Mesajları Göster
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 6
31  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Edebiyat / AdInI KoYaMaDıĞıMsIn.. : Şubat 26, 2008, 07:25:37
Ne zaman tanıdım seni diye düşündüm dün gece
Bulamadım
Sanki hep vardın bir yerlerde
Saklanmış
Ve bir anda
Ortaya çıkmıştın
Sen Zamanda bulamadığımsın...
Ne kadar seviyorum seni
Sevgi... Aşk...
Tutku... Hayal...
Sanki hepsinden de öte
Kalbimde
En derinde
Bir Duygusun Sen
Adını Koyamadığımsın...
Bitecek ve gideceksin bir gün
Biliyorum ama önemi yok
Sen bende sonsuza kadar kalacaksın
Ama
Ben sende olacak mıyım
Bir soruyum
Sen de
Cevabını bulamadığım..

32  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Edebiyat / ....Ozlemek.... : Şubat 26, 2008, 07:24:06
Özlediğim Nerdesin
yine daldım
gözlerim odaklandı
baktığım her yerde sen vardın
bakıyordum ..
görenler düşüncelisin bu sabah dediler
oysa ben oysa ben
gözlerim kapalı
sadece seni seyrediyordum ..

yüreğim de uçtu gitti içimden
bilmem ki nereye?

bir afeti canın sevgisine
öyle hasretim,özlemlerdeyim ki..

yüreğim;
senden başka yardımcım yok
konduğun yerlerde onu görürsen
benim yerime söyle aynen şunu;
söylersin değil mi?
“Sevgiyi taşımak değil,hasreti çekmek zor
Yaşamak değil, ölüm değil
Sevdiğini özleyip de görememek zor” diye..
33  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Edebiyat / Sensizlik : Şubat 26, 2008, 07:22:43
Karanlıkların en kuytusunda
Yalnızlıkların en derinini
Acıların en ağırını çekmekteyim
Yalnızım,yapayalnız.....
Böyle bir durumda acılarımı dindiren hiçbirşey yok
İşte!Olmayan şeylerle yaşıyorum...
Tabi,buna yaşamak denilirse.
Ne denir bu duruma?
Ölmek mi?
Hayır!Ölmedim...
Senin için yaşıyorum,
Yalnız senin için...
Kalbimdesin...
Onu senin için yaşatıyorum
Senin için durmaksızın çırpınıyor
Ne kadar acı verirsen ver
Yürek bu!!!
En ağır acılara bile dayanır...
Son ana kadar savaşır
Senin için çırpınır,
Yalnız senin için...
Bu deli yürekte yaşatabildiğim kadar yaşatıp,
Olmasan bile nefes almaya devam edeceğim...
34  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Edebiyat / Seveceksem BÖyle Sevmelİyİm....... : Şubat 26, 2008, 07:21:07
BİR GECE DİLİM TUTULMALI AY GÖKTEYKEN,
GİRDABINA DÜŞMELİYİM YALNIZLIĞIN
İHANETİN ADINI BİLMEMELİYİM
YA DA UĞRAMAMALI YALANLAR BEYNİME.
ZİNDANDAN MEKTUPLAR YAZMALIYIM
PENCEREMDE BİR KARANFİL SOLMALI,
İÇİMDE TEBESSÜMLER..
BİR YAKIN İKLİM OLMALISIN BANA.
AH EDERKEN,
GÜN GÖRMEMİŞ BİR YILDIZ KAYMALI.
SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM
YAŞAYACAKSAM BÖYLE..

BAŞUCUMDA KARA BİR KİTAP BULUNMALI
HER SAYFAYA ADIMI YAZMALIYIM.
HAYALLERİM GÖKTE YILDIZLAŞIRKEN,
LANET ETMELİYİM ŞANSIMA, TUTUNAMAYIŞIMA
AKLIMA GELDİĞİN ANLARDAKİ KAHROLUŞUMA
SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM,
KAHROLACAKSAM BÖYLE..

BİR BAŞKASI DEDİĞİNDE DİK OLMALIYIM
YA DA YABANCI BİRİSİ, SENİN İÇİN
İÇİMİN KAN REVANINI GÖRMEMELİSİN.
FIRTINALAR KOPARKEN İÇİMDE,
DUDAKLARIM SÜT LİMAN OLMALI
BİLMEMELİSİN YÜREĞİMİN EZİKLİĞİNİ
SEVGİMİ DARAĞACINA ASARKEN,
ELLERİM TİTREMEMELİ
SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM,
KAYBEDECEKSEM BÖYLE..

GİT DERSEN GİTMELİYİM, YALANDAN DA OLSA
GÖRMEMELİSİN BENİ ARKANDA
HEP KÖŞEBAŞLARINDAN BAKMALIYIM SANA
HER GÜN HAYALİN GEÇMELİ KAPIMIN ÖNÜNDEN
SANA BENZEYENLERİ SEN SANMALIYIM
SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM,
KANACAKSAM BÖYLE..

VEDA EDECEKSEM BÖYLE ETMELİYİM
YANINDA BİR YANINI DA GÖTÜREREK,
SESSİZCE AYRILMALIYIM BU DİYARDAN.
BEN MEÇHULE KARIŞIRKEN,
SEN KIRMIZI BİR GÜL BULMALISIN..(?)
ECEL BAŞUCUMA DAYANIRKEN
KİMSE BİLMEMELİ
SEHER VAKTİ KAPIM ÇALINMALI
SEN UYKUDAYKEN, ALEM UYKUDAYKEN
DÜŞLERİM, ÜMİTLERİM, HEPSİ UYKUDAYKEN..
ÜMİDİMİ İSMİNE GÖMMELİYİM!
GÖZLERİM BOŞLUĞA BAKARKEN,
HAFİFTEN BİR YAĞMUR YAĞMALI
SEVECEKSEM BÖYLE SEVMELİYİM,
ÖLECEKSEM BÖYLE
35  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Edebiyat / Ya Nazlı da hayalse? : Şubat 26, 2008, 07:19:36
Hiçbirşey umurumda değildi.Her şey, bütün bir Dünya hayal olabilirdi ama ya Nazlı...Ya o da hayalse? Bu ihtimal beni delirtmeye yetiyordu.Annem birçok ilaç getiriyor ve
bunların rahatlamam için olduğunu söylüyordu.Ama ben zaten rahattım.İşten ayrıldım ve aradan 3 gün geçtikten sonra dışarı çıktım.Her zaman gittiğimiz parka gittim.Arkadaşlar yine
oradaydı.Aslında belki oradan hiç ayrılmamışlardı.Onlarla konuşurken parktaki diğer insanların alaylı alaylı güldüğü fark ettim.O gülen insanlara,"Siz gerçek değilsiniz!" diye bağırdım.
Ama onlar sadece gülüyorlardı.Peşimi bırakmalarını söyledim.Nereye gidersem onlarda benimle beraberlerdi.İlaçlar beni iyice dağıtmıştı.Düşüncelerimi toplayamıyordum.Arkadaşlar da yavaş yavaş
benden uzaklaşıyorlardı.Nazlı'yı aramaktan korkuyordum.Çünkü ararsam Nazlı diye birinin olmadığını anlayabilirdim.Bir gün dayanamayıp aradım ve her zamanki yerimizde buluştuk.Ona bir yandan
başıma gelenleri anlatırken diğer yandan da çevredeki insanları süzüyordum.Yine bana gülmelerinden korkuyordum..Eğer bana gülüyorlarsa bu Nazlı'nın olmadığını gösterecekti.Evet çevredeki
insanlar yine bana alaylı bakıyorlardı ama bu defa gülmüyorlardı.Nazlı olayı beni gün geçtikçe bitiriyordu.

Bir gün anneme Nazlı'yı eve getireceğimi söyledim.Annemin gözleri kocaman oldu.Yine bir hayali eve getireceğimden korkuyordu.Ama ben kendime güveniyordum.Nazlı bir hayal değil gerçekti.
Annem isteksiz olsa da benim ısrarımla kabul etti.Öbirgün Nazlı'yla buluştuk ve ona ,"Seni biraz sonra anneme ******üreceğim," dedim.Nazlı çok telaşlandı.Hazırlıksız olduğunu söyledi ama ben ısrar edince
kabul etti.Artık geri dönüş yoktu.Biraz sohbetin ardından eve doğru yola koyulduk.Sokağa gelip eve yaklaştığımızda son bir kez kulağına eğilip "Seni çok seviyorum," dedim.Eve geldik,kapıyı çaldım.Annem
kapıyı açtığında ben önden girip ayakkabılarımı çıkardım ve Nazlı'yı içeri aldım.Anneme bakıp gözlerimle Nazlı'yı işaret ederken kalbim duracaktı sanki.Annemin gözlerindeki yaşı görünce olduğum yere yığıldım.
Demek yine hayaldi...Ama annemin ağzından çıkan şu kelimeler benim için o an bir dua kadar kutsaldı; "Hoş geldin, güzel kızım,,,"


ALINTIDIR...
36  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Edebiyat / Bir Şizofrenin Aşkı : Şubat 26, 2008, 07:18:55
babam öleli 12 yıl olmuştu ve ben 20 yaşına geldiğimde babasız olmaının acısını artık çok daha iyi anlıyordum.
Annemel birlikte küçük ama mutlu bir dünya kurmuştuk kendimize.Mevsimlerden bahardı,sokaklarda parklarda dolaşıyordum.
Bu bahar daha bir çoşkulu hissediyordum kendimi.Birçok arkadaş endimiştim.Mehmet,Can Canı'ın kuzeni Merve ve daha birçoğu...
Her gün belirli saatlerde buluşup eğlenceli dakikaler yaşıyorduk.Onlarla o kadar eğleniyordum ki işe dahi gitmiyordum.

Yine işe gitmediğim bir günde yalnız başıma dolaşırken arkadaşlarımla her zaman oturduğumuz parkta gördüm onu.O kadar güzeldi ki..
Bir süre çevresinde dönüp beni fark etmesini umdum ama bana hiç bakmıyordu.Tam umutsuzluğa kapılmışken son bir cesaretle yanına yaklaştım ve
"Oturabilir miyim?" diye sordum.Deniz mavisi gözleriyle bakıp ,küçük bir tebessümden sonra."Oturabilirsiniz" dedi.Kalbim heyecandan deli gibi çarpıyordu.
Ne söyleyeceğimi bilemiyordum.Sonra kısık bir sesle,"Adım Vedat," diyebildim.Bana dönüp "Nazlı" dedi.Bir süre sonra telefonlarımızı birbirimize verdik
ve ayrıldık.Akşsam olanları anneme anlattım.Annrm gözlerimdeki mutluluğu fark edince çok sevinmişti.


Arkadaşları bize davet ettim

İlerleyen günlerde Nazlı ile daha sık görüşür olduk. Zaman ilerledikçe ona daha çok bağyaaıyordum.O hayatıma girdikten sonra işe gitmeye bile bişlamış,diğer
arkadaşlarımla da daha az görüşür olmuştum.Arkadaşlar sitem edince kendimi affettirmeye, onları akşsam yemeğine davet ettim. ve hazırlık yapmak için erkenden eve
gittim.Anneme arkadaşlarımın geleceğini ve güzel bir yemek yapmak için hazırlığa başlamamamız gerektiğini söyledim.Akşsam gelip çatmıştı.Kapı çaldı, hemen koşup açtım
.Arkadaşlar gelmişti.Onları salona alıp sofrayı hazırlamak için mutfaktaki anneme yardıma gittim.Sofra hazırlandıktan sonra salona geçip onları içeri çağırdım.
Arkadaşlarımı masaya alırken annemin bakşlarındaki korku ve şaşkınlık ifadesine bi anlam verememiştim.Tam arkadaşlarımı tanıtıyordum ki annem büyük bir feryatla
masadan ayrılıp gitti.Olanları bir türlü anlayamıyordum.Arkadaşlardan özür diledim ve yemeğe başladık.Yemeğin ve sohebtin ardından arkadaşlar gitti.Annemin odasına
olarnları sorduğumda hiç cevap vermedi.Sadece yüzüme bakıp ağlıyordu.

Eve gelen misafir

Aradan 3 ay geçmişti. Arkadaşlarla ve çzellikle Nazlı ile görüşmelerimiz iyice sıklaşmıştı.
Bir ara anneme sözü Nazlı'dan açıp onunla birbirimizi ne kadar sevdiğimizi ve evlenmek istediğimizi
anlattım.Annem mutlu olmamdan gülüyordu.Ama gözündeki korkuyu ve acıyı hissedebiliyordum.Öbür gün iş
dönüşü eve geldiğimde bir misafir vardı.Tanıştıkve annem o arada kayboldu.O adam bana tuhaf sorular
sorup durdu.1-2 saat oturduktan sonra annem gelip misafiri yolcu etti.Anneme gelenin kim olduğunu sorduğumda
doktor olduğunu söyledi."Yoksa hasta mısın?" dedim.Annem doktrun benim için geldiğini ve sadece genel bir
kontrol yaptırmak istediğini söyledi.Sabah erken kalkıp hastaneye gittik ve bir çok testten geçirildim.
Bir kaç saat sonra doktor gelip hiçbir şeyimin olmadığını söyledi ve annemi odasına çağırdı.Akşsam eve
geldiğimde annemin gözleri ağlamaktan şişmişti.Ne olduğunu sorduğumda, "Bir cenazeye gittim,çok etkilendim,"dedi.
Artık Nazlı ile hemen hemen her gün görüşüyorduk.Her geçen gün ona olan aşkım içimden taşacak gibi oluyordu.Eve erken
döndüğüm bir gün misafirler olduğunu gördüm.kimse beni fark etmedi.Mutfağa gidip atıştırırken ister istemez konuşulanlara kulak misafiri
oldum.Konu bendim ve annemin niye böyle üzgün olduğunu o an anladım.Meğer hastane , doktor hep bu yüzdenmiş.Meğer ben şizofreni hastasıymışıım
adını bie bilmediğim bu hastalık beni hayal dünyasında yaşamama neden oluyomuş.Misafirler gidene kadar ortaya çıkmadım
Annem onları geçirince beni arkasında gördü ve "Birşey duydun mu?" der gibi yüzüme bakıyordu.Ona, "herşeyi duydum," dedim.
Kadıncağızın gözleri dolmuştu ve bana sarılarak ağladı.Ona üzülmemesini ve kendimi çok iyi hissettiğmi söyledim ama gerçekten korkmuştum.
Bana arkadaşlarımı davet ettiğm gün hasta olduğumu anladığını söyledi.Annemin anlattığına göre benim hiç arkadaşım yoktu.Eve davet ettiğim
kişiler tamamen hayal ürünüydü.Annemin hazırladığı sofrada sadece ben oturmuştum ve sanki arkadaşlarım varmış gibi saatlerce o hayali varlıklarla konuşmuştum.

37  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Edebiyat / Nedir Ask???? : Şubat 16, 2008, 10:49:02
NEDİR AŞK

Aşk fedakârlık ister,
İhanet karlık değil,( Asla )
Karşılıklı sevgidir,
Saygı üzerine kurulmuş bir köprüdür,
Her şeyi silmektir, belki de,
Aşka değer vermektir, Birde aşkına,
Canım bitanem dediğine,
Beynin bedeni istilasıdır bu,
Yada beynin bedene hükmü,
Aslında bilinmez,
Hangisinin hükümdar olduğu,
Anlatılmaz bir fedakârlıktır bu,
Sadece yaşanır, anlatılmaz,
Onunla ağlamaktır beklide,
Yada onun için ağlamak,
Gülmeyi ve hissetmeyi onunla yaşamak,
Onu her an merak etmek, yada özlemek,
Aşk çok şey ister aslında,
Bilinenlerin ötesinde,
Bilinmeyenleri çözmektir,
Aslında bu kadarda zor değildir aşk,
Karşılıklı yaşayabilmektir,
Candan Aşkım diyebilmektir,
Tad almanın ötesinde,
Adnan ŞEVİK
Bir Garip İnsan
İşte Böyle Bir Ozan
AŞK…………………………………………………………………………………………
KARŞILIKLI YAŞAYABİLMEKTİR,……………………………..
CANDAN AŞKIM DİYEBİLMEKTİR,…………………………..
TAD ALMANIN ÖTESİNDE,………………………………………………..
38  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Edebiyat / ……..sevmek ......... : Şubat 16, 2008, 10:47:42
Korkunun olduğu yerde aşk yoktur. Cesarettir sevmek.
Düzenlere,oyunlara,kötülüklere meydan okumaktır. Sevmek; uzaklaşmaktır yalandan,bencilliği hiçe saymaktır.
Bir başka açıdanda inanmaktır sevmek. Gerçekten inanmaktır, tümden inanmaktır.
İnsan sevince; sevdiğine bütün varlığı ile teslim olmamışsa,yeteri derecede sevmemiş demektir.
Ve ona kayıtsız şartsız inanmıyorsa,sevgiden bahsetmeye bile hakkı yoktur.
Kıskançlık inancımızın bütünlüğü ölçüsünde besler aşkı. Şüpheyse öldürür.Şüphenin olduğu yerde inancın yeri olmaz. Sevgiden bahsedilemez orada.
Kıskançlıksa; kutsal bir duadır,dudağında sevenlerin. Sevmek; var olmaktır bir bakıma,derinden bakılınca yokluğa benzer.
Sevmek bütünlenmektir. Çok seven eksildiğini zanneder,oysa artmaktadır sevmek,çoğalmaktır.
Çevrenin gözlerimizden silinmesi, önce bir eksilme hissi verir insana. Fakat o her şeyimizi varlığı ile doldurdukça arttığımızı anlarız.
O bir tek kazanç,bütün kayıplarımıza bedeldir. Bir an gelir; her şeyi onunla değerlendirmeye başlarız. O bugün mutluysa yaşamak güzeldir. Kabımıza sığmayız. Şarkılar söylemek gelir içimizden. O kederliyse ,gözlerimizde herşey kederlidir artık. Bütün güzellikler bir bir yitirirler anlamlarını. O anlarda ölümü düşünürde,yine ölemeyiz kurtulamamak için.
Yanmaktır,tutuşmaktır sevmek ve yaşadıkça hiç sönmemektir.
Dinle sana sevmenin ne olmadığını söyleyeceğim önce. Ne olduğunu sonra anlayacaksın.
Dinle, sevmek alış veriş değildir. Geometri değildir,aritmetik değildir. En değerli şeydir belki,ama karşılığında hiçbir şey alınmaz. Karşılıksız bir çeke atılmış kuru bir imza değildir sevmek.İskambil kağıdı değildir,zar değildir,bir dilim değildir,hesap pusulası değildir sevmek. Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir,altınla değil.
Sevilmekse; sevmenin mükafatıdır ancak,karşılığı değil. Bir sevgiye eş bir başka sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür.
Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir. Derinlik sanırsınız,yüksekliktir o. Sevgi; dudak değildir,göz değildir,saç değildir. Sandalye değildir sevgi,yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir,içemezsiniz fakat herşeyden güzeldir sarhoşluğu.
Geçip karşısına seyredemezsiniz,manzara değildir,tablo değildir,heykel değildir.
Okuyamazsınız kitap değildir. Bilmece değildir,çözemezsiniz.
İstesenizde içinizden atamazsınız.
Kan değildir,kesip damarınızı akıtamazsınız.
Siz ağladıkca o güçlenir içinizde.
Akmaz, gözyaşı değildir.
Kuş değildir uçmaz,
çiçek değildir koklanmaz.
Bitmez çile değildir.
Ne desen o değildir sevmek.
SEVGİYİ TARİF ETMEYE KALKSAM,SENİ ANLATIRDIM DÜNYAYA . . .

Ümit Yaşar Oğuzcan
     
39  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Edebiyat / SevildİĞİn Kadar Sevİlİrsİn! : Şubat 16, 2008, 10:45:05
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer.
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer,
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ışıttığı kadar sıcak
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak!
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Her şey sende gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbin attığı kadar canlısın
Gözlerin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin.
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğü rengin
Yaşadıklarını kar saymaz.
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadar ömrün
Gülebildiğin kadar mutlu ol üzülme
Bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi
Sevdiğin kadar sevileceksin
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Bebek ağladığı kadar bebek
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Ve her şeyi öğrenebildiğin kadar bilirsin
Bunu da öğrenki; SEVILDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN!


En sonunda öğrendim galiba ya da kafama vura vura zorla öğrettiler. Neyi mi ?
Aklımı kullanmayı..İyice tanımadan hiç bir insana bağlanmamayı..Beni takmayanı takmamayı
Verdiğim değeri haketmeyen insanları silmeyi..Arkama dönüp bakmamayı..İnsanları değiştiremeyeceğimi (özellikle yalancıları)İnsanların dolduruşuna gelmemeyi..Çamura taş atmamayı (mutlaka üstünüze sıçrar)
Hiç kimse için kendime saygımı yitirecek birşey yapmamayı..
Gözyaşlarımın değerini bilmeyi ve onları değmeyecek şeyler için harcamamayı..
Bir çift tatlı söze kanmamayı..Ben izin vermeden kimsenin beni üzemeyeceğini..
Kendimin herşeyden önemli olduğunu ÖĞRENDİM!
Seni kaybettim ama en önemlisi , kendimi yeniden kazandım.

senin olduğumu bilmek güç veriyor bana Her zorluğa katlanabilecek gücü sen
veriyorsun bana. ..sana ulaşacaksam eğer hiç şikayet etmeyeceğim bundan
sonra Böyle aşk olsunda varsın zor olsun...
40  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Edebiyat / Sevgi kırıntısı : Şubat 16, 2008, 10:43:38
--------------------------------------------------------------------------------

Yeni evli bir çift vardı.
Evliliklerinin daha ilk aylarında,
bu işin hiç de hayal ettikleri gibi
olmadığını anlayıvermişlerdi.


Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi.
Son zamanlarda o kadar sık olmasa da,
evlenmeden önce sık sık birbirlerini
çok sevdiklerine dair ne kadar da
dil dökmüşlerdi.


Ama şimdilerde, küçük bir söz,
ufak bir hadise aralarında orta çaplı
bir kavganın çıkasına yetiyordu.


Bir akşam oturup ilişkilerini
gözden geçirmeye karar verdiler.
Her ikisi de, boşanmayı
istememekle beraber, işlerin böyle
gitmeyeceğinin farkındaydılar.


Erkek, 'Aklıma bir fikir geldi' dedi.
'Bahçeye bir ağaç dikelim ve eğer
bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım.
Kurumaz da büyürse bunu bir daha
aklımızdan geçirmeyelim.
Bu süre içinde de
ayrı ayrı odalarda kalalım.'


Bu ilginç fikir
hanımının da hoşuna gitti.
Ertesi gün gidip
bir meyve fidanı aldılar ve
birlikte bahçeye diktiler.
Aradan bir ay geçti.
Bir gece bahçede karşılatılar.
Her ikisinin de elinde
içi su dolu birer bidon vardı
__________________
41  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / AnketLeR / bil bakalım : Şubat 09, 2008, 05:29:00
ben neyim Gülümseme
42  ––––•(-• Radyom GeneL •-)•–––– / Tanis Kaynas / Ynt: SELAM MMİLLET : Şubat 09, 2008, 04:31:27
candostum h.g Gülümseme
43  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Edebiyat / Sen hiç... : Şubat 09, 2008, 01:52:34
Sen hiç sabahın altısında sevdin mi?..
Bir kaç saat önce soytarılık yaparken; eğlenceden, neşeden edindiğin maskeyi, aylar sonra göz yaşlarınla düşürdün mü?..
Utandın mı kendinden?
Meteoroloji illa ki kar beklerken doğan günde, hiç durmaksızın yağan yağmurdan çekindin mi?..
Ve merak ettin mi, nereye gidiyor bunca göz yaşı, bunca yağmur?..
Yaşanılan ne varsa sıraya giriyordu sanki...
Söküp atsam...
Her neredeyse deşip çıkarsam...
Yoook... Yoook kalsın orda!..
Unutmadan bu telaşı...
Yağan yağmuru...
Birikmiş anıları...
Eve koşmalı...
Sen hiç sabahın altısında kaleme kağıda sarılıp yazdın mı?..
Uykunun en sıcak yerindeyken bir çoğu, belgeledin mi yalnızlığını...
Yürümek geçti mi aklından Fethiye Caddesi boyunca?..
Yağmur olmak istedin mi?..
Kimse duymayacak nasıl olsa...
Bağıra bağıra ağlamak düştü mü usuna?..
Sen hiç sevdandan tiksindin mi?..
Hayasızca umutlandğın için...
Bittiğini kabullenemediğin için...
Ve lanet ettin mi böylesine bir bahta?..
Sen hiç şükretmenin keyfini ıska geçtin mi?..
Uykuların zehir zıkkım oldu mu?..
Sen hiç.............
Hiç!
44  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Edebiyat / »»-(¯`·.·´¯)-» 5 SeVGi DiLi «-(¯`·.·´¯)-«« : Şubat 09, 2008, 01:50:12
1- ÖVGÜ SÖZLERİ: Bütün insanların doğasında vardır. Övülmekten, taktir görmekten hoşlanırlar... Ama bazı insanlar da vardır ki, onlar da bu istek, çok daha aşırı derecede olur... Sevdikleri insanlar tarafından övülmeyi ve takdir görmeyi, özellikle isterler... Birinci sevgi dili, ÖVGÜ SÖZLERİ olan bi insan, sevgilisi ya da eşi tarafından sürekli övülmek, taktir görmek ister. Kendisine güzel iltifatlarda, bulunmasından hoşlanır. Hatta sevdiği bütün insanlardan, bunu bekler... Mesela; Bi bayan düşünelim. Giydiği yeni kıyafetle, sevgilisinin/eşinin karşısına çıktığı zaman, ondan güzel bi söz bekler... Yaptığı yemeğin tadına bakan, eşinin/sevgilisinin kandisine güzel bi iltifat etmesini bekler. Aksi taktirde alınıp, kırılabilir... Sevdiğine gücenebilir... Böyle insanlar sevildiklerini ancak, kendilerine söylenen güzel ve tatlı sözler yoluyla anlayıp, hissedebilirler...


2-NİTELİKLİ BERABERLİK: Birinci sevgi dili, NİTELİKLİ BERABERLİK olan bi insan, sevdiğinin kendisine, zaman ayırmasını bekler. Zira zamanını, sevdiği insanla paylaşmak ister. Örneğin onunla; Parka, sinemaya, pikniğe ya da herhangi bi yere beraber gitmek ister. Oturup, sevdiği insanla saatlerce konuşmaktan zevk alır... Dertlerini, sıkıntılarını, sevinçlerini hep, sevdiği insana anlatmak ister. Herhangi bir işte, önce onun fikrini almak, ona danışmak ister. Bunları yapabilmek için de, genelde karşı taraftan tatlı bi teklif bekler. Mesela sevdiği kişinin kendisine (((Yerine ve duruma göre))); "Bi derdin var galiba, benimle paylaşmak ister misin?.." "Eee, bugün neler yaptın bakalım?.." vs. Nazik bi şekilde sorması, çok hoşuna gidecektir..


3-ARMAĞAN ALMA: Hiç şüphesiz, bütün insanlar, hediye/armağan almaktan, büyük mutluluk duyarlar. Hediye/armağan, aradaki sevgiyi elbetteki, daha çok pekiştirir. Ama birinci sevgi dili, "ARMAĞAN ALMA" olan bi insan için, hediye/armağan çok daha şey ifade eder. En önemlisi de, sevildiğini bu şekilde anlar. Bu yüzden, sevdiği kişiden, zaman zaman, özellikle de özel günlerde, hediye bekler... Çünkü, sevildiğini ve düşünüldüğünü bu yolla anlar ve hisseder... Tabi kendisi de bu yolla sevdiğine, sevgisini gösterecek ve onu mutlu etmeye çalışacaktır...


4-FİZİKSEL TEMAS: Birinci sevgi dili, FİZİKSEL TEMAS olan bi insan, sevdiği insanla sık sık cinsel ilişkide bulunmak isteyebilir. Ama fiziksel temas, sadece isteğinden ibaret değildir. Sevgi dili fiziksel temas olan insanlar, GENELDE, sevdiği kişiden/kişilerden şefkat bekler... Sevdiği insanın elini sıkıca tutmak ya da ona sarılmak ister. Bi bayan düşünelim. Kendisini kötü hissettiği anlarda, başını partnerinin göğsüne dayamak ister. Partnerininde, buna karşılık olarak, saçlarını okşamasını ya da ona sıkıca, sarılmasını bekler... Sürekli partnerine dokunup, sarılabilir, ya da onu sık sık öpmek isteyebilir... Sevgisini anca, bu şekilde belli eder. Tabi sevdiği insanın da, sevgisine bu yolla karşılık vermesini bekler... Çünkü, sevildiğini bilmek ve hissetmek ister...


5-HİZMET DAVRANIŞI: Birinci sevgi dili, HİZMET DAVRANIŞI olan bi insan, sevdiğinden kendisine hizmet edilmesini bekler. Daha doğrusu, sevdiği insanın kendisi için, çalışıp, çabalamasını arzular... Örneğin sevgi dili hizmet davranışı olan bi erkek, sevgilisinin/eşinin, hazırladığı yemek karşısında çok mutlu olabilir. Ya da, elbiselerinin ütülenmiş olduğunu görmesi ve yahut eve geldiğinde, evini pırıl pırıl görmesi vs... Eşinin kendisini sevdiğini, ancak eşinin kendisi için yaptığı, emek harcadığı bi işten anlayıp, hissedebilir... Aynı şekilde, kendisi de eşine, sevgisini bu yolla, hizmet davranışı dilinde, gösterecektir... Onun mutlu etmek için, en iyisini ve en güzelini yapabilmek için, var gücüyle çalışıp, didinecektir...


İNSANLARIN BİRİNCİ SEVGİ DİLİ, NASIL ANLAŞILIR...Ney?

Aslında bunu anlamak çok basit, hiçte zor değil... Partnerinizin sevgi dilini anlamak istiyorsanız eğer, öncelikle onun, size karşı nasıl ve ne şekil davrandığını gözlemleyin... Hangi hareket ve davranışlarınız karşısında mutlu olduğunu analize edin... Örneğin; Partnerinizin size, sık sık hediye mi alıyor?.. Bu onun birinci sevgi dilinin ARMAĞAN ALMA olduğunu gösterir. Ya da sık sık size sarılıp, öpüyorsa, saçlarınızı ya da yanağınızı vs. okşuyorsa, birinci sevgi dilinin FİZİKSEL TEMAS olduğu anlaşılır... Sizi sürekli övüp, iltifatlar ediyorsa, şiirler yazıp, takdir ediyorsa, ya da sık sık "SENİ SEVİYORUM" diyorsa, demek ki, partnerinizin birinci sevgi dili, ÖVGÜ SÖZLERİ'dir... Ve sizde ona sevginizi göstermek, hissettirmek istiyorsanız eğer, onun birinci sevgi dilini öğrenip, ona göre hareket etmeniz gerekir...

Ama şunu da bilmek gerekir; Bi insanın sevgi dili, sadece bir dilden ibaret değildir!.. Mesela bi insanın; birinci sevgi dili FİZİKSEL TEMAS, ikinci sevgi dilide NİTELİKLİ BERABERLİK olabilir. Nitelikli beraberlik'ten sonraki, sevgi dili de ARMAĞAN ALMA olabilir... Bu 5 sevgi dilindeki özellikler, bütün insanlarda olabilir. Ki vardır da... Ama en önemlisi birinci ve öncelikli sevgi dilidir. Onu daima bilmek gerek... Aksi taktirde; sevdiğimize, çoçuğumuza, arkadaşımıza ya da anne ve babamıza, sevgimizi göstermekte, onları sevildiklerine inandırmakta zorlanırız. "Ben annemden ve babamdan hiç sevgi görmedim." ya da "Eşim/sevgilim beni yeteri kadar sevmiyor, sevgisinden şüphe ediyorum" vs. gibi cümlelerin son bulması için, sevgi dilinden anlamak ve sevgimizi göstermekten asla çekinmemek gerekir... İnsanoğlu, kendisine açılan sevgi kapısını çarpıp, çıkamaz! Dünya da, paylaştıkça azalmayan tek şey SEVGİDİR!.. İşte bu yüzden, birinci sevgi dilini bilmenin önemi, büyüktür...

Sevdiğinize/Sevdiklerinize; sevginizi, onlara verdiğiniz değeri, göstermek ve hissettirmek istiyorsanız, onun birinci sevgi dilini öğrenin. Birinci sevgi dilini öğrenmek istiyorsanız, onun size nasıl davrandığını, sevgisini nasıl gösterdiğine bakın ve onun birinci sevgi dilini anlayıp, ona o şekilde sevginizi gösterin...


(((GARY CHAPMAN - 5 SEVGİ DİLİ ADLI KİTABINDAN KISA Bİ ÖZET)))
_________________
45  ––––•(-• Radyom GeneL Kategori •-)•–––– / Müzik / Nurettin Rençber-Ağlama Yar : Şubat 09, 2008, 01:47:23
Ağlama Yar

Sen leyladın bende mecnun çöller içinde
Sen alevdin bende rüzgar küller içinde
Gelde bir gör şu halimi kullar içinde
Ahhhh yeşermez bahçem kapanmaz
yaram zaman içinde
Ağlama yar ağlama yar ağlama yar ahh
Döneceğim ağlama bekle beni ağlama

Her selamın her kelamın yardır bende
Son bir kere görseydim son nefesimde
Sende git yar sende bırak sende unut beni
Ahhhh sararmaz bahçem
Kapanmaz yaram zaman içinde
Ağlama yar ağlama yar ağlama yar
Ahh döneceğim ağlama bekle beni ağlama
Sayfa: 1 2 [3] 4 5 6


hosting