanıtma, istek, temenni ve saygı ifadesi olmak üzere üç kısımdan oluşur. Bu bölümde ifade açık, kesin olmalı,lüzumsuz fikir ve sözcüklere yer verilmemelidir.
c)Tarih kâğıdın yazının sonuna, imza ise yazı bitiminden sonra sağ alt tarafa ismin üzerine atılır.
d)Adres sola iyice aşağıya yazılır.1.satıra cadde, sokak numarası, 2.satıra ise semt ve şehir adı yazılır. Ayrıca dilekçeye ekli evrak varsa imzanın altındaki satıra � Eki� sözcüğünden sonra iki nokta üst üste koyulup ektekiler rakamlarla sıralanır.
      Dilekçe metni beyaz bir A4 kağıdına yazılır. Metnin uzunluğuna göre başlangıç yeri tespit edilir. Ne olursa olsun metin kağıdın ortasını doldurmalı, üst ve alt boşlukları birbirleriyle orantılı olmalıdır.
69  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Roman Türleri : Kasım 20, 2008, 09:45:27
ROMAN

 

İnsanların yaşadıkları ya da yaşayabilecekleri olayları, yere, zamana ve şahsa bağlayarak anlatan eserlere roman denir.

*Romanda olaylar geniş ve ayrıntılı olarak anlatılır.

*Ana olay etrafında olaycıklar vardır.

*Şahıs kadrosu geniştir.Karakter çözümlemeleri yapılır.

*Zaman olarak geri dönüşler olur.

Romanlar çeşitli türlere ayrılır;

- Tarihi Roman: Konusunu tarihten alır.

- Töre Romanı: Toplumun yaşayış tarzını, geleneklerini, adetlerini işleyen romandır.

- Psikolojik Roman: Ruh çözümlemelerinin yapıldığı romanlardır.

- Egzotik Roman: Uzak ve yabancı ülkelerin doğa ve insanlarını anlatan romandır.

- Tezli Roman: Bir görüş veya düşünceyi savunan romandır.

- Polisiye Roman: Dedektif hikayelerini anlatan romandır.
70  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Hikaye : Kasım 20, 2008, 09:45:07
HİKAYE

     Olmuş ya da olması mümkün olan olayları anlatan  kısa sanat eserleridir.

*Tek bir olay vardır.Olaycıklar yoktur.

*Şahıs kadrosu romana göre dardır.

*Kişiler çoğu zaman hayatlarının belli bir anı içinde anlatılır.

*İki tür hikaye görülür;

a)Olay Hikayesi: Maupassant tarzı da denir. Olay esastır.Bizdeki temsilcisi, Ömer Seyfettindir.

b)Durum Hikayesi: Çehov tarzı da denir. Olaydan çok insanın belli bir zaman dilimindeki durumu anlatılır.Bizdeki temsilcisi, Sait Faik Abasıyanıktır
71  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / MASAL : Kasım 20, 2008, 09:44:41
 Olağanüstü olayların anlatıldığı sözlü bir edebiyat ürünüdür.

*Olaylar hayal ürünüdür.

*Yer ve zaman belli değildir.

*Kahramanlar insanüstü nitelikler gösterir.

*İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür.

*iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.

*Eğiticilik esastır. Evrensel konular işlenir.

*Olaylar miş'li geçmiş zaman kullanılarak anlatılır.
72  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Makale : Kasım 20, 2008, 09:44:03
  MAKALE

     Bir gerçeği açıklamak, bir konuda görüş ve düşünceler  öne sürmek ya da bir tezi savunmak, desteklemek için yazılan yazılara makale denir.

*Anlatım yalın ve yoğundur, nesnel bir nitelik taşır.

*Öne sürülen düşünce ve tez kanıtlanır.

*Söz oyunlarına baş vurulmaz, süslü anlatımdan uzak durulur.

*Her konuda makale yazılabilir.

*Gazete ve dergilerde yayımlanır.
73  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Ynt: Deneme : Kasım 20, 2008, 09:43:44
DİLİMİZ ÜZERİNE

Dilimiz, konuşma dilimizden çok yazı dilimiz, yıllardan beri, yüzyılı aşkın bir zamandan beri durmadan değişiyor. Değişmesini bir dileyen oldu bir buyuran oldu diye değil, değişmesi gerektiği için, değiştirmek zorunda olduğumuzdan, içimizden duyduğumuz için değişiyor. Elimizdeki dille, dünden kalan dille, istediğimizi söyleyemediğimiz, istediğimiz gibi söyleyemediğimiz için değişiyor. Bu değişme, bir bakıyorsunuz hızlanıyor, çok kimseleri şaşırtacak, başlarını döndürecek kadar hızlanıyor; bir bakıyorsunuz ağırlaşıyor, artık duracak sanıyorsunuz. Ama durmuyor. Durdurmak kimsenin elinde değil; durdurabilsek, çoktan durduracaktık. Yazarlarımızın çoğu ta başlangıçtan beri, bu değişmeye sinirleniyor, bu değişmeyi istemiyor. Kimi öfkelenip bağırıyor. Sonra öfkeleneni de, eğlenip alay edeni de değişmeye uyuyor, dilini değiştiriyor, bir gün önce istemediği yeni dille yazıyor.

Türkçe'de, yazı dilimizden Arap dilinin, Fars dilinin kurallarına göre kurulmuş isim, sıfat takımlarının, nasıl kaldırıldığını bir düşünün. Yazarlarımız, en ünlü yazarlarımız, karşı koymak için neler yapmadılar! "Terkipler kalkarsa Türkçe yazı yazılamaz... Dilimiz çirkinleşir..." dediler:

Genç Kalemciler'e ters baktılar, saldırdılar. Genç Kalemciler'e yenildi, bozuldu, ezildi sandık. Bir de baktık ki onların dediği oluvermiş, terkipler ortadan kalkıvermiş. Dilimize bir güzellik verdikleri söylenen o terkipler bize bir çirkin görünüverdi!

O kelimeleri atacak olursak birbirimizle anlaşamayacakmışız; yeni kelimeler uydurma imiş, kimse bilmiyormuş. Doğrusu, biz eski kelimeleri bilmiyoruz da asıl yeni kelimeleri biliyor, asıl onları anlıyoruz. Bunu görmek istemiyorlar.

Yazarlarımızın çoğunun yeni dile karşı koymaya kalkmalarının dil için de, o yazarlar için de büyük bir kötülüğü oluyor. Dil için de kötülüğü oluyor, çünkü yeni dil, yazarların, yani kendisini asıl kullanacak kimselerin payı olmadan kuruluyor; bu yüzden birtakım zevksizliklerin önüne geçilemiyor. Yazarlarımız için kötü oluyor, çünkü yarın onlar küçük düşecekler. Bu dili ister istemez kullanacaklar, daha doğrusu isteyerek, ötedenberi istediklerini sanarak kullanacaklar.

Bunun böyle olacağına hiç şüphemiz yok. Çünkü bu iş şunun bunun istemesiyle, buyurmasıyla olmuyor; bu iş yüz yıldan beri bütün ulusun buyurmasıyla oluyor. Türk topluluğu yeni bir dil arıyor, istediğini istediği gibi söyleyecek, kafa dili olabilecek bir dil arıyor. Yazarların buna karşı koymaları değil, bunu anlayıp o dilin kurulmasına çalışmaları gerekir.

Nurullah Ataç
   

 
74  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Deneme : Kasım 20, 2008, 09:43:30
DENEME

     Yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini, kesin kurallara varmadan, kanıtlamaya kalkmadan, okuyucuyu inanmaya zorlamadan anlattığı yazı türüdür.

*Yazar, kendisiyle konuşuyormuş gibi bir hava sezdirir.

*Samimi bir dil kullanılır.

*Yazar, öne sürdüğü görüşleri ispatlamak zorunda değildir.

*Yazarın kesin bir sonuca varma zorunluluğu yoktur.

*Nurullah Ataç "Deneme, ben ülkesidir" der.

*Yazar anlatımda ve konu seçiminde özgürdür.

*Türün ünlüleri, Ahmet Haşim, Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Selahattin Eyyüboğlu.
75  Eğitim - Öğretim / Edebiyat - Türkçe / Fıkra : Kasım 20, 2008, 09:43:10
 FIKRA

     Yazarın, gündelik olayları, özel bir görüşle, güzel bir üslupla, kanıtlama gereği duymadan yazdığı kısa, günübirlik yazılardır.

*Gazete yazısıdır.

*Yazar düşüncelerini kanıtlama yoluna gitmez.

*Dil tabiidir.Günlük deyimlere, yer yer nükteli sözlere yer verilir.

*Okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir hava sezdirilir.

*Türün ünlüleri, Ahmet Rasim, Falih Rıfkı,

Ahmet Haşim, Hüseyin Cahit Yalçın, Peyami Safa.
Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7 ... 31


hosting